Nomenus

Nomenus
@ignorant_bender
Her kitap, bilinmeyenin kapısını aralayan bir anahtardır.
Filozof
Lisans
Mersin
Ankara
24 okur puanı
Şubat 2024 tarihinde katıldı
Zerkalo
Andrei Tarkovsky'nin Zerkalo (Ayna) filmi, sadece bir hikâye anlatmakla yetinmeyip, izleyiciyi duygusal, zihinsel ve sanatsal bir yolculuğa çıkaran eşsiz bir başyapıttır. Otobiyografik unsurlarla örülü olan film, Tarkovsky'nin anılarını, ailesini ve geçmişle bugünün kesişimini şiirsel bir sinema diliyle ele alır. Film, klasik bir anlatı yapısını reddederek rüyalar, anılar ve gerçeklik arasında bir bağ kurar. Bu durum, izleyiciyi derin bir düşünceye sevk ederken, zaman ve varoluş kavramlarını sorgulamaya davet eder. Görsel olarak bir sanat eseri gibi işlenen her sahne, su, ateş ve ışık gibi elementlerin büyüleyici kullanımıyla adeta bir tablodan farksızdır. Zerkalo, insana kendi geçmişine ve içsel dünyasına ayna tutan bir deneyimdir. Bu film, yalnızca sinema severler için değil, yaşamın anlamını sorgulayan herkes için unutulmaz bir yolculuk sunuyor. Eğer şiirsel ve felsefi bir sinema dilini keşfetmek istiyorsanız, Zerkalo tam size göre. Not: Zaman atlamalı (veya bükülmeli) filmleri seviyor musunuz? Nolan’ı değil Tartovsky’i izleyin. ... Ayrıyeten eklemek istedim. Benim bu film üzerine yazdığım bir blog: evrimagaci.org/blog/zerkalo-bi...
Film
Reklam
Puan vermedi
Slavoj Žižek, felsefi ve psikanalitik düşüncenin köşe taşlarını sorgulayan, provokatif ve çoğu zaman kışkırtıcı önerileriyle tanınan bir düşünür. “Parallax View” adlı kitabı, Žižek’in bu tarzının çarpıcı bir örneği olarak karşımıza çıkıyor ve temelinde özne ile nesne arasındaki ilişkinin felsefi olarak nasıl kavranması gerektiği üzerine odaklanıyor. Žižek, eserde paralaks kavramını felsefi bir bağlamda yeniden ele alıyor. Paralaks, bir nesnenin bakış açısındaki değişim nedeniyle farklı görünülebileceği fikrine dayanırken, Žižek bu kavramı sadece bir algı farklılığı olarak değil, öznenin nesneye olan ilişkisini radikal bir şekilde değiştiren bir unsur olarak yorumluyor. Bu bağlamda, paralaks, öznenin ve nesnenin konumlandığı yerin, görüşün kendisini nasıl şekillendirdiğine dair derin bir sorgulama sunuyor. Žižek’in metinlerinde sıklıkla karşılaştığımız üzere, Jacques Lacan’ın psikanalizi ve G.W.F. Hegel’in diyalektiği önemli bir yer tutuyor. “Parallax View” de bu iki düşünürün etkilerini barındırıyor. Žižek, Lacan’ın 'Gerçek' kavramını paralaks çerçevesinde yeniden düşünüyor. Gerçek, algının ötesindeki bir şey olarak, paralaks öznesinin nesneyle olan ilişkisinde merkez bir konumda bulunuyor. Aynı şekilde, Hegel’in çelişkilerin birleşimi üzerine kurulu diyalektiği, Žižek’in paralaks özne ve nesne arasındaki farklılıkları anlamlandırma çabasında önemli bir rol oynuyor. Kitap, paralaks kavramını ideoloji eleştirisine de taşıyor. Žižek, ideolojilerin özne ile nesne arasındaki bu paralaks farklılığını maskelediğini ve bu nedenle bireyin gerçekliği tam anlamıyla kavrayamamasına yol açtığını iddia ediyor. Bu eleştiriyi, günümüz toplumlarındaki politik ve toplumsal yapıların nasıl çalıştığına dair derinlemesine bir analizle destekliyor. Kitap, gerçekten zihin açıcı ve meydan
ParalaksSlavoj Zizek · Encore Yayınevi · 201415 okunma
Puan vermedi·
Nietzsche'nin bu eseri, filozofun Hristiyanlık, ahlak ve insanlığın geleceğine dair radikal eleştirilerini sunduğu çarpıcı bir metindir. Bu eser, "Tanrı'nın ölümü" fikri ve nihilizm eleştirisi bağlamında ele alındığında, Nietzsche'nin felsefi vizyonunun derinliklerini anlamak için önemli bir kaynak görevi görür. Nietzsche, "Deccal"da Hristiyanlığı insanlığın gelişimini baltalayan bir "dekadans dini" olarak tanımlar. Ona göre Hristiyanlık, zayıflığı ve acıyı övünülecek erdemler olarak sunarak insanın doğal gücünü bastırarak yaşam karşıtı bir öğreti yaymıştır. Bu düzende insan, "günah" kavramı aracılığıyla suçluluk duygusuyla manipüle edilir ve kendi potansiyelini keşfetmek yerine metafizik kurtuluş vaadiyle kandırılır. Nietzsche'ye göre, Hristiyan ahlakının temelinde zayıf olanı koruma ve güçlü olanı kınama yatar. Bu, onun "efendi ahlakı" ve "köle ahlakı" kavramları arasındaki ayrımının özünde yatar. Efendi ahlakı, yaşamı ve gücün özüne uygunluğu temsil ederken, köle ahlakı, zayıflığı ve itaatkârlığı ön plana çıkarır. Nietzsche, Hristiyanlığın bu köle ahlakının zirvesini temsil ettiğine inanır. "Deccal" aynı zamanda Nietzsche'nin nihilizm eleştirisinin bir devamı olarak okunabilir. Nietzsche, "Tanrı öldü" diyerek Batı felsefesindeki metafizik ve ilahi temelın çöküşünü ilan eder. Hristiyanlık, bu metafizik temelın önemli bir parçasıdır ve onun yıkılışı, nihilizmin yani anlam ve değer kaybının yayılmasına yol açar. Ancak Nietzsche'ye göre, bu bir son değil, yeni bir başlangıç için fırsat olacaktır. İnsanlık, nihilizmin ötesine geçerek "Übermensch" ("Üstinsan") idealiyle kendi değerlerini yaratacak ve yaşamı yeniden tanımlayacaktır. Bu eserde Nietzsche'nin "üstinsan" fikri doğrudan dile getirilmez, ancak bu kavram eser boyunca ima edilir. Ona göre, insanlık, kendi
DeccalFriedrich Nietzsche · Tutku Yayınevi · 20165,1bin okunma
8/10
·335 syf.··
2024 1. kitabı
Nietzsche’nin bu eseri, hem filozofun düşünsel evriminde hem de Batı felsefesinde kritik bir dönüm noktasıdır. Bu eser, Nietzsche’nin insanın varoluşuna dair sorulara verdiği cevabın ve değer yargılarının bir yansımasıdır. Aynı zamanda, "tanrı ölüdür" düşüncesinin etrafında şekillenen bir metin olarak, Nietzsche’nin nihilizme olan eleştirisini derinleştirir. Kitabın başkahramanı Zerdüşt, eski Pers filozoflarından Zoroastrizm’in kurucusundan esinlenmiştir. Fakat Zerdüşt burada bir dini figür değil, bir filozof ve bir öğretiyi yeniden şekillendiren bir karakter olarak karşımıza çıkar. Kitap, Zerdüşt’ün dağlarda yalnızlık içinde geçirdiği yılların ardından insanlara doğru öğretilerini sunmaya başlamasını anlatır. Zerdüşt’ün insanlığa sunduğu ana düşünce, "yeni insan" yaratmaktır; eski değerleri reddetmek ve bireyin kendisini, gücünü ve özgürlüğünü keşfetmesini sağlamak. Eserde Nietzsche. geleneksel değerleri ve özellikle Hristiyan ahlakını; insanları köleleştiren, zayıf ve güdümlü bir yaşam sürmeye zorlayan yapılar olarak tasvir eder. Zerdüşt, Tanrı’nın öldüğünü ve insanın kendisine yeni bir yol çizmesi gerektiğini söyler. Tanrı’nın ölümü, Batı düşüncesinin temellerini sarsan bir kırılmadır. İnsanlar, Tanrı’ya dayalı moral bir değer sistemi üzerinden yaşamlarını şekillendirmiştir, ancak Tanrı öldüğünde, bu değerler de geçerliliğini kaybetmiştir. Kitapta öne çıkan en önemli temalarından biri, güç istenci (Wille zur Macht) düşüncesidir. Bu kavram, insanların sadece hayatta kalma veya bir amaca hizmet etme güdüsünden daha fazlasını ifade eder; insanın esas amacı, güç, etki ve kendini aşma arzusudur. Zerdüşt’ün öğretilerinin merkezinde, her bireyin kendi potansiyelini gerçekleştirme, kendisini sürekli aşma ve yeni değerler yaratma isteği yatar. Nietzsche’ye göre, insan
Böyle Söyledi ZerdüştFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202447,6bin okunma
10/10
·128 syf.··
2024 243. kitabı
Osamu Dazai'nin "İnsanlığımı Yitirirken" (Orjinal adıyla: "Ningen Shikkaku") adlı eseri, modern Japon edebiyatının en çarpıcı ve etkileyici örneklerinden biridir. Otobiyografik ögeler taşıyan bu roman, insanın toplumdan ve kendisinden kopuşunu çarpıcı bir şekilde ele alır. Dazai'nin yaşamındaki trajedilerin ve ruhsal çatışmaların bir yansıması olan eser, insan olmanın anlamına dair derin sorular sormaktadır. "İnsanlığımı Yitirirken", Oba Yozo adındaki bir karakterin kendi varoluşunu sorgulamasını ve toplumla olan çatışmasını konu alır. Yozo, çocukluğundan itibaren insanlarla bağ kurmakta zorlanan, kendisini maskelerle gizleyen bir kişilik sergiler. Toplumun beklentilerine uyum sağlamak adına sürekli bir "rol" oynar; ancak bu, zamanla kendi benliğini kaybetmesine yol açar. Roman, Yozo'nun üç farklı defteri üzerinden anlatılır ve her bir defter, karakterin içsel çöküşünü farklı bir aşamada gözler önüne serer. Yozo'nun alkolizm, uyuşturucu bağımlılığı ve kadınlarla karmaşık ilişkileri, onun kendini insanlık dışı bir varlık olarak görmesine neden olur. Dazai'nin eseri, birkaç temel tema üzerinden ilerler: -Yabancılaşma: Oba Yozo'nun sürekli bir dışlanma ve ait olamama hissi, eserin merkezinde yer alır. Bu yabancılaşma, yalnızca topluma karşı değil, aynı zamanda kendi benliğine karşıdır. -İnsan Maskeleri: Yozo, toplum içinde "normal" görünmek için çeşitli maskeler takar. Ancak bu maskeler, onun gerçek kimliğini daha da görünmez hale getirir. -Varoluşsal Boşluk: Yozo'nun hayatta bir anlam bulma çabası, sonuçsuz bir mücadeleye dönüşür. Bu, varoluşsal bir boşluğu ve çaresizliği beraberinde getirir. -Toplumun İkiyüzlülüğü: Dazai, toplumun bireylerden beklentilerini ve bu beklentilerin birey üzerindeki yıkıcı etkilerini sert bir şekilde eleştirir. Osamu Dazai'nin sade ve
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,1bin okunma
Reklam