İftitah tekbirini kaçırmadan kırk vakit namazı cemaatle edâ eden kimse için Allah Teâlâ, biri nifaktan, öbürü de ateşten olmak üzere iki beraat kararı çıkarır.
Tirmizî
Kırkdördüncü Menâkıb: Bir gün sabâh nemâzı vaktinde, hazret-i Alî “kerremallahü vecheh” mescide giderken, yolda bir ihtiyâra rast geldi. İhtiyârın ak sakalına hurmet edip, önüne geçmeyip, âheste âheste ardınca giderdi. Mescid kapısına vardıkda ihtiyâr içeri girmeyip, gitdi. Hazret-i Alî “radıyallahü teâlâ anh” anladı ki hıristiyân imiş. Mescidde Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretlerini rükû’da buldu. Güneşin doğma zemânı yaklaşmış idi. Cemâ’ate uyup, nemâzı kıldılar. Nemâzdan sonra, Sahâbe-i kirâm “rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecma’în” hazretleri, Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretlerinden sordular ki: Yâ Resûlallah! Birinci rükû’da âdet-i şerîfinizden ziyâde durdunuz. O kadar ki, güneşin doğması yaklaşdı. Lutf edip, sebebini beyân ediniz. O Server-i Enbiyâ hazretleri buyurdular ki, (Âdet mikdârı rükû’ tesbîhini edâ etdikden sonra, Semi’allahülimen hamideh deyip, kıyâma kalkmak istediğimde, Cebrâîl aleyhisselâm sidret-ül müntehâdan sür’atle gelip, kanadı ile arkamı basıp, başı ile başımı tutup, kalkmama engel oldu. Bundan başka, hikmetinin ne olduğunu ben de bilmiyorum) buyurdular. Allahü Sübhânehü ve teâlâ azze şânühü hazretleri hazret-i Cebrâîle emr eyledi ki, var Habîbime, sebebini bildir. Eshâbına bu sırrı açıklasın. O sâat hazret-i Cebrâîl aleyhisselâm Habîbullahın huzûruna gelip, haber verdi ve dedi ki: yâ Resûlallah! Mubârek başınızı rükû’dan kaldırmak istediğiniz zemân, Allahü teâlâ bana emr etdi ki, var Habîbimin arkasını tut; rükû’dan kalkmasın ki, benim kulum Alî, yolda, bir ak sakallı ihtiyârın, sakalına hurmet edip, âheste yürümekle, cemâ’at sevâbından mahrûm kalıyor. Kalmasın, Habîbime erişsin. İftitâh tekbîrinin sevâbına nâil olsun. Ben de geldim, Sultânımı rükû’da tutdum ve Alî geldi. Hak Sübhânehü ve teâlâ hazretleri
Sayfa 350·Kitabı okuyor
Reklam
namaza konsantre olmak
●Bundan başka, yardımcı çarelerden birisi de, henüz tahrimden/iftitah tekbirinden önce kendisini buna hazırlamasıdır. Mesela ahiret hayatını hatırlamalı, burada Rabbine yakardığını, münâcât yerini düşünmelidir. Allah’ın huzurunda kendisinin hesaba çekilmekte olduğunu hatırlamalıdır. Kıyametin dehşet saçan durumunu gözleri önüne sermelidir. Dolayısıyla namaz sırasında kendisini meşgul edebilecek şeylerden, tahrimden/iftitah tekbirinden önce kalbini yukarıdaki yollarla vesveselerden arındırmalıdır. Nefsi için bir meşgaleye ve vesveseye neden olabilecek hiçbir şeyi bırakmamalıdır. ●Okumakta olduğun Kur'ân'ın kıraatın ne manaya geldiği üzerinde düşünmek
İmamla beraber iftitah tekbirine kavuşmak büyük fazilettir. İmama rükuda yetişen kimse o rekata yetişmiş olur.
Din
Mühim
Bir kaide: Beyân edilen sünnetlerden birine muhalefet etmek, mekruh sınıfına girer. Mekruh: Namaz kılan bir kimsenin namazda terki üzerine sevap kazanacağı ve yapmasıyla da sorumlu olmayacağı şeydir. Mesela; rükünlere intikal ederken tekbir almamak mekruhtur. Çünkü bu tekbirleri getirmesi sünnettir. Keza iftitah duâsını okumamak mekruhtur.zira bu duayı okumak sünnettir.
Din
Eğer bir kimse namazın sırrını bilirse, gaflet halinde kılınacak bir namazın aykırılığını anlar.Sözün özü şudur: Kalb/gönül huzuru namazın ruhu ve özüdür. Bu hususta istenen en azı da, tahrim/iftitah tekbiri sırasında huzurun var olmasıdır. Bundan azı helaktir.Fazla olması oranında ve namazın bünyesinde var olan huzur kadar ruh da rahata kavuşur. Doğrusu nice ölmüş diriler var. Sadece tekbir esnasında gaflete düşmeyip de, namazın sonraki tüm bölümlerinde gaflet içinde olan adeta hareketsiz bir diri gibidir. Allah’tan en güzel yardımı dileriz.
Reklam
Reklam