CANBAZ
Herkes Emine Işınsu’yu ideolojilerin kalbinden yazan bir kalem olarak tanır ama Canbaz, aslında bir 'denge' trajedisiydi bana göre .
Kitabın kapağındaki o silüet sadece bir sirk gösterisini değil; inançları, aşkları ve kendi benliği arasında gerilmiş bir telde yürümeye çalışan modern insanı temsil etmekte.
Çoğu okur bu romanı sadece bir dönem hikayesi gibi okuyup geçmekte lakin yazar burada bize şunu fısıldamakta aslında...İnsan, en çok kendi doğruları ile dünyanın gerçekleri çatıştığında canbazlaşır.
Sizce?...
Romanın kahramanları üzerinden izlediğimiz o siyasi çalkantılar, aslında hepimizin içindeki o bitmek bilmeyen fırtınanın bir yansıması. Dışarıda kavga varken içeride huzuru bulabilir misin? Ya da elinde o uzun denge çubuğu (ilkelerin) varken, rüzgar seni her yönden iterken nasıl dik durursun?
inanın bana öğretisi olan bir kitaptı bu okuduğum her ilerleyişimde kitabın özü size geri dönmekte adeta.Karakterler arası dialoglar enfesti.Su gibi akıp giden bir kitaptı benim için ve yeri ayrı olucaktır yazarın diğer kitaplarına göre... Ne kadar çok kitabı olsa da ben de etkisi oldukça etkili kaldı Canbaz'ın.
Zaten..
Hayat, altımızda bir güvenlik ağı olmadan yürüdüğümüz o ince ip değil mi?..Aslinda buradan bile bir açılım vermekte okura.
Kimimiz sadece düşmemeye odaklanıp önündeki ipe bakmakta, kimimiz ise aşağı bakma korkusuyla gökyüzünü ıskalamakta.
Yazar ise bize 'yürürken dahi göğe bakabilmeyi' hatırlatmakta.
Hani vardır ya herkesin bildiği "Gökyüzü senindir Gökyüzü herkesindir." Sözleri... Kulaklarımda inanın hep bu söz uğuldadı. Zülfü Livaneli müziği eşliğinde...
Eğer siz de hayatınızın bir döneminde kendinizi iki uçurum arasında, sadece kendi iradenize tutunarak yürürken hissettiyseniz; Canbaz size bir aynadan fazlasını sunacak Dönemler