ilknura

Otuz sene kasap vitrini seyret­miş, lokma yiyememiş kedi gibi, otuz sene dünyayı seyret­tim lokma yiyemeden, artık canım da bir şey istemiyor. An­lamadım, adam olmadım, herhalde daha da kırığım, ama ar­tık bu vakit, o vakit değil, artık istemiyorum. Bazı şeyler dü­şünerek değil, üzülerek öğreniliyor. Ama öğrenilenden ve ne şekilde öğrenildiğinden asla bahsedilemiyor. Kişiyi kişi yapan bilgi de ancak böyle elde ediliyor. Kaynaksız, kırıklık, üzüntü, elde edemeyiş, kaçırış, en büyük fedakarlıkların ne­ticesinde en derin aşağılanış bilgiyi oluşturuyor. Öyle ki in­san bunları bildiğini bile söyleyemiyor, sadece artık öyle ya­şıyor. Daha neşesiz, daha sakin, kıpırtısız, daha dünyaya ba­ğını gevşetmiş, daha ince ve seyrek bakışlı, yeni üzüntüle­re ev sahipliği yapmaya daha hazır. Tanrı bu bilgilerin top­lamından istediği insanı mı çıkaracak, ne yapacak? İsteme­mek istenmemek gibi değilmiş, isteyip her zamanki gibi is­teğini gizleyip, her zamanki gibi isteğini elde edememek gi­bi hiç değilmiş. Güzelmiş, güzel. İstemem, vallahi istemem, billahi istemem, tallahi istemem. Hiçbir şeyinizi istemem.
Sayfa 37
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ar­tık otuz yaşındaydım.
Sayfa 23
İnsan bazen başlamasa ya hiçbir şeye. Dursa öyle.
Sana iyi gelmeyeni nasıl seversin? Sokakta mı buldun kendini? Bu, nasıl bir inattı böyle?