Sefiller, insanı suçu üzerinden değil, vicdanı üzerinden okuyan bir romandır; Victor Hugo, Jean Valjean’ın dönüşümüyle cezanın değil merhametin insanı değiştirdiğini gösterirken, Javert karakteriyle kanunun adaletle her zaman örtüşmediğini çarpıcı biçimde ortaya koyar ve roman boyunca şu soruyu diri tutar: İnsan, kurallara mı yoksa insanlığa mı sadık kalmalıdır? Toplumsal eşitsizlik, yoksulluk ve tarihsel çalkantılar arka planda akarken asıl devrim bireyin iç dünyasında gerçekleşir; çünkü Sefillere göre dünyayı gerçekten dönüştüren şey büyük ideolojiler değil, küçük ama sahici iyiliklerdir.
Mösyö Jean Valjean amca kitabın sonunda kendine hayran bıraktırdın ve ağlatacak kadar çok sevdirdin. Senin kadar iyi bir insan sadece bir roman karakteri olabilirdi zaten.
İşlediği küçük bir suçtan dolayı cezaevinde yatan, cezasını çekmesine rağmen toplum ve devlet tarafından kabul görmeyen bir kişinin hayatını anlatan duygusal bir roman.
Okurken Gavroche'un mermi toplarken şarkı söyleyerek ölüme yürümesi, Fantine'in kızı için saçlarını, dişlerini, en sonunda bedenini satması, Javert'in intiharı, Eponin'in ölümü, Valjean'ın yaşadıkları kızının çocukluk elbiselerini ve papazdan aldığı şamdanları saklaması kızının yokluğunda elbiselerine bakıp hüngür hüngür ağlaması, Marius'un babasının iyi birisi olduğunu öğrenmesi ve oğlunu hiç göremeden ölmesi... Ahh ahh içim gitti bu kısımları okurken. Sevindim, üzüldüm, heyecanlandım, sonunda ağladım.
Sen dünyanın en iyi kalpli insanısın Mösyö Jean Valjean.
özetlersek; ekmek çaldığı için 19 yıl hapis yatan Jean Valjean, şartlı tahliye ile salınır ama sabıkası yüzünden kalacak yer yiyecek ekmek bulamaz. Toplum sabıkalı olduğu için onu dışlar. Yalnızca Bir papazın merhameti ile hayatta ikinci bir şans elde eder. Valjean, eski kimliğini yırtıp atar ve kısa sürede saygın bir belediye başkanı Mösyö Madlen olur. Ancak onu unutmayan polis Javert peşindedir. Sevgilisi onu terk edip çocuğuna bakamayınca onu bir akrabalarına bırakmak zorunda kalan Zavallı Fantine kızına para gönderebilmek için dişlerini satıyor saçlarını kesip satıyor en sonunda bedenini satıp fahişe olmak zorunda kalıyor.(Fantine bana Suç ve Ceza'dan Sonya'yı hatırlattı.) Fantine ölünce Valjean kızı Colette’e bakmaya söz veriyor. Kimsesi olmadığı için öz çocuğu gibi ona bakıyor. Kız da kimsesiz olduğu için ve akrabaları ona hep kötü davrandığı için Valjean'a bağlanıyor
Victor Hugo'yu ilk Notre Dame'ın Kamburu ile tanıdım ve çok beğenerek okumuştum. Sonrasında aynı yazarın başka bir kitabını okumak hiçte aklıma gelmemişti. Farklı arayışlar içerisindeydim. Tesadüfen kitaplıkta Sefiller kitabını aldım elime ve biraz gözden geçirdim. Evet kitabın ismine çevreden aşinaydım ama yazarının Victor Hugo olduğunu o an öğrendim. Bu sayede kitabı okumaya başladım. İlk 65 sayfa çok iyi gitti ve sonrasında tıkandım. Bir anda kitaba sekiz yabancı isim eklendi. Kitabı bıraktım birkaç gün. Hatta yarıda bırakmayı bile düşündüm. Ama bir yanım bırakıp başka kitap bakmak isterken, diğer yanım ağırlıklı olarak kitaba devam et diyordu. Ve iyi ki de ağır basan yanımı dinlemişim. Gerçekten okumaya değer bir kitap.
Kitabın konusuna gelecek olursak o zamanların fakir, kimsesiz insanlarının sosyal yaşantısını anlatıyor. Fakirliği ve çaresizliğiyle ailesinin karnını doyurmak isteyen Jan Valjan'ın fırından bir ekmek çalması, hayatı boyunca onun peşini bırakmıyor. Önce kürek mahkumu oluyor. 19 yıl yatıp çıkıyor. Tabi o 19 yılda ne işkenceler, ne eziyetler. Defalarca kaçmaya çalışıyor ve her yakalanışında üst üste binen seneler... 19 yıl bitiyor ve çıktığında hayat, insanlar onu hiçbir şekilde kabul etmiyor. Çalışmak istiyor işe almıyorlar. Parası var hanlarda kalmak istiyor almıyorlar. Çünkü o kürek mahkumu! Suçu ne? Ekmek çaldı. Hayatın ve insanların acımasızlığına rağmen bir rahip sayesinde içindeki iyiliği hep intikam olarak kullanıyor. Her şeyin karşılığını iyilikle veriyor. Kendi keşfettiği bir işi ilerletip çok zengin oluyor. Fakir ailelerin yardımına koşuyor. Küçük bir kızı ona sadece işlerini yaptırmak ve fakir annesinden para koparmak için bakan acımasız ailenin elinden kurtarıp ona baba oluyor. Ve tabi bunlar olurken Javer adında bir polis sürekli Jan
SefillerVictor Hugo · Anonim Yayıncılık · 2017105,2bin okunma
Sefiller; Jan Valjan'ın çok soğuk ve işsiz geçen bir kıtlık zamanında çaresiz kalıp bir fırından ekmek çalmasıyla başlıyor. Kürek mahkumu oluyor ve hapisanede rahat durmayıp kaçma girişiminde bulundukça cezası sürekli katlanıyor. 1 ekmek çalmayla başlayan serüveni 19 yıllık bir kürek mahkumluğuna kadar uzanıyor. Geçen bu zamanda ki olaylar gerçekten çok sürükleyici acaba şimdi nasıl kaçacak, acaba bu sefer hangi isimle karşımıza çıkacak diye diye bitti kitap. Tabi bu sıra da başka hayat hikayelerine de şahit oluyoruz.
Beni baş kahramandan ziyade Fanti'nin hikayesi etkiledi açıkçası. Çocuğuna ilaç alabilmek için beline kadar uzanan saçlarını kesiyor, o da yetmiyor dişlerini çektirip satıyor, o da yetmiyor bedenini satıyor! Ne kadar da ayıplamaya müsait bir hikaye dimi! Ama öyle değil işte düşene bir tekme o bir tekme öbürü derken hayat insanı insanlıktan çıkarıyor!
Jan Valjan'ın deyim yerindeyse töbe edercesine ki değişimi insanın gözlerini yaşatıyor. İyi insanda kötü insanda aynı insan aslında! Ama kimin işine ne kadar yaradığınla alakalı belkide! Ya da hadi bunu da hayatın üstüne atalım! En iyi yaptığımız şey nasılsa!
Velhasıl ben çok keyif alarak okudum 496 sayfa da az değil ama keşke tam metnini okusaydimın pişmanlığı var üzerim de:( Neyse nasip onu da okuruz inşallah.
Keyifli okumalar dilerim ve şiddetle tavsiye ederim.
SefillerVictor Hugo · Anonim Yayıncılık · 2017105,2bin okunma
-"Neyi var acaba?
-" Her şeyi var, hiç bir şeyi yok. Görünüşe bakılırsa çok sevdiği bir varlığı kaybetmiş. Böyle bir şey insanı ölüme kadar götürür..! "
SefillerVictor Hugo · Anonim Yayıncılık · 2017105,2bin okunma
Dünya Klasiklerinden olan ve MEB tavsiyeli muhteşem bir eser, yazar Victor Hugo 'nun bu kitabı " Sefiller "...
Nasıl yaşananları/yaşanmışlıkları kategorize ederek bu bir sefillik diye kategorize ediyorsa bir okuyucu,bu kitabı okumamak da o derecede bir sefilllik olsa gerek diye düşünüyorum...
Tavsiyeden de öte mutlaka her insanın/ okuyabilen herkesin okuması gerek diyorum vesselam..
SefillerVictor Hugo · Anonim Yayıncılık · 2017105,2bin okunma
Birkaç gün önce bitirip hâlâ düşünmeden duramadığım kitap. Sefilliğin her türünün tadını hissettim okurken. Yaptığınız küçücük bir hatanın tüm hayatınızı nasıl etkileyebileceğini okuyorsunuz bir nevi. Bunu okuyorsanız eğer tereddüt etmeden kitabı okumanızı tavsiye ediyorum. Kitaptaki örümcek ağı etkisini görüp, Jean Valjean karakteriyle tanışmalısınız.
SefillerVictor Hugo · Anonim Yayıncılık · 2017105,2bin okunma
Çok güzeldin… ben okumak için çok geç kalmışım neyseki okumadan ölmedim seni “Sefiller”.
Okunmadan bu dünyadan göçüp gidilmemesi gereken kitaplardan-mış.
Oldukça sürükleyici, anlaşılır, her karakterin bakış açısını gösteren bir eser. Aşk, sefalet, iyi ve kötünün zamana ve durumlara göre değişebilirliği, vicdan azabının yükü ve birçok önemli değeri düşündürtüyor, sorgulatıyor. Her karakterin hikayesinde kendinden bir şeyler buluyor insan…
SefillerVictor Hugo · Anonim Yayıncılık · 2017105,2bin okunma
Gerçekten dünya klasiklerinden olmayı sonuna kadar hak etmiş bir kitap.
Jan valjan karakteri, duyguyu aklın önüne geçirmiş iyiliği yardımlaşmayı ve bağışlamayı düstur edinmiş bir kimsedir. Küçük bir suç yüzünden hapse atılan bu karakter hapsin tüm acımasızlıklarını zorluklarını haksızlıklarını yaşamış ve çıktığında kendisinde taşlaşmış bir kalp, eski bir mahkum olduğunu gösteren bir kimlik ile "hürriyete" kavuşmuştu.
Hür hayatında kendisine verilmiş kimlik ile bulunduğu her yerden dışlanmış ötekilleştirilmişti. Yalnız ona güvenen ve onun kalbini tekrardan yumuşatan bir papaz ile karşılaşıncaya dek...
Bu papaz, karakterimizi insanları sevmeyi güvenmeyi ve onlar bağışlamayı bu vasiyet etmiştir.
Bu vasiyet doğrultusunda çıkarlarını değil çevresini düşünen dindar bir adam haline gelmiş sefil yoksul kimselerin elinden hayatının sonuna dek tutmuştur.
Son olarak şunu gördüm ki onların kitap karakterlerinde bulunan bu şahsiyet bizim değer dünyamızda Hz Ebubekir'i sadece andırıyor. Sadece diyorum çünkü Hz Ebubekir bu dünyada düşmanlarını affetmekle kalmamış ahirette de sefil muhtaç Müslümanlara yardım etmek için cehennemi tek başına doldurmayi isteyecek kadar ileri gitmiştir.
Velhasıl kitap karakterlerinden örnek alınabilecek çok şeyler mevcuttur okumanızı tavsiye ederim
VESSELAM
SefillerVictor Hugo · Anonim Yayıncılık · 2017105,2bin okunma
Victor Hugo 26 Şubat 1802'de Fransa'da doğdu. Liseyi bitirdikten sonra kendini tümüyle edebiyata adadı. 1824 yılında Fransız coşumcularının (romantikler) yayın organı olan La Muse Française dergisini kurdu. Cenacle adını taşıyan coşumcu sanatçılar çevresinin üyesi ve onun odak noktası oldu. 1830-1843 arasında en verimli dönemlerinden birini yaşadı. Romanları, tiyatro yapıtları ve şiirleriyle başarıdan başarıya koştu. 1831'de Notre Dame de Paris (Paris'in Notredame Kilisesi) adlı büyük romanını yayımladı. 1841 yılında Fransız Akademisi'ne üye seçildi. Çok sevdiği kızı Leopoldine'nin 1843'de kazayla boğularak ölmesi üzerine 1852'ye dek yeni yapıt vermedi. 1848 Devrimleri'nden sonra parlemento üyeliğine seçildi. 3. Napoleon'un hükümet darbesini engellemeye çalıştı, başaramayınca 1851 yılında Belçika'ya kaçmak zorunda kaldı.
Ateşli bir demokrasi ve cumhuriyet yanlısı olarak imparatorluk rejimini eleştiren yapıtlar yazdı. 1855-1870 arasını küçük bir İngiliz adası olan Guernsey'de geçirdi. O dönem yazarlığının en üretken yılları olmuştur. 1862 yılında başyapıtı olan Les Misérables (Sefiller) adlı romanını yayımladı. Bunu 1866'da Les Travailleurs de la Mer (Deniz İşçileri) ve aynı yıl L'Homme qui Rit (Gülen Adam) gibi önemli romanları izledi.
Fransa'da Cumhuriyet yeniden kurulunca Paris'e döndü. Ulusal Meclise seçildi. Artık Fransa'nın en gözde kişilerinden biriydi. Paris Komünü'nün ezilmesinden sonra komüncülerin bağışlanması için çok uğraştıysa da sonuç alamadı. Giderek siyasal ve toplumsal yaşamdan elini eteğini çekti.
1885 yılında ölüm döşeğinde iken; "Tanrı'ya inanıyorum, ahirete inanıyorum; fakat hiçbir kilise papazını başımda istemiyorum. Beni seven bütün dünya insanlarının gönülden dualarını bekliyorum. Bu benim için kafidir." diyerek 22 Mayıs 1885 yılında hayata gözlerini yummuştur.