Son Sığınak

Reşat Nuri Güntekin
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·230 syf.··
Beğendi
·
2018 115. kitabı
Son Sığınak; Reşat Nuri'nin yaşamında özel bir yeri olan tiyatroya dair, yer yer özyaşam öyküsü niteliği taşıyan kısa romanı. Savaşta esir edilerek işkence görmüş Süleyman Bey adlı karakterin ağzından anlatılmaktadır. Roman, tiyatroyu tutku derecesinde seven bir takım kişilerin biraraya gelerek Yeni Tiyatro kumpanyası kurmasıyla başlamaktadır. Romanın genel anlatımında bu kişilerin gayet zor koşullarda gerçekleşen tiyatro tutkuları oldukça etkili bir biçimde okuyucuya aktarılmaktadır. Özellikle parasal yönden zor durumda olan oyuncuların gayretleri sade bir anlatımla okuyucuyu sarmaktadır. Son Sığınak, ön planda tiyatroya gönül vermiş kişilerin yaşamlarını okuyucuya aktarırken; arka planda ise Cumhuriyet sonrası Anadolu'nun kültürel, siyasi ve ekonomik panoramasını da gözler önüne sermektedir. Roman ayrıca Reşat Nuri'nin son romanı ve tiyatroya olan bağlılığının da bir itirafı olarak da okunmaya değer bir yapıttır...
Son SığınakReşat Nuri Güntekin · İnkilâp Kitabevi · 1997488 okunma
8/10
·230 syf.·
2019 104. kitabı
Daha çok uzun yolu olan bir tren, bir kasaba istasyonunda durur ve ertesi güne kadar hareket etmeyeceği duyurulur. Yolculardan bir kısmı sıcak olan kahveye oturup beklerken, kasabada düğün olduğu gerekçesiyle sandalyeler toplanır ve yolcuları mağdur etmemek için, onlar da düğüne davet edilir. Düğünde saat ilerledikçe müzik yerini tiyatroya bırakır ve yetenekler sergilenir. Bu farklı eğlenceden sonra önce şaka olarak başlanan iddialar, sonrasında ciddiye biner ve birbirinden farklı insanlar, bir tiyatro grubu kurup, yeni oyuncular da ekledikten sonra, para kazanmak için şehir şehir gezip, oyunlarını sergilemeye başlarlar. Birbirinden hiç hoşlanmayan insanların, tamamen farklı karakterlerin zamanla nasıl bir aile bağı kurduklarını ve birbirleri için yaptıkları fedakârlıkları anlatan, sayfa sayısı fazla olmamasına rağmen, uzun uzun okunan bir kitap.
Son SığınakReşat Nuri Güntekin · İnkilâp Kitabevi · 1997488 okunma
8/10
·230 syf.··
2022 134. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2022 22:05
Çok iyi bir başlangıcı olan, bir yerden sonra tekrarlara düşen dolayısıyla gereksiz uzayan ve aniden bitiveren bir genç cumhuriyet dönemi Reşat Nuri Güntekin romanı. Yazarı bu roman ile ilgili eleştirmek adil olmaz çünkü bu roman yazarın ölümünden sonra basılmış. Belki de eseri biraz daha düzenleme planı vardı ya da henüz bitirmemişti devam edecekti. Bu eserde Reşat Nuri'nin diğer eserlerinde görmediğimiz bir yönüyle karşılaşıyoruz, açık bir kemalist devrim eleştirisi ve taşrada sebep olduğu absürtleri konu edinmesi, belki de yazarın sağlığında neden kitabı baskıya göndermediğinin cevabı burdadır. Son sığınak, birbirlerinden ve kurdukları Tiyatro topluluğundan başka hiç bir şeyleri olmayan bir grup insanın, o zor zamanlarda Anadolu'da çıktıkları bitmeyen turnenin romanıdır.
Son SığınakReşat Nuri Güntekin · İnkilâp Kitabevi · 1997488 okunma
Puan vermedi·230 syf.·
2024 227. kitabı
Bir tren yolculuğu sırasında arıza nedeniyle zorunlu olarak bir istasyonda kalan ve sonrasında kasabada bir düğüne davet edilen bir grubun çoğunluğunun tiyatro ile olan ilgisi ortaya çıkınca, bu zorunlu tanışıklık sonrasında bir tiyatro kumpanyası oluşturma fikri ortaya atılır. Başlangıçta hayal gibi gözüken bu fikir, birkaç ay sonra gerçekleşir ve kumpanya kurulur. Ülke adım adım gezilmeye başlanır. Reşat Nuri son romanı olduğu söylenen bu romanında çok sevdiği bilinen tiyatro ile ilgili anılarını da bu şekilde anlatmıştır.
Son SığınakReşat Nuri Güntekin · İnkilâp Kitabevi · 1997488 okunma
Puan vermedi·230 syf.··
2023 6. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2023 00:00
Roman, savaşın ardından yorgun düşmüş bir adamın, hayata yeniden tutunma çabasını konu alır. Toplumun değişen değerleri arasında savrulan bireylerin içsel çatışmaları merkezdedir. Aile, aşk ve vicdan temaları ustaca işlenir. Reşat Nuri, karakterlerinin psikolojisini derinlemesine yansıtarak onların iç dünyalarını gözler önüne serer. “Son sığınak”, hem fiziksel hem de ruhsal bir kaçış noktasıdır bu eserde.
Edebiyat
Son SığınakReşat Nuri Güntekin · İnkilâp Kitabevi · 1997488 okunma
Tavsiyeler
Puan vermedi·230 syf.··
Beğendi
·
2020 56. kitabı
Genç Cumhuriyet'te, yolunu şaşırmış, hayatta tutunacak dalı kalmamış bir avuç insanın, tiyatro sanatını adeta bir son sığınak belleyip, gariban Anadolu'ya götürme hikayesi... Eserin Reşat Nuri'nin ölümünden sonra ortaya çıkması da kaderin ayrı bir cilvesi.
Edebiyat
Son SığınakReşat Nuri Güntekin · İnkilâp Kitabevi · 1997488 okunma
Bir "Yeni Tiyatro" hikâyesi...
9/10
·230 syf.··
2024 1. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2024 00:10
Son sığınak; Bir tren yolculuğu ile yolları kesişen bir gurup insanın, büyük bir hevesle ve tutkuyla yeteneklerini icra edebileceği bir tiyatro gurubu kurmaya karar vermeleriyle başlar. Yurdu baştan başa gezerek gittikleri her yeri tiyatro ile buluştururlar. Yöre halkının seveceği oyunları sergileyerek bazen çok para kazanırlar, bazen de hiç. İyi günde, kötü günde, her koşulda herşeyi bölüşürler, ekmeği, sevgiyi, acıyı, kederi...Ve bu tiyatro onların son sığınağı olur bir bakıma. Ben çok beğendim..Bu kitabı okuduktan sonra "Arşın Mal Alan" operetini mutlaka izlemeye karar verdim. Şu anda Ankara devlet tiyatrosunda oynuyor. İstanbul'a gelmesini ümit ediyorum. Ayrıca yeni bir şey daha öğrenmiş oldum. Biz Afife Jale'yi ilk kadın tiyatrocu olarak biliyoruz. Fakat kitapda bir yerde, Makbule, hayatını anlatırken bu olaya değiniyor. Şehzadebaşı'nda oturan, birbirini çok seven müslüman bir kız ve Rum bir bakkalın oğlu İzmir'e kaçar. Rum genci müslüman olup Komik Hüsnü adıyla, müslüman kız da sahneye çıkabilmek ve tiyatro yapabilmek için ismini Rum ismiyle değiştirir. Bu yüzden de pek tanınmaz. O dönemde bir kadın için çok büyük cesaret! Saygıyla yad ediyorum. (Kurgu mu yoksa gerçek mi diye araştırdığım zaman, kızın isminin Kadriye olduğunu, Papaz Köprülü Amelia olarak ismini değiştiren İlk Türk tiyatro oyuncusu kadın olduğunu Vasfi Rıza Zobu bir röportajında anlatmış.) Sonuç olarak ben çok beğendim, bunda tiyatroyu da sevmemin çok büyük etkisi var tabi.. Keyifli okumalar!
Son SığınakReşat Nuri Güntekin · İnkilâp Kitabevi · 1997488 okunma
9/10
·230 syf.··
Beğendi
·
2015 210. kitabı
Yazardan son derece güzel bir roman. Süleyman ve Azmi iki yakın arkadaştır ve Mısır cephesinde beraber savaşmıştır. Bir gün tren yolculuğu yaparken Makbule, Hoca ve Servet Bey ile tanışır ve bir tiyatro kurmaya karar verirler. İstanbul'da Yeni Tiyatro'yu kurarlar. Kasa Servet Bey'dir ve hemen Karadeniz Bölgesine turneye çıkarlar. Tiyatronun başı Süleyman'dır ve seçme ile pek çok oyuncu almıştır. Ancak Servet Bey bir gün İstanbul'a döner. Kasa gitmiştir ve kumpanya devam kararı alır. Anadolu'da kimi zaman keyif sürerek kimi zaman da sefillik çekerek il il gezerler. Remziye adlı üyenin bir derdi vardır ama acaba Süleyman buna derman olabilecek midir? Bir solukta okunan bir roman.
Son SığınakReşat Nuri Güntekin · İnkilâp Kitabevi · 1997488 okunma
Puan vermedi·230 syf.··
2020 18. kitabı
·
73 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2020 01:10
Uzun yolu olan bir trende anadolunun ücra köşelerini bir bir gezen tiyatro tutkunları ve anadolu insanından esintiler bırakırken insanda inanılmaz bir tiyatro ilgisi ve merakı bırakıyor. İş seyahatimde, İstanbul'da kaldığımda şevkle okuduğum neden böyle bir çılgınca seyahati hiç tadımlayamadığımı uzun uzun düşündürüp kendime sorular sormama vesile oldu. Kitabın her ayrıntısında insan kendisinden bir parça bulurken yıllar sonra bu kitabı tekrar okuduğumda aynı heyecan ve tiyatrocu olma isteği oluşacak mı? Kim bilir belki de.
Son SığınakReşat Nuri Güntekin · İnkilâp Kitabevi · 1997488 okunma
Puan vermedi·230 syf.·
2026 2059. kitabı
Reşat nuri güntekin' in son romanı , ilk defa 1961'de kitap olarak yayımlanmış; Reşat Nuri Güntekin 'nin, ölümünden sonra gün ışığına çıkan tek romanıdır.
Edebiyat
Son SığınakReşat Nuri Güntekin · İnkilâp Kitabevi · 1997488 okunma

Yazar Hakkında

Reşat Nuri GüntekinYazar · 37 kitap
Reşat Nuri Güntekin (25 Kasım 1889;, İstanbul - 7 Aralık 1956; Londra), Cumhuriyet dönemi edebiyatında önemli bir yeri olan Çalıkuşu, Yeşil Geceve Anadolu Notları gibi önemli eserlere imza atmış romancı, öykücü ve oyun yazarıdır. Hayatı 1889'da İstanbul’un Üsküdar ilçesinde dünyaya geldi. Babası, askeri tabip Nuri Bey, annesi Kars valisi Yaver Paşa'nın kızı Lütfiye Hanım'dır. Reşide adlı kız kardeşi çok genç yaşta hayatını kaybetti, tek çocuk olarak büyüdü. Babası askeri doktor olduğu için öğrenim hayatı boyunca birçok il gezen Reşat Nuri, ilköğrenimine Çanakkale'de başladı. Çocukluk yıllarında dinlediği Fatma Aliye Hanım’ın Udi isimli romanı hayatına iz bırakıp,sanata heveslendiren eserleri arasına girdi. Babasının Çanakkale’deki evlerinde zengin bir kütüphanesinin olması onu kitaplara iten ve yazı yazma kültürünün gelişmesini sağlayan bir araç oldu. İzmir'deki Frerler okulunda bir süre öğrenim gördükten sonra İstanbul’da Saint Joseph Lisesi’nde öğrenim gördü. Yükseköğrenimini Darülfünun Edebiyat Şubesi'nde 1912'de tamamladı. Böylece öğrenim hayatını yirmi üç yaşında bitirmiş oldu. 1927'ye kadar Bursa ve İstanbul’da çeşitli okullarda Fransızca ve Türkçe öğretmeni ve müdür olarak görev yaptı. Görev aldığı okulların bazıları Bursa Sultanisi, İstanbul Beşiktaş İttihat Terakki Mektebi, Fatih Vakf-ı Kebir Mektebi, Akşemseddin Mektebi, Feneryolu Murad-ı Hâmis Mektebi, Osman Gazi Paşa Mektebi, Vefa Sultanisi, İstanbul Erkek Lisesi, Çamlıca Kız Lisesi, Kabataş Erkek Lisesi, Galatasaray Lisesi ve Erenköy Kız Lisesi'dir. 1927’de Erenköy Lisesi’nden yeni mezun olan öğrencisi Hadiye Hanım ile evlendi. Öğretmenlik mesleğinin yanı sıra edebiyatla uğraşan Reşat Nuri, Halit Ziya’nın eserlerinden aldığı ilhamla hikâye yazma hevesi duymaktaydı . Daha sonra tiyatro edebiyatını benimseyerek bir tiyatro yazarı olmak için uğraştı. Yazı hayatına I. Dünya Savaşı sonlarında başladı. Başlangıçta “Eski Ahbap” (1917) gibi uzun hikayeler, “Hançer”(1920) ve “Eski Rüya” (1922) gibi sahne eserleri, “Gizli El” (1924) gibi romanlar yazan, tiyatro eleştiri ve araştırmaları yayınlayan sanatçı “Çalıkuşu” adlı romanının 1922’de Vakit Gazetesi’nde tefrika edilmesiyle şöhrete kavuştu. Güntekin, 1931'de maarif müfettişi oldu ve bu arada Dil Heyeti'yle birlikte bazı çalışmalarda bulundu. Anadolu’yu baştan başa dolaşmasına neden olan müfettişlik görevi sayesinde ülkenin gerçeklerini yakından görme ve tanıma imkânı buldu. 1939'da ise Çanakkale milletvekili olarak TBMM'de bulundu. Bu görevini 1946'ya kadar sürdürdü. 1941’de tek çocuğu olan kızı Ela dünyaya geldi. 1947'de, Cumhuriyet Halk Partisi'nin Ankara'da yayımlanan Ulus gazetesinin İstanbul kolu olan Memleket gazetesini çıkardı. Güntekin daha sonra müfettişlik görevine geri döndü ve 1950'deBirleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Türkiye temsilciliği ve öğrenci müfettişliği görevleriyle Paris'e gitti. Paris kültür ataşeliği yaptı. 1954'te ise yaşından dolayı bu görevden ayrılmak zorunda kaldı. Emekliliğinden sonra bir süre İstanbul Şehir Tiyatrosu edebi heyeti üyeliği yaptı. Güntekin'e Akciğer kanseri teşhisi konulduktan sonra tedavisi için Londra'ya gitti ve orada hastalığına yenik düşerek öldü. 13 Aralık 1956 günü, Karacaahmet Mezarlığı'na gömüldü. Levent’te oturduğu sokağa “Çalıkuşu” ismi, Kadıköy’de ve İzmir’de bir ilköğretim okuluna ve Fatih'te bir tiyatro sahnesine Reşat Nuri Güntekin ismi verilmiştir. Eserleri Hakkında Bilgiler Yazar, öykü, roman ve oyunlarıyla edebiyatımızda önemli bir yere sahiptir. Kahramanları genelde tek yönlüdür. Olay kahramanlarını çevreyle birlikte verir. Anadolu insanını iyi tanıdığını eserlerinden anlaşılır. Bazı eserlerinde genç cumhuriyetin toplumsal ideallerini işlemiştir. Reşat Nuri Güntekin eserlerine konuşma dilinin zenginliğini zorlanmadan yansıtır. Çalışma Yöntemi Hakkında Bütün romanlarının tiyatro halinde senaryoları olduğunu söyleyen Reşat Nuri, Hikmet Feridun'la yaptığı bir konuşmada çalışma yöntemlerini şöyle açıklar: "Roman ve hikâye yazarken konunun evvela asıl canlı noktası, amudi fıkarisi (belkemiği) gelir. Bu amudi fıkaridir ki bana yazmak arzusunu verir. Bu bazen bir vak'a olur, beni alâkadar eden bir vak'a.. Fakat çok kere pek alakadar olduğum insan tipi. (Şu vak'ayı veya şu insanı, şu tipi yazayım) derim. Bu suretle eserin iki adımı atılmış olur. Mevzuu pek iptidai bir şekilde fikrime gelir. Hiçbir zaman hemen derhal bu mevzunun planını yapıp da yazmağa başladığım vaki değildir. Bulduğum mevzuu zihnimde bir köşeye atarım. Onun francala hamuru gibi kendi kendine kabarması için uzun müddet bırakırım. Çok defa aradan birçok senelerin geçtiği de vakidir. Bu müddet zarfında mevzua bazı ilaveler yaparım. Bazı kısımlarını tayyederim, atarım, çıkarırım. Vakaları retuş ederim. Tipleri develope ederim (geliştiririm).. Yazma işine başladığım zaman da çok muntazam çalışırım. Romanın sonunu nasıl bitireceğimi tayin etmeden yazıya başlamam. Evvela umumi bir şema yaparım. Fakat eser henüz definitif (kesin, belirli) olmamıştır. Ortada şahıslar vardır, vakalar vardır, eserin ana hatları vardır. Fakat yazmaya başladıktan sonra şahıslar ekseriyetle hüviyetlerini değiştirirler, evvelce hiç düşünmediğim vak'alar, yeni şahıslar gelir. (Muhit dergisi, 1933; anan: Muzaffer Uyguner, Reşat Nuri Güntekin, Ağustos 1967) Kişilerine sevgiyle sokulan bir romancıdır Reşat Nuri. Genellikle onların gerçek yaşamlarındaki en belirgin özelliklerini yitirmeden yansıtmaya çalışır. Gözlem yeteneği yaşama çok geniş bir perspektiften bakma imkânını sağladığı için romanları geçiş dönemi yaşayan ülkemizden "insan manzaraları" çizme başarısına ulaşmıştır."