ignarus ignorantium

ignarus ignorantium
@ignarusignorantium
Puan vermedi·288 syf.··
2026 1. kitabı
Malina, Bachmann'ın tek romanı. Daha başka romanlar da yazmak istiyormuş ama Roma'daki evinde bir yangında ölmüş. Bence felsefe mezunu ya da derin felsefî okumalar yapmış yazarlar, diğer yazarlardan ayrı bir konumda oluyor. Malina'yı okuyunca bu düşüncem bir kez daha pekişti. Az karakterli, az mekanlı, karakterlerin iç dünyasını yansıtan eserleri çok severim. Hatta son zamanlarda, bu tip eserlere o kadar daldım ki Türk ve yabancı birçok toplumcu yazarı ihmal ettim. Bu eseri de anlatı temelinde değil, anlatıcı üzerinden yorumlamak istiyorum çünkü hem çok bağ kurdum hem de çok ayrıştım kendisiyle. Anlatıcı, medeniyetten ve medeniyetin canlı birimleri olan insanlardan korkuyor. Medeniyeti bir kuşatılmışlık olarak algılıyor ve Viyana'da Macar Sokağındaki evinde tam bir inziva hayatı yaşıyor. Moskova, Washington, Berlin gibi yerlerde alınan kararlar ve gazete haberleri onu ilgilendirmiyor. O, dairesinde kendine güvenli (?) bir hayat kurmuş, medeniyete, dış dünyaya değmeden yaşamaya çalışıyor. Anlatıcının içinde sevgiden eser yok. Kendisi de dair hiçbir şeyi, hiç kimseyi sevmiyor. Sadece saplantılı bir şekilde bağlı olduğu İvan'a değer veriyor, ona da değer denirse tabii. Bir de Malina var. Malina çok dengeli bir insan ve hayatı ölçü üzerine kurulu. Anlatıcının ikinci bir karakteri gibi gözüküyor ve anlatıcı ile sürekli sokratik diyaloglar kuruyor. Olric'i çok andırıyor. Eser beni çok etkiledi çünkü anlatıcının bakış açısı çok farklı. Her şeyi eleştiriyor, her şeyle alay ediyor ve her şey onu kırıp darmadağın edebiliyor. Küçük detaylar üzerinde düşünerek muhteşem çıkarımlar yapıyor. Özellikle eserin ikinci bölümünde, babasına olan nefretini işlediği bir sürü kafkaesk hikaye var. Bu hikayelerin hepsi ayrı bi güzel. Ben eseri okurken aklıma hep Oğuz Atay geldi. İki
MalinaIngeborg Bachmann · Yapı Kredi Yayınları · 2025907 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·288 syf.··
2026 1. kitabı
Ingeborg Bachmann
7.9/10 · 907 okunma
Puan vermedi
Bu kitap, ölümün bir ülkede aniden yok oluşunu konu ediniyor. Ülkede o andan itibaren hiç kimse ölmüyor ve ülkede birçok şeyin değişmesi gerekiyor. Eser iki bölümden oluşuyor diyebilirim. İlk bölüm, ölümün yok oluşundan sonra, devlet, mafya, Katolik kilisesi ve bazı kurumların vatandaş üzerindeki etkisini konu ediniyor. Bu kısım daha çok toplumsal konuları içeriyor. İkinci bölümde ise ölümün (insanların canlarını alan bir varlık) iç dünyasına mercek tutuluyor. Bu kısım daha ilginç ve bireysel konular hakim. İlk bölümü okurken kendimi çokça sorguladım. Aslında konu çok basit. Ölüm bir anda yürürlükten kalktı, hayatında ne değişir? diye soruyor roman okuyucuya. Bu mesele insanın her gün aklına gelebilecek bir şey elbet. Ama kitap okuyucunun kafasına vura vura, defalarca ve derinlemesine, bu mevzuyu düşünmeye zorluyor. İkinci bölümde ise ölüm, klişe bir Azrail tiplemesi olarak karşımıza çıkıyor (kuru kafa, kapüşonlu, tırpanlı vs). Bu bölümde absürd durumlar ve mizahın seviyesi de yükseliyor. Normalde "fantazi" diye adlandırılan edebi türü ve onda yer alan absürd durumları sevmiyorum ama Saramago bu klişeleri, absürd durumları öyle güzel kullanıyor ki hiç sırıtmıyor (eser elbette fantazi türüne dahil edilemez, sadece özellikler bakımından yorumluyorum). bundan sonrası spoiler Son olarak hoşuma gitmeyen bir durum var. Eserdeki ölüm karakteri bir insana aşık oluyor ve yumuşamaya başlıyor. Ben bu durumdan hoşlanmadım (La Casa de Papel'deki emniyet müdürü kadınla profesörün aşık olması da sinirimi bozmuştu :D) Bu son duruma rağmen ben kitabı sevdim ve gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum, edebiyatla kalın, kendinize iyi bakın
Ölüm Bir Varmış Bir YokmuşJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202015,4bin okunma
Puan vermedi
Yaza Yolculuk... Bazı kitaplar var, adında yaz var bahar var ama üşütüyor insanı. Bu kitabın adında da var, içinde de var, hatta her hikayede güneş var, şezlonglar var, kadeh kadeh martiniler var... varoğluvar ama bir şey yok... İnsanı üşüten de o olmayan şey sanırım. Kitaptaki hikayelerin çoğu kendini hemen ele vermiyor. Yoğun bir ön gönderimle başlıyorlar. Ortalara gelene kadar o kimdi, bu neydi diyoruz ama sonradan açılıyorlar, teslim oluyorlar. Ben bu kitapta Ölen Otelin Müşterileri hikayesini çok sevdim. İlerde bir hikaye antolojisi hazırlarsam bu hikayeyi koymak isterim kitaptan :) Küçük Kötülükler, Bol Buzlu Bir Aşk Lütfen, Düzbeyaz Bir Çağrı da hoşuma giden diğer öyküler oldu. Edebiyatımızın zarif incisi Tomris Uyar'ın hikayeleri, kelime seçimi, söz dizimi de kendisi gibi zarif geldi bana. İyi okumalar :)
Yaza YolculukTomris Uyar · Can Yayınları · 20251,361 okunma
Puan vermedi
Eserde ağırlıklı olarak avukat Aydın'ın iç dünyası işleniyor. Aydın, 60 öncesi dönemde politik ve sol cenahtan bir öğrencidir ama zamanla ilkelerinden uzaklaşmıştır ve kanunsuz işler yürüten bir firmanın avukatlığını yapmaktadır. Bir gün bir cinayet işlenir ve bu cinayet Aydın'ın çalıştığı firma ile yakından ilgilidir. Aydın aynı zamanda kendinden 20 yaş küçük Harika ile evlenme sürecindedir. Bu iki olay romanın temel izlekleridir. Eserin ilginç yönü ise bir polisiye kurgusu barındırmasıdır. Hatta yazar polisiye eserlerindeki klişe unsurları bile estetik unsurlar olarak kullanmış bu eserde. Ben bu kitabı, Bener'in diğer eserlerine göre biraz sönük buldum. Özellikle, kusur olduğunu düşündüğüm bazı durumlara rastladım. Mesela romanın ilk 2 sayfasında 10-15 karakter romana dahil oldu ama sonrasında bu kişiler romanda yer tutmadılar. Zannımca yazar kurgu konusunda fikir değiştirmiş ama o karakter yığını eserin başında öylece kalmış. Diğer bir kusur da Aydın'ın evlilik sürecindeki bazı şeyleri göz ardı etmesi oldu. Yani taş olsa çatlayacağı durumlar vardı ama yazar kurguya sadık kalmak için karakteri eserin sonuna kadar sabrettirdi diye düşünüyorum. Her ne olursa olsun yine de bu kadar az okunmayı hak etmeyen bir eser. Mesela şu anda biri böyle bir kitap yazsa kolayca ünlenebilir diye düşünüyorum. Bir de kitaptaki Güzin ve Selma karakterlerini ayrı bir sevdim. Herkese iyi okumalar :)
Sisli YazErhan Bener · Kaynak Yayınları · 198488 okunma