8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
Bir 23 Şubat günü akşam 19:47’de polislere bir ihbar geldi.Anderson ailesinin çiftlik evlerinin önünde durup onları gözetleyen bir adam vardı.Ancak hava o kadar yağmurlu ve fırtınalıydı ki adamın kim olduğunu göremiyorlardı.Polisler yoğunluktan ve sellerin yolları kapatmasından dolayı ihbarlara çabuk yetişemiyorlardı ki Anderson ailesi için de çok geç kalınmıştı.İhbarlarından 9 saat sonra vardı ekipler evlerine ve evde yaşanan vahşet oldukça kanlıydı ancak cesetlerden bir iz yoktu, iki yetişkin-iki çocuğun cesetleri ortadan kaybolmuştu.Çok geçmeden katil ise arabası sayesinde bulunmuş ve tutuklamıştı.Katilin her yerinde, ayak altları ve avuç içleri de dahil rakamlarla dolu dövmeler mevcuttu ve hiç konuşmuyordu, dövmeleri kendisinin yaptığı tespit edilmişti.Kim olduğunu, adını vb. bulamıyorlardı çünkü sistemde kayıtlı hiçbir bulgu yoktu. Diğer yandan Mila Vasquez artık karanlıkla savaşmayı ve polisliği bırakmış, kızı Alice ile birbirlerine alışabilecekleri yepyeni bir ev ve yer ile bir hayata başlamıştı.Ancak çok geçmeden yargıç kapısını çalıyor ve ona Anderson ailesi ve dövmeli adamdan bahsetti.Mila reddetmeye kararlı ancak bir detay vardı; adamın sol kolunda küçük bir şekilde rakamların arasına sıkıştırılmış bir isim; Mila.Bu demek oluyordu ki, adamın kim olduğunu yalnızca Mila ortaya çıkarabilir. Ki çok geçmeden Enigma yani Suflör işin başına geçti, planlarını kurdu ve yine Mila ile kızı Alice’i karanlığın içine çekti.İki, diğer adıyla Başka Yer adlı paralel ve kötülük barındıran bir dünyanın olduğu sanal bir oyun, ona bu oyunda ve kızını bulmasında yol gösteren Pascal, daima yanında olan ve yardım eden Simon Berish, Melek Gözyaşı.. Bu oyun aynı zamanda cinayetler, kurbanlar ve katiller konusunda da yol gösterici ancak bunun sonuçları oldukça acı verici. Vee
Suflörün OyunuDonato Carrisi · Pegasus Yayınları · 202532 okunma
7/10
·176 syf.·
2026 27. kitabı
Herkese merhaba. Ayın ilk kitabı Av Kapanı ile geldim. Sara'nın nişanlısı Mert'in av alanında "kaza" sonucunda ölmesi ile başlıyor karanlık olaylar. Sara, kısa bir süre sonra sürpriz bir telefon alır. Telefon ihbar niteliğindedir. Mert'in kaza ile ölmediğini, hatta katilin ağabeyi Doruk olduğunu söyler. Sara bunun şokunu yaşarken Doruk da ortadan kaybolur. Aradan dört yıl geçmesine rağmen Doruk'tan hiçbir haber yoktur. Sara, Komiser Yardımcısı Neşe ile tanışmasıyla ondan yardım ister. Ağabeyinin bulunması ve gerçeklerin ortaya çıkması. İkili Doruk'u bulmak ümidiyle köy evine gider. Karşılarına hiç beklemedikleri biri çıkar. Doruk ile Sara'nın çocukluk arkadaşı Avcı lakaplı Pars. Bu küçük köy evinde büyük bir hesaplaşma başlar. Tüm karanlık sırlar tek tek ortaya çıkar. Gerçeğe en çok yaklaşan ise Alp'tir. Öncelikle atmosfer hoşuma gitti. Issız bir köy evi, dışarıda yağan şiddetli yağmur ve silah sesleri. Hikâye ağır ilerliyor. Karşımıza çok fazla aksiyon çıkmıyor. Onun dışında karanlık sırlar ve bir sürü soru işareti karşılıyor bizi. Ufak tefek dönüm noktası da cabası. Bazı yerler benim için şaşırtıcıysı. Karakterler hoşuma gitti. Verdikleri tepkilerin bize aktarımı gayet iyiydi. Onlarla aynı şeyleri yaşıyor ve hissediyorsunuz. Son ise olması gerektiği gibiydi. Tatmin ediciydi. Av Kapanı'nı yazarın gelini Cemre Hanımefendi sayesinde okumuş oldum. İyiki de okumuşum. Beni bu kitapla tanıştırdığı için teşekkür ederim. Polisiye severlerin şans verip okuması gerektiği bir kitap. Av Kapanı Nilüfer Al
Polisiye / Gerilim
Av KapanıNilüfer Al · Doğan Solibri Yayınları · 20262 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·192 syf.··
2026 40. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 13:08
Vahide, Adrian, Deniz,Azim Bey, Leman,Memo ve dahası… Attila İlhan Roman ödülünü almış bir kitap karşıma çıkan. Siyaset, aşk, toplumsal sorunlar gibi birçok konu katmanı sunuyor bize. Vahide’nin ağzından dinliyoruz hikayeyi genelde ama ara ara Adrian ve Deniz de alıyor sazı eline. Konusuna gelecek olursak kitabın Valide’nin yaşadıkları ya da tam tersi yaşayamadıkları anlatılıyor. Vahide 40 yaşını aşmış, annesi ve babası ölen Deniz ve yatalak babası Azim Beye bakmakla hayatı geçmiş bir kadın. Sevgilisi Serhat’ın bir ihbar (Azim Bey tarafından yapılan) sonucu öldürülmesiyle hayattan elini çekmiş Vahide. Sevdiği hiçbir şeyin arkasında duramamış. Yıllar sonra Bosnalı bir sokak çalgısı olan Adrian’a duyduğu aşkla çiçeğe duruyor hayatı erteleyen bu kadın. Adrian ise savaşta kaybettiği bacağının yerine bir protez bacak alma derdiyle sokaklarda içli şarkılar söylüyor. Adrian ve Vahide birbirine o kadar güzel geliyor ki gençleşiyoruz sanki bizde onlarla… Akıcı, samimi bir üslup… Yaşamaya neresinden yakalarsak orasından başlamamızı öğütleyen güzel bir kitap…
Uyanan GüzelJale Sancak · Sia Kitap · 2026164 okunma
10/10
·109 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
Onun istediği tek şey annesi ve babası tarafından sevilmekti. Sevginin gücünü göremese de o gülümsemeyi ve kahkaha atmayı seçti. Bir çocuğun savunmasız ruhuna en çok yakışanı kendisi bulup çıkarmak zorunda kaldı. Çünkü bu dünyada normal olan hiçbir şey ona sunulmadı, sunulmak istenmedi anne ve babası tarafından. "İleride ne olmak istediğini sorduğum zaman, jandarma olmak istediğini söyledi ve biraz bundan söz ettik. "Neden?" Çünkü insanlara yardım etmek istiyor­du." Diana'nın küçük bedeninin hikayesi Sakar. O bedene, kaldıramayacağı yükler bindirildi. Anne ve babası tarafından gördüğü şiddetin boyutu ve Diana'nın vücuduna etkisini sayfaların içerisinde okurken yüreğiniz sızlayacak. Aynı zamanda her bir sayfada yazılanların gerçekten de yaşandığı aklınıza geldiğinde boğazınızda koca bir düğüm oluşacak. Diana, anne ve babasının arasının kötü olduğu bir dönemde dünyaya geldi. Hatta Diana'nın anonim doğum -annenin bebeği istemediği doğumlar- ile gözlerini açması bile annesinin onu sevmediğinin kanıtlarından birisi. İlk bölümlerde anneanne ve teyzenin gözünden olaylara tanık olurken Diana'ya yapılan şiddeti fark eden ise teyzesi olmuştur. Anneannesi acil ihbar hattını arasa da Diana'nın anne ve babası profesyonel yalancılar olduğu için her şeyi örtbas edip oradan taşınmışlardır. Daha sonraki bölümlerde okuldaki öğretmenlerin ve müdürlerin de Diana'nın durumu fark etmesi ile devam eden süreçte hep uydurulan bir hikaye mevcut: Diana "sakar" bir çocuk olduğu için vücudunda morluklar/yara izleri var. Diana ise anne ve babası onu sevsin ve onlara zarar gelmesin diye olanlara sessiz kalıp söylenen yalanları doğruluyor. Kendisinin sakar olduğunu bahsettiği bölümlerde okuyucunun içine taş oturacak ve Diana'ya sarılmak isteyecek. Diana'nın anne ve babası her zaman yeni bir hikaye
SakarAlexandre Seurat · Metis Yayınları · 20255,6bin okunma
Bu kadar hayal kırıklığı bir karakter daha görmemiştim
6/10
·96 syf.··
2026 20. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 00:44
33 yıl önce askere gitmemek için kendi ülkesinden kaçan ve vatandaşlık almadan yıllarca düşman ülkede yaşayan ve kendi ülkesine mektup yazan Mendel karakola götürülür Teğmen: Bir yabancı olarak durumunu neden hemen yetkililere bildirmedin Mendel : Neden durup dururken ihbar edeyim Binbaşı : Duyuruları da mı okumadın Mendel : Hayır Binbaşı : Peki gazeteleri de okumuyordun Mendel : Hayır (ama ona yürüyen ansiklopedi derlerdi ne kadar ironi) Demek ki sadece okumak yetmiyormuş sadece okuyarak da insan aydınlanmıyormuş. Mendel! Sahaf Mendel! Dünyanın kitaplarını yalayıp yutmuş Mendel tam bir aptal cahil imiş. Müthiş hayal kırıklığı, kitap okuyacak diye içinde bulundukları savaşa rağmen bir gazete sayfası okumaktan aciz..okumayı sadece kitaptan ibaret sanan okuyan aptal cahil!!!!
Duygu ve Düşünce
Sahaf MendelStefan Zweig · Martı Yayınları · 201812,7bin okunma
Puan vermedi·704 syf.··
2026 20. kitabı
Suç ve Ceza, ilk bakışta bir cinayetin hikâyesi gibi duruyor; ama derine indikçe bir zihnin kendi bodrum katına kilitlenmesini anlatıyor. Raskolnikov baltayı yalnızca yaşlı tefeciye kaldırmaz; merhametine, sıradanlığını kabul edemeyen gururuna ve kendini seçilmiş sanan kibirli tarafına da indirir. Asıl kırılma, kan döküldüğü anda değil, bundan önce başlar: Bir fikrin, kendini kanıtlamak için başka bir cana ihtiyaç duymasıyla. Bu yüzden ortada sadece yerde yatan iki beden yoktur; düşüncenin ortasında açılmış, kapanmayan karanlık bir çukur vardır. En çarpıcı taraf, cezanın dışarıdan değil içeriden başlamasıdır. Mahkeme henüz kurulmamıştır, polis kesin sonuca ulaşmamıştır, deliller bile pusludur; ama genç adamın ruhu çoktan sorgu odasına alınmıştır. Petersburg sokakları burada sıradan bir şehir değil, çatlamış bir bilincin haritası gibidir. Dar odalar, basık tavanlar, pis kokular, kalabalık caddeler, yoksullukla çürümüş yüzler… Hepsi iç dünyanın dışarı sızmış hâlidir. Sanki bütün şehir, kaçmaya çalışan bir vicdanın etrafına örülmüş karanlık bir labirenttir. Bence kahramanın en büyük trajedisi kötü olması değil, kendini olağanüstü sanacak kadar yaralı olmasıdır. O, büyük kişilerin yasaların üstüne çıkabileceğine inanır; fakat ilk adımda fark eder ki üstün olmak başka, ruhunu kaybetmek bambaşka bir şeydir. Teorisi kâğıt üzerinde keskindir, ama kan kokusuna dayanamaz. Aklı eylemini savunur, bedeni hastalanır; dili susar, bakışları ihbar eder; gururu dik durmaya çalışır, içindeki ses onu kemirir. Böylece cinayet, felsefi bir deneme olmaktan çıkar; ete bulaşan ve ruhta iltihaplanan bir yaraya dönüşür. Finalde asıl mesele “katil yakalanacak mı?” sorusu değildir. Daha derindeki soru şudur: Kendi karanlığından geri dönmek mümkün mü? Sonya burada yalnızca merhametin ya da
Alıntı
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194bin okunma