Puan vermedi·352 syf.··
2026 4115. kitabı
Kitap benim için bir roman okumaktan çok, geçmişe açılan samimi bir kapıdan içeri girmek gibi oldu. Mehmet Culum, farklı dönemlerde yaşanmış olayları ve anıları öyle doğal bir dille anlatıyor ki, okurken karşınızda oturmuş size hikâyelerini anlatan birini dinliyormuş hissine kapılıyorsunuz. Kitabın en çok hoşuma giden yanı, insanların dil, din ve milliyet ayrımlarını henüz öğrenmediği çocukluk yıllarındaki o saf dostluğu anlatan bölümler oldu. Türk ve Rum iki çocuğun oyuncak değişimiyle başlayan arkadaşlığı, aslında insanların birbirinden ne kadar kolay uzaklaştırıldığını ve çocukların dünyasında bunun hiç yerinin olmadığını hatırlatıyor. İlerleyen bölümlerde ise 68 kuşağının hareketli günlerinden Amerika maceralarına, oradan da Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında yaşanan olaylara uzanan çok farklı hikâyelerle karşılaşıyoruz. Bazıları gülümsetirken bazıları düşündürüyor, bazıları ise insanın içini burkuyor. Özellikle gerçek yaşanmışlıklara dayanması anlatılanları daha etkileyici kılmış. Edebi açıdan çok iddialı bir eser olmasa da samimiyeti, içtenliği ve anlattığı döneme dair tanıklıklarıyla değerli bulduğum bir kitap oldu. Yakın tarihe, insan hikâyelerine ve anı türüne ilgi duyanların keyifle okuyabileceğini düşünüyorum. Kitabı bitirdiğimde aklımda en çok kalan şey ise dostluğun, insanlığın ve iyi niyetin her dönemde var olabildiği gerçeği oldu.
Yengeç DişiMehmet Culum · Sokak Kitapları Yayınları · 20189 okunma
"Mutluluk aranmaz, öğrenilir."
Puan vermedi·208 syf.··
2026 3. kitabı
"Mutluluk aranmaz, öğrenilir." ​Özgür Bolat’ın kitabının kapağında yer alan bu iddialı söz, gerçekten de çok çarpıcı. Zira çoğumuz —ben de dahil— mutluluğun sonradan öğrenilebilecek bir şey olduğunu düşünmeyiz. ​İşte bu noktada yazar bizlere bambaşka bir bakış açısı sunuyor. Üstelik bunu yaparken de tamamen bilimsel araştırmalardan ve deneylerden yardım alıyor. Bu durum anlatılan her şeyin altını dolduruyor ve okuyucuya "Evet, bu sadece bir tavsiye değil, kanıtlanmış bir gerçek" güvenini sonuna kadar hissettiriyor. ​Mutluluğun tanımı ile başlayan bu kitap, "Nasıl mutlu olurum?" sorusuna dair bilimsel veriler ışığında birçok kıymetli ipucuyla devam ediyor. ​Eğer siz de mutlu olmayı ve mutlu nesiller yetiştirmeyi istiyorsanız bu kitaba kesinlikle bir şans verin derim. Çünkü kitap bize mutluluğun varılacak bir istasyon olmadığını harika bir şekilde gösteriyor. ​ Peki sizce mutluluk bir hedef midir yoksa bir süreç mi? Yorumlarda buluşalım!
1K
Hepiniz Nasıl Mutlu Olursunuz?Özgür Bolat · Doğan Kitap · 2025134 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ama her insan aşkı farklı yaşar..
7/10
·224 syf.··
2026 65. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 14:51
Ahmet Ümit'in Aşk Köpekliktir adlı kitabı, birbirinden bağımsız öykülerden oluşan ve aşk kavramını farklı yönleriyle ele alan bir eser. Kitap boyunca aşk yalnızca romantik bir duygu olarak değil, insanın hayatını ve kararlarını derinden etkileyen karmaşık bir güç olarak karşımıza çıkıyor. Farklı karakterler ve hikâyeler aracılığıyla tutku, özlem, yalnızlık ve hayal kırıklığı gibi duyguların aşk ile nasıl iç içe geçtiği anlatılıyor. Kitabın adı ilk anda sert ve iddialı gelebilir. Ancak burada verilmek istenen mesaj hakaret etmekten çok, aşkın insanı zaman zaman kendinden vazgeçirecek kadar güçlü bir duygu olması. Yazar, âşık olan insanların mantıklarıyla değil duygularıyla hareket edebildiğini, kimi zaman gururlarını bir kenara bırakıp sevdikleri kişinin peşinden gidebildiğini gösteriyor. Bu yönüyle aşk, insanı hem güçlü hem de savunmasız bırakabilen bir duygu olarak ele alınıyor. Kitapta aşkın tek bir tanımı yok. Bazı öykülerde bir tutku, bazılarında bir bağımlılık ya da yanılsama gibi karşımıza çıkarken kimi zaman da insanın hayatına anlam katan özel bir deneyim olarak sunuluyor. Bu çeşitlilik, kitabın en dikkat çekici yanlarından biri. Her hikâye aşkın başka bir yüzünü gösterdiği için okur aynı duygunun farklı insanlarda nasıl farklı sonuçlar doğurabileceğini görebiliyor. Beni düşündüren noktalardan biri de aşkın her zaman fedakârlıkla açıklanamayacağı fikriydi. Yazar bazı karakterler üzerinden insanların bazen karşısındaki kişiyi değil, o kişinin kendilerinde uyandırdığı duyguları sevdiklerini hissettiriyor. Bu durum kıskançlık, sahiplenme ve kontrol etme isteği gibi duyguların da aşkın bir parçası olarak ortaya çıkmasına neden oluyor. Kitap, aşkın sadece güzel ve romantik taraflarına değil, insanı zorlayan ve karanlıkta bırakan yönlerine de yer veriyor.
Aşk
Aşk KöpekliktirAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202017,2bin okunma
9/10
·404 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 11:34
İyi Hissetmek – David D. Burns "(...) bu eserin benim için bir başucu kitabı olmaya aday olduğunu düşünmekteyim." Merhaba kitap dostları. David D. Burns'ın "İyi Hissetmek" isimli kitabını nihayet bitirdim ve içimdeki en net duygu şu: bu kitap, sadece bir "kendine yardım" kitabı değil. Aklın ve ruh sağlığının nasıl tamir edilebileceğine dair yazılmış pratik bir rehber. Kitap tam olarak ne anlatıyor? Kısacası, modern psikolojinin etkin yöntemi Bilişsel Davranışçı Terapi‘yi (BDT) anlaşılır bir dille evimize taşıyor. Burns, depresyon ve anksiyete gibi sorunların duygusal iniş çıkışlarını yönetmek için yıllar içinde test edilmiş, bilimsel geçerliliği kanıtlanmış araçlar veriyor. Türkçe çevirisinin alt başlığı ne kadar iddialı bir eser olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor: "Depresyonun Etkinliği Klinik Olarak Kanıtlanmış İlaçsız Tedavisi". Peki bu iddialı başlık inandırıcı mı? Kesinlikle evet. Kitabın ilk sayfalarında bu yöntemlerin üzerine yapılmış bilimsel araştırmaların sonuçları anlatılıyor. Hatta kitabın kendisi üzerinde yapılan bir araştırmada, kitabı alan hastaların depresyon puanlarında çok kısa sürede dramatik düşüşler olduğu ortaya konuyor. İşte bu yüzden elimde somut bir kanıt tutuyormuşum gibi hissettim. İtiraf etmeliyim ki, okurken tekdüze veya yorucu gelebilecek kısımlar da oldu. Vaka analizleri ve olay örgüleri yer yer akıcılığı bölse de, bunların hepsinin bir amaca hizmet ettiğini düşünüyorum. Yazar, teorik bilgileri gerçek insan hikâyeleri ile somutlaştırmaya ve aklımızda canlandırmaya çalışmış. Peki ya her şeyden önemlisi, bu kitap bana ne kattı? Bu kitap bana, ruh halimizin aslında düşüncelerimizin bir yansıması olduğunu öğretti. Duygusal çöküş anlarımda artık 'neden' diye sormuyorum, 'neyi yanlış düşünüyorum' diye sorgulamaya başlıyorum. Kendi
1000Kitap
İyi HissetmekDavid Burns · Psikonet Yayınları · 201815,5bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 7. kitabı
çok iddialı ama doğru: murakami en sevdiğim yazarlar arasında baya iyi bir sıralamada. her kitabı gibi, buna da bayıldım elbette(hala favorim sınırın güneyinde güneşin batısında olsa da....) her murakami kitabı gibi beni alıp yaşamın farklı yorumlandığı yerlere götürdü. bunu nasıl yapıyor bilmiyorum, aklımda çok cılız bir şekilde kalan bilgiye göre, sanırım kitaplarını önce ingilizce yazıp sonra japoncaya çeviriyormuş, özütleri iyi bir şekilde kusursuz bir yalınlığın içine saklamak için? süreç ne olursa olsun, başarıyor. murakami gerçekten bir şenlik ateşinde öylece otururken "ben bomboşum" diye ağlayan bir kadını bu kadar gerçek ve yalın yapabilecek sayılı yazarlardan. sahneye bir anlam vermeden, yavaş yavaş içinizde hislerin döşendiğini hissediyorsunuz onu okurken. bazı yerlerde düşünüyorum da, bence murakami de ne yazdığını bilmiyor bazen, ya da ne demek istediğini bilmiyor ve içimize böylesine işleyen şey de bu belki. neyse efenim, bu adam hayatı alıp küçültüyor, neredeyse gülünç olacak kadar basit bir şeye çeviriyor onu, yanlış ve eksik yollara sokuyor; sonra yılları kucaklıyor, bir labirentin içinde oradan oraya döndürüyor. ama yine de onu okurken ne yaşamın nefret edilebilir bir şey olduğunu düşünüyorsunuz, ne de zamanın akışından korkuyorsunuz- bir şekilde hem yılları hem zamanı koruyor, neredeyse sihirli ve bütünüyle insancıl olacak şekilde. murakami yanıltmaz bacim, ben buna da bayıldım
Tanrı'nın Bütün Çocukları Dans EderHaruki Murakami · Doğan Kitap · 2026164 okunma
Kutsal mı dedin?
7/10
·240 syf.··
2026 96. kitabı
Totem ve Tabu, Freud’un bireyin zihninden çıkıp toplumun zihnine bakmaya çalıştığı bir kitap. Bu kez odakta rüyalar, nevrozlar ya da cinsellikten çok dinler, yasaklar, ritüeller ve insan topluluklarının davranışları var. Freud, ilkel kabilelerden yola çıkarak günümüz insanının inançlarını ve toplumsal kurallarını açıklamaya çalışıyor. Cesur bir girişim olduğu kesin. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey Freud’un kurduğu bağlantıların genişliği oldu. Bir kabile ritüelinden başlayıp suçluluk duygusuna, oradan dine, ahlaka ve uygarlığa uzanabiliyor. Bazen bu geçişler oldukça etkileyici. Bir düşüncenin peşinden gidip onu farklı alanlarda sınama çabası kitabı ilgi çekici kılıyor. Ancak aynı noktada bazı soru işaretleri de oluşuyor. Freud’un kimi çıkarımları bana gözlemden çok yorum gibi geldi. Özellikle insanlık tarihinin çok eski dönemlerine dair yaptığı bazı açıklamalar kesinlikten uzak görünmesine rağmen oldukça iddialı bir dille sunuluyor. Bu durum kitabın bazı bölümlerinde bilimsel bir çalışmadan çok, zekice kurulmuş bir düşünce deneyimi okuyormuşum hissi yarattı. Yine de kitabın değeri bence burada yatıyor. Freud sadece insanların ne düşündüğünü değil, neden aynı şeylere inandığını da anlamaya çalışıyor. Kutsal kabul ettiğimiz şeylerin, yasaklarımızın ve korkularımızın kökenini sorguluyor. Üstelik bunu yaparken rahatsız edici sorular sormaktan çekinmiyor. Totem ve Tabu’yu okuduktan sonra Freud’un her iddiasına katılmak zorunda hissetmedim. Hatta bazı bölümlerde ikna olmadım. Fakat kitabı kapattığımda, günlük hayatta doğal ve değişmez kabul ettiğimiz birçok şeyin aslında ne kadar karmaşık temellere dayandığını daha fazla düşünür hâle geldim. Bazı kitaplar cevap verir. Bazıları ise insanın yıllardır cevap olduğunu sandığı şeyleri soruya dönüştürür. Ve yeni
Totem ve TabuSigmund Freud · Say Yayınları · 20167,9bin okunma