İdil Aslan

İdil Aslan
@idilaslan
Kuşkusuz manastırdayken mucizelere tümüyle inanıyordu ama, bence, mucize gerçekçide hiçbir kaygı uyandırmaz. Gerçekçide iman uyandıran mucize değildir. Gerçekçi, zındıklık yolunu tutmuşsa, bir mucize görse bile kendinde buna inanmamasını sağlayacak güç ve yeteneği bulur. Mucize yadsınamaz durumda bile olsa boyun eğmez; duygularına sırt çevirir. Kabule yanaştığında ise bunu mucize saymaz, şimdiye kadar bilmediği bir olay olarak görür. Gerçekçinin imanı mucizeden doğmaz; iman, mucizeleri doğurur. Böyle kimse bir kere iman edince artık kendi gerçekçiliğinin zorunluluğu olarak mucize olanağını da kabul etmek zorundadır. Havari Thomas, görmeden inanmayacağını söylemiş, gördükten sonra, "Rabbimsin, Tanrımsın!" demişti. İnanmasının nedeni mucize miydi? Herhalde değil; inanmak istediği için inanmıştı. Hatta belki, "Görmeden inanmayacağım," dediği zaman bile varlığının en saklı köşesinde tümüyle iman etmişti.
Sayfa 27 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Çoğu zaman insanlar, hatta caniler bile, haklarında verdiğimiz yargılardan çok daha saf, temiz ruhlu olurlar. Biz de öyleyiz.”
Sayfa 6 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Elini savurdu ve sanki tüy gibi bir dokunuşla bir parça tozu silkelemiş gibiydi, bu toz da Harappa uygarlığıydı, Keldani şehri Ur'du; örümcek ağlarıydı, Teb'di ve Babil'di, Knosos'tu ve Miken'di. Silkele, silkele; hani Odysseus nerede kaldı, Eyüp nerede? Ya Jüpiter ve Gotama nerede? İsa'ya ne oldu? Silkele; ya o Atina ve Roma denen, Kudüs ve Orta Krallık denen antik pislik zerreleri, hepsi yok oldular. Silkele; İtalya'nın bulunduğu yer boşaldı. Silkele, katedralleri silkele; Kral Lear ve Paskal'ın düşüncelerini silkele. Silkele, Tutku'yu silkele, Requiem'i silkele, Senfoni'yi silkele, silkele...
Sayfa 59
Direngen elleri ve ayakları birdenbire ve güçsüz çırpınıp suya vurmaya başladı, ama onları çırpındırıp dövündüren isteği faydasızdı. Fazla derindeydi. Onlar hiçbir zaman onu yüzeye getiremezdi. Artık sonsuz karanlığın içine yuvarlandığını anlamıştı. Bu kavrayış onun son düşüncesiydi.
Sayfa 363
“Aşırı yaşama sevgisinden, Ümit ve korkudan kurtularak, Tanrılara, her ne iseler onlar Kısaca bir şükranı sunarız Ki hiçbir yaşam sonsuza dek sürmez; Ki ölüler asla dirilmez; Ki en yorgun ırmak bile Güvenle denize döner bir yerde.”
Sayfa 361