ignarus ignorantium

ignarus ignorantium
@ignarusignorantium
Puan vermedi·282 syf.··
2026 4. kitabı
Hisar'la ilk defa Yakup Kadri'nin anılarında karşılaşmıştım. Çok çekingen, mesafeli bir insanmış, kimseyle konuşmazmış ve herkese "siz" diye hitap edermiş. Sonra eserleri yayımlanmaya başlayınca onun edebiyatındaki derinliği gören arkadaşları, ondan çekinmeye başlamışlar çünkü nasıl bir gözlem gücü olduğunu fark etmişler. Gelelim romana... Hacı Vâmık Efendi, nâmıdiğer Çamlıcadaki enişte... Belki gerçek hayatta görsek yüzüne bile bakmayacağımız, yakınımız olsa mahallesine uğramayacağımız bir insan. Rüşvetçi, geveze, obur... Bir sürü kötü huya sahip ama kitap bitince özleniyor. Zaten iyi işlenen tüm karakterler kitap bitince insanın içine işliyor, kalıyor orada. Hisar için edebiyatımızın Proust'u diyebiliriz. Bir edebiyatçıyı diğerinin şubesi gibi anmak hoş değil ama gerçekten Prostien dediğimiz tarzda yazılmış bir kitap Ç.E. Eser, 1. tekil şahıs ağzından bir hatıra toplusu gibi anlatılıyor. Anlatıcı, roman boyunca Çamlıca semtinde oturan eniştesini, halasını ve köşkünü anlatıyor çoğunlukla. Durağan, aksiyonu düşük bir eser ama harika, şairane bir üslupla yazılmış. Eserde çok güzel aforizmalar var ve yazar eski İstanbul ruhunu, şehrin değişen yüzünü ayrıntılarıyla anlatıyor. Keşke İstanbul'un her semti ile ilgili bir roman yazılsaydı. Çünkü her semtin kendine has kültürü, kendine has bir dokusu vardı. Şimdi tüm bu semtler eridi gitti, yerlerine birörnek apartmanlar geldi. Bu eser "hatırlama" üzerine yazılmış bir eser. Bir olay, bir kişi, bir semt kaybolduktan sonra sadece hafızalarda yaşamaya devam ediyor. O hafızaların sahipleri de ölünce zaman her şeyin üzerine kalın bir perde çekiyor. .. Hisar hafızasının derinliklerinden çıkarabildiği anıları Vâmık Efendi'nin bünyesinde toplayarak yazmış. İyi ki de yazmış çünkü her paragrafta ayrı bir şiir, ayrı bir lezzet
Çamlıcadaki EniştemizAbdülhak Şinasi Hisar · Varlık Yayınları · 1967420 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·282 syf.··
2026 4. kitabı
Abdülhak Şinasi Hisar
7.7/10 · 420 okunma
Puan vermedi·260 syf.··
2026 3. kitabı
"Sen halkın uyanmasını bekliyorsun, oysa o namussuzlar, geceyi uzatmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu yüzden derim ki geceler çok uzun olacak buralarda" Ilgaz böyle diyor kitabında. Dediği de doğru. Bu öngörü için aydın olmaya gerek yok elbet. Ama Ilgaz geceyi yırtmaya çalışan, güneşi beklemeyen, güneşe koşan bir insandı. Bu yüzden de gerçek bir aydındı. Karasu'nun Gece romanında, geceyi yaratanlar, onu ilmek ilmek örenler vardır. Kim oldukları belli değildir bu insanların. Anlatının kendisi gibi muğlaktırlar, şekilleri şemalleri bile belirsizdir. Ülkede de yıllardır geceyi yaratanlar, onu ilmek ilmek örenler var. Bugün bile hâlâ en ufak bir aydınca fikir doğmadan katledilmeye, aydın insanlarsa kendi içlerine kapatılmaya çalışılıyor. Ama bir de kitabın karakteri Mustafa Ural gibi insanlar var. Eser tam bir klasik. 40'lı yılların atmosferini iliklere kadar hissettiriyor. Bir yanda memlekete zerre hayırları dokunmayan ırkçılar turancılar, diğer yanda memlekete, insaniyete bir şeyler katmaya çalışan yürek işçileri toplumcular... Bir taraftan süregelen bir savaş... Naziler ve Sovyetler çarpışıyor, Saraçoğlu hükumeti de karar mekanizmasını buna göre belirliyor. Mustafa Ural ise sokak sokak polisten kaçıyor, kireç çukurlarında, dost evlerinde, mahalle kahvelerinde saklanıyor... Geceleri karartma perdeleri çekiliyor, sıkı yönetim her bucakta varlığını hissettiriyor. Diğer yanda çay, ekmek bile bulamayan İstanbul halkı... 40'lı yılların ruhunu, aydınca yaşamanın ruhunu hissetmek isteyen tüm okurlara tereddütsüz öneriyorum bu eseri.
Karartma GeceleriRıfat Ilgaz · Çınar Yayınları · 20175,5bin okunma
Puan vermedi·95 syf.··
2026 2. kitabı
Özlü edebiyatımızın en iyi novella yazarlarından biri bence. Kısa ve etkili metinler yazıyor. Bu metinlere dikkat ettiğim zaman hiçbir gereksiz unsur göremiyorum, olması gereken şey sade ve derinlikli bir şekilde anlatılıyor sadece. Bir arayışın hikayesi Kanallar. Anlatıcı, sevdiği kadın Ana'yı bulmak için Amsterdam'ın kanallarla dolu sokaklarında gezinip duruyor. Ne bir adres ne bir telefon numarası. Elinde sadece bir sokak adı var ve bir isim: Ana. Ana, anlatıcının "mutlak" olanı arayışını simgeliyor. Kierkegaard'ın Cordelia'sı ile sürekli benzerlikler kuruluyor metinde. Anlatıcı içindeki boşluğu dolduracak olan "mutlak"ı, Ana isimli bir kadında somutlaştırmış. Âşık ozanların diyar diyar gezip rüyada gördükleri yâr'i araması da, bu durumun Anadolu'daki ve eski dünyadaki bir yansıması tabii. Mutlak'ı ararken seçilen mekanın da, kanallar ile iplik iplik örülmüş girift bir kent olması tesadüf değil bence. Okuru kendi ruhunun karmaşık koridorlarında gezdiren, dili sade ve çabuk biten ama okurun içinde yankılanan bir anlatı Kanallar...
KanallarDemir Özlü · Can Yayınları · 200031 okunma