“Evet, ihbar oldu. Kimin tarafından? Kendim tarafından. Kendi yolumu ben kesiyorum. Kendimi ben sürüklüyorum, ben itiyorum. Kendimi ben tutukluyor. Ben idam ediyorum. İnsan kendi kendini yakalarsa en iyi şekilde yakalanmış olur…”
"Sovyet hayatını, belki de Rus hayatının tuhaflığı işte: Kimin ihbar edeceğini, kimin yardım edeceğini ve rollerin nasıl bir anda değişeceğini bilimiyorsun. Değil mi Alyona?"
Sayfa 500 - İthaki Yayınları, Birinci Baskı, 2023 ~Miha·Kitabı okudu
"Sen kendinden hoşnutsun."
"Tam tersine gayet bezginim."
"Bezgin olanlar kitap yazmazlar. Mutlu, seyahat eden, aşık olan insanlar yazarlar ve sözlerinin şu ya da bu şekilde doğru noktaya ulaşacağı inancı içinde hiç durmadan konuşurlar."
"Öyle olmaz mı?"
"Hayır, sözler ender olarak doğru noktaya ulaşırlar ve bu çok kısa bir süre için olur. Geri kalan süreçte, şimdi olduğu üzere gelişigüzel konuşmaya yararlar. Ya da her şey kontrol altındaymış gibi numara yapmaya."
"Numara yapmaya mı? Her zaman her şeyi kontrol altında tutmuş olan sen, numara mı yapıyordun?"
"Neden olmasın? Biraz numara yapmak kaçınılmazdır. Devrim yapmak isteyen bizler, kaos ortamında bile bir düzen icat edenler ve olayların nasıl gelişmekte olduğunu tam olarak bilirmiş numarası yapanlar olduk."
"Kendini mı ihbar ediyorsun?"
"Aynen öyle. İyi bir gramer, iyi bir sentaks. Her şeye uyar bir açıklama. Ve muazzam bir mantık yürütme kabiliyeti: Bu bundan türer ve zorunlu olarak şuna götürür. Oyun tamamdır."
"Artık işe yaramıyor mu?"
"Gayet güzel yarıyor. Hiçbir şey karşısında şaşırmamak öyle
rahatlatıcı ki. İltihaplanan yatak yarasıydı, dikiş atılmamış yaraydı, korku veren karanlık odalardı, bunların hiçbiri yok. Sadece bir noktaya varılıyor ve numara artık işe yaramaz oluyor."
"Yani?"
"Blablabla, Lena, blablabla. Kelimeler anlamlarını yitiriyorlar."
"Yahuda'yı bilir misin?" diye sordu mutsuz bir sesle...
"Biliyorum tabii, ne ilgisi var Yahuda'nın konumuzla?"
"Çok ilgisi var. Herkes Yahuda'yı hain zanneder... Eğer Yahuda, Hazreti İsa'yı ihbar etmeseydi, İsa nasıl göğe yükselecekti? Eğer İsa çarmıha gerilmeseydi, yani insanlığın bütün günahlarının bedelini kendi bedeniyle ödemeseydi, nasıl ölümsüz olacaktı?"
MHP Başbuğu Alpaslan Türkeş, 21 Mayıs 1963 tarihinde Kurmay Albay Talat Aydemir liderliğinde girişilen ve başarısızlıkla sonuçlanan ihtilalden sonra kurulan sıkıyönetim mahkemesinde yargılanmış ve beraat etmiştir.
Türkeş, eski arkadaşı Talat Aydemir’i ihbar etmiş ve Türkeş’in ihbarcılığı mahkeme kararına yansımıştır.
(...)
Taşakların yasaklandığı zamanlarda nasıl olup da bunca taşaklı taşaklarını koruyabilmişti. Ülkenin sayın muhbir vatandaşları nasıl olmuş da, ödül almak için bu taşaklıları ilgili ve yetkili makamlara ihbar etmemişlerdi? Olacak şey değildi. Bu işin içinde bir iş vardı. Neyse ki bilimciler bu işi iyice erdeleyip gerçeği araştırdılar ve buldular. Taşaklı olduğunu söyleyerek ödül alanların hiçbirinin taşağı kendisinin değildi ve gerçek taşak da değildi.
Bunlar teknolojik taşaklardı. Teknolojinin bunca ilerlediği bu çağda, takma kirpik, takma meme, takma kamış ve hatta robot insan bile yapılırken takma taşak mı yapılamayacaktı!
(...)