Ey binbir tanede solmayan tek renk;
Tohum saç, bitmezse toprak utansın! Hedefe varmayan mızrak utansın! Hey gidi Küheylan, koşmana bak sen! Çatlarsan, doğuran kısrak utansın! Eski çınar şimdi Noel ağacı; Dallarda iğreti yaprak utansın! Ustada kalırsa bu öksüz yapı, Onu sürdürmeyen çırak utansın! Ölümden ilerde varış dediğin, Geride ne varsa bırak utansın! Ey binbir tanede solmayan tek renk; Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın Necip Fazıl Kısakürek
1000Kitap
aynı gökyüzü aynı keder.
Söylenmemiş sahipsiz bir şarkıyım belki, sararmış eski resimlerde kalırım bütün derinlikler sığ sözcüklerin hepsi iğreti değişen bir şey yok hiç ölüm hariç. aynı gökyüzü aynı keder.
Reklam
Velvele çok, icraat yok !
Bugünkü mevzumuz, hayatta "bir şey" olamamanın sancısı ile arz-ı endam edenlerin velvelesi... Bunlar her devirde insanın içini şişiren, enerjisini sömüren öylesi bir güruh... "Lafa gelince mangalda kül bırakmayan, işe gelince ortalıkta gözükmeyenler" kulübü. Hayatı sadece bir "tribün seyircisi" gibi yaşayıp, sahadakilere sürekli taktik vermeye, kusur bulmaya bayılırlar. Değişime, gelişime zerre katkıları olmadığı gibi, yapıcı tek bir fikir ürettikleri de görülmemiştir. "Velvele çok, icraat yok !" Bu profilin değişmeyen özelliği: Geçmişi (cemaziyülevveli)...Vitrin süsü olmak, parlatılmış boş bir imaj, hep "mış gibi" yapmak. Bugünü...Sürekli bir mağduriyet dili, her şeyden ve herkesten şikayet etme konforu, kronik memnuniyetsizlik. Geleceğe katkısı ise...Koca bir sıfır. Çünkü üretmek emek ister, risk almayı gerektirir; şikayet etmek ise bedavadır. "Kendi ışığına güvenen, başkasının parlamasından rahatsız olmaz." derler. Bunlar kendi ışıklarını yakamadıkları için, sürekli karanlıktan şikayet edip dururlar. Dünden bugüne bir arpa boyu yol alamamalarının sebebi de tam olarak bu: "Aynaya bakmak yerine hep başkalarını parmakla göstermek". Ne yazık ki çeneye verilen kuvvet, beyne ve ele verilmediği sürece bu vızıltı hiç bitmez. Mevzuya manzum uslüp ile devam edelim... ★ BOŞ KUBBENİN YANKILARI Anlayamıyorum ! Mazisinde de sadece vitrinde olma çabasından öte bir şey yapmamışları... Güne dair de; varsa yoksa sızlanma, şikâyetlenme, memnuniyetsizlik... Ya Hu, dünden bugüne hiç mi arpa boyu yol almaz insan... Yumurta vermez tavukların gıdak-gıdak velvelesi, Bal yapmaz arıların vızı-vızıl vızıltısı ! Eli iş tutmaz, dişe dokunur iş yapmaz, fikir üretmez, çeneye kuvvet... Bir ömür şikayet ettiğin mevzularda ne yaptın diye sorsan, cevap kallavi... Cemaziyyül-evvelini de
... bütün derinlikler sığ sözcüklerin hepsi iğreti değişen bir şey yok hiç ölüm hariç. aynı gökyüzü aynı keder. Behçet AYSAN
HERKESİN HAKİKATİ KENDİNE...
(...) Bugün hemen her sosyal alanda, buna sanal olanlar da dahil, kendi gerçekliğine çekemediği herkese sinirlenen, atarlanan, bu farklılığı kabullenemeyen insanlar görüyoruz. Aslında hepimiz az ya da çok böyleyiz. Bu gerilimli tablo, yine birçoğumuzun altını çizdiği meselenin çok farkında olmadığımızı ya da üstünde durmadığımızı gösteriyor. Çoğumuz ısrarla, inatla, ihtirasla bir diğerine, diğerlerine kendi gerçekliğimizi giydirmek istiyoruz. Onun farklı beden ölçüleri olduğunu dikkate almadan; yâni "gerçek" dediğimiz şeye kendi tabiatı, kapasitesi, hissiyatı ve kabiliyeti ile bakmakta olduğunu, bizim gördüğümüzü bizim gibi görmediğini, göremeyeceğini, dolayısıyla onun böyle bir "gerçek"i olmadığını hiç hesaba katmadan... Dolayısıyla kendimize yakıştırdığımız elbise başka birine uymadığında, dar ya da bol geldiğinde, üstünde iğreti durduğunda, kendimize yakışır bulduğumuz şeyler başkalarına bizim gibi yakışmadığında isyan ediyor, hatta çoğu zaman kontrolü ve insafı kaybediyoruz. -Gökhan Özcan, "Herkes Kendi Algısının Esiri", yenisafak.com, 13 Temmuz 2023-
gökhanözcanyazıları
Egzotik benlik parçaları
Kendinizde kötü bir yan bir duygu bir düşünce sezdiğinizde bunu egzotik olup olmadığını size ait mi baskasından gelme mi olup olmadığını iyi düşünün. Çünkü biz bize kötülük yapan bizi travmatize eden insanlarla da özdeşleşim kurar ve onların benliklerinden parçaları kendi benligimize iğreti bir şekilde monte ederiz. Bu bakımdan bir zorlantı kötü düşünce size travmatik geçmişinizden yadigar kalmış olabilir.
Reklam
Reklam