ignarus ignorantium

ignarus ignorantium
@ignarusignorantium
Puan vermedi
Bu eser kitaplarımın arasında yıllardır durur. Nerden geldi, biri mi getirdi, hiçbir fikrim yok. Öylece dururdu ve zerre ilgimi çekmezdi. Nereden bilebilirdim ki bayılarak okuyacağımı? Bu yazı uzayıp gidecek. "tuluat, operet, kanto, orta oyunu, varyete, revü" gibi yok olmuş sahne sanatlarına az buçuk merakı olanlar buyursunlar. Öncelikle ben iflah olmaz bir mazi hastasıyım. Özellikle tanzimat ve cumhuriyet inkılapları arasındaki dönem beni bir anafor gibi içine çeker. O döneme dair elime ne geçerse okurum. Bu eser RNG.nin son eseri ve öldükten sonra yayımlanıyor. Yazarın bu romanı çok derin duygularla yazdığını düşünüyorum çünkü RN sahne sanatlarına çok düşkün bir isim. Eserde de bir trupun Anadolu macerası anlatılıyor. Birkaç eski sahne gediklisi bir araya gelir ve Darülbedayi'ye rakip olabilecek bir yeni tiyatro kurmak ister. Daha sonra Anadolu'ya turneye çıkarlar ama işler hemen bozulmaya başlar. Karadeniz'den Doğu Anadolu'ya, oradan İç Anadolu'ya sürüklenip dururlar, rüzgar nereye götürürse... Tabii bu tiyatronun modernliği falan kalmaz. Zamanla tuluat tiyatrosuna dönüşür. Para kazanmak için sahnede her türlü işi yaparlar. Bir cüce, bir zenci sokaklarda tellal bile çığırtırlar. Ama bu topluluğun bir özelliği vardır: Hiç kimse memlekete dönmek istemez çünkü orada kimseleri yoktur ki... Onlar dostluğun sıcaklığını, yiten günlerinin Son Sığınak'ını bulmuşlardır, ayrılmak istemezler. Eser 30lu yılların Anadolu'sunda geçiyor. Gençlik yılları İstanbul tiyatrolarında geçen bu dostlar Anadolu'yu karış karış gezerken bir yandan da inkılapların taşraya nasıl yansıdığını görüyoruz. Diğer yandan uzun savaş yıllarından sonra harap olmuş Anadolu şehirlerini, tek eğlenceleri sahneye çıkmış iki üç insan izlemek olan yerliler ve memurları gözlemliyoruz... Büyük olasılıkla bu
Son SığınakReşat Nuri Güntekin · İnkilâp Kitabevi · 1997488 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi
Üstad Saramago, İsa'nın hayatını kendi bakış açısıyla ele alıyor kitapta. Onu ve etrafındaki dünyayı yüceltmeden, insanî bir şekilde değerlendiriyor. Kitap Hristiyanlık adına çok ağır ve haklı eleştiriler barındırıyor. Aslında kitaptaki bütün tespitler ve hicivler her din için geçerli olabilir. Çuvaldızı kendine batıranlar için epey ufuk açıcı bir kitap olacağını düşünüyorum. Esere başlamadan önce 4 İncilin okunmasını öneririm çünkü eser, bunlardan yola çıkarak İsa'nın hayatını kurguluyor. Yazarın her meseleye bakışı farklı olduğu için okurun karşılaştırma yapması, metni daha sağlam bir yere oturtacaktır.
İsa'ya Göre İncilJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20183,139 okunma
Puan vermedi
Yazardan okuduğum ilk kitaptı ve izlenimlerim şöyle: Eser akıcı ve güzel vakit geçirtiyor. Bu akıcılığa rağmen hikayenin iyi işlendiği, sık dokunduğu belli oluyor. Özellikle Amin Maalouf severlerin okumasını öneririm. Bu iki yazarın farkından yazının sonunda bahsedicem. Eser Vinci'nin, Son Akşam Yemeği tablosundaki Yahuda için model aramasını konu ediniyor. Romanın çoğu da bu modelin (Behaim) başından geçenler (özellikle bir aşk macerası) üzerine kurulu. Benim beklentim Vinci'yi bir karakter olarak daha çok görmekti ama eseri olduğu gibi kabul etmek lazım :) Eserdeki olaylar Milano'da geçiyor. Dönemi iyi mi yansıtıyor, bilgim olmadığı için bir şey diyemem ama dönemin meyhaneleri, hanları, pazar yerleri, şatoları dolu dolu, detaylıca anlatılıyor. Eser bir tablo ile ilgili olunca resim sanatı konusunda daha derin olmasını beklerdim, bence bu konu daha detaylı işlenebilirdi (krş. Benim Adım Kırmızı ve Kayıp Zaman'daki ressam abi). Eserin bence bir de çok bariz bir kusuru var, bu model karakterimiz çok tesadüfi bir olay yaşıyor :) Koskoca Milano şehrinde yaşanan bu tesadüf, romanın tadını kaçırıyor maalesef (bence :). Amin Maalouf'a gelirsek... Onun tarihi romanlarında gelenekler, dönemin siyasi ortamı gibi unsurlar okuru dört bir yandan sarar. Karakterler bu siyasi ortamın bir ürünüdür ve çok özgün fikirler üretirler. Perutz'un eserinde ise siyasi ortamdan romanın bazı bölümlerinde bahsediliyor ve bence bu atmosfer yaratma konusunda eksik hissettiriyor. Vinci'nin belli durumlarda ne düşündüğü çok önemli bence ama biz onun sadece sanat ve bilim hakkındaki göüşlerini dlinliyoruz. Dönemin olayları hakkında suskun. Neticede, yazara şans vermek isteyen ve rönesans sanatıyla ilgili eserleri sevenler buyursun okusunlar :)
Leonardo'nun Yahuda'sıLeo Perutz · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20183,050 okunma
Puan vermedi
17 günlük okuma sürecimin sonuna geldim. "Sonuna geldim" diyorum ama bakmayın siz. Kitabı sadece fiziksel olarak bitirdim. Şimdi eser hakkında yazacaklarım bir konferansa dönüşebilir :D sabrı ve ilgisi olan varsa buyursun okusun. Yazdıklarım, çoğu modern ve postmodern anlatılar için de geçerli. 1. Öncelikle bu eser "sevdim" ya da " sevmedim" denecek bir eser değil. Bu eser "roman"a yeni bir bakış kazandırmış, çağ açmış bir eser. 2. Peki sevdim mi? Sevmek çok da mümkün değil çünkü Ulysses "okur düşmanı" bir eser. Okuru anlatının dışında bırakan, okuru "öteki" kılan bir eser. 3. Okur düşmanı dedik, bir de "okur dostu" eserlerden söz edeyim. Mesela Vadideki Zambak bir dosttur çünkü okuru içine alır. Okur kendini bir karakterin yerine koyup romanda kendini kaybedebilir. Romanın içine girip zamanın akışına kapılır. Bu tip eserler okura iyi vakit geçirtir, "elinden tutup gezdirir". 4. Ulysses ise elinden tutmaz. Seni denize atıp yüzmeni bekler. Yüzme bilmiyor musun? Boğul o zaman der :D 5. Okur Ulysses'i okurken bazen kendini karakterin yerine koyabilir. Ama bu her zaman gerçekleşmez. Akışa kaptırmak zaten imkansızdır çünkü bir akış yoktur. İlgi çekici bir konu yoktur, merakla beklediğin bir son yoktur, yok oğlu yoktur. 6. Ulysses okuru yeniden şekillendirmiş, okurun klasik bir eserden (mesela Vadideki Zambak) aldığı estetik hazzı vermemiştir, okur estetik hazzı başka şekilde yaşamıştır. 7. Ulysses bir "açık yapıt"tır yani kapağı kapayınca bitmez. Mesela okur Goriot Baba'yı bitirir ve "Ulan ne hikayeydi be!" der. Sonra kitabı rafa koyar. Çünkü hikaye bitmiştir. Her yeri aydınlanmıştır. Yazar her şeyi kendisi verir, okur sadece tüketicidir. 8. Ulysses'te yazarla birlikte okur da yaratım sürecine dahil olur. Belirsiz noktalar vardır ve okur bunları kendisi doldurmak
UlyssesJames Joyce · Kafka Kitap · 20191,464 okunma
Puan vermedi
Bu kitap, adının vadettiği gibi kıyasıya bir aydın eleştirisi içermiyor. Nesin'in dönem dönem yazdığı çeşitli konulardaki yazılarını barındırıyor. Konuları özetleyecek olursam; 1) Kendisi, aydın ve sanatçılar konusundaki özeleştiriler ve eleştiriler 2) Sanat üzerine ve özellikle Nesin'in sanat anlayışını içeren yazılar 3) II. Dünya Savaşı sonrası ülkemiz ve dünyadaki önemli olaylar hakkında Nesin'in görüşleri 4) Bazı yazarlarla ilgili çok değerli hatıralar 5) Diğer dillere çevrilen eserlerinin önsözleri (Bu önsözlere çok özenmiş, uzun uzun yazmış, ısrarla barış üzerinde durmuş) Eserde bir de Yakup Kadri'nin Sovyet Yazarlar Birliği İlk Kurultayında yaptığı çok ilginç bir konuşma yer alıyor. Ben Nesin'in elinden ne çıksa okuyabilirim. Çünkü barıştan, emekten, haktan, bilimsellikten yana bir insandı. Sanatı da yazıları da hayatı da bu uğurda adanmıştı. Nesin'in kendine özgü fikirlerini merak eden her okur, bu kitabı da çok sevecektir, San'atla kalın, edebiyatla kalın
Ah Biz Ödlek AydınlarAziz Nesin · Nesin Yayınları · 2016339 okunma