Gizem dolu bir roman
Puan vermedi
​Puslu Kıtalar Atlası; sadece bir macera romanı değil, aynı zamanda "hikaye anlatıcılığının kendisine" yakılmış bir saygı duruşudur. Okuyucuya puslu, gizemli ama bir o kadar da tanıdık bir dünyanın kapılarını açar. Türk edebiyatında taklit edilemeyen, her okunuşta yeni bir katmanı keşfedilen zamansız bir klasiktir.
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,8bin okunma
10/10
·239 syf.·
2026 17. kitabı
Yazarın okuduğum üçüncü kitabı. Kitap gemi, deniz, denizciliği masalsı tatla okuyucusuna sunarken doğal olarak denizcilik terimleriyle dolu. Bu terimlerin çokluğu okuyucunun gözünü korkutmuyor değil. Korkutuyor ama burada okuyucu olarak kendinize denizciliğe ve gemiye özel ilgi duyup duymadığınızı ya da dağarcığınıza yeni terimleri katmak isteyip istemediğinizi soracaksınız. Alacağınız cevaba göre de ya terimlerin anlamlarını öğrenmek için sözlükle kardeş olacak okuma hızınızı düşüreceksiniz. Ya da okuduğunuz cümlenin anlatımından kendiniz bir çıkarım yaparak okumaya devam edeceksiniz, tıpkı benim yaptığım gibi. Merak etmeyin yazar terimlerin anlamlarını bilmeden de okuyucusuna cümlesinde ne demek istediğini geçiriyor zaten. Usta yazar olmak binlerce okuyucuya dokunmak, dokunurken okuyucusunun tad almasını sağlamak bu olsa gerek. Ustalık derken günümüz genç yazarlarına naçizane bir tavsiyem olacak hangi konuda yazarsanız, yazın yazacağınız konuyu çok iyi araştırarak yazın. İhsan Oktay Anar bu kitabı için kim bilir kaç kitap okuyup okuyucusuna sunmuştur.
Amatİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 20256,9bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Literda - Allah ile Randevu
Puan vermedi·
Kitabın kötü bir özelliğiyle başlamak istiyorum: Bitmesi! Halis Hoca kitaptaki her bölümün başına öyle güzel dualar eklemiş ki; keşke telif hakkı mevzusu olmasaydı da hepsini paylaşabilseydim. Herkes hem dünyası hem ahireti için kendine bu duaları etsin isterim. Kitap bizi Musa Aleyhisselam'ın serüvenine eşlik ettiriyor. Bebekliğinden başlayıp Firavun'la yüzleştiği sahnelere dek an be an yaşadıkları, hissettikleri ve bu sırada Rabbimizle kurduğu o özel bağ, Rabbimize ettiği dualar, Rabbimize karşı hüsnüzanını, ümidini asla elden bırakmayışı ve neticede hem dünyası hem ahireti kurtulanlardan olması anlatılıyor. Rabbimiz Furkan Suresi 77. ayette "Duanız olmasa ne öneminiz var?" buyurmuş, Rabbimize duamız biz zerrecik kulların elindeki tek sermaye, işte bu kitabın her sayfasında duanın önemi sıkça hatırlatılıyor. Musa Nebimizin serüveni üzerinden ilerlediği için okuması kolay, hızlı ve akıcı, hemen bitmemesi için günlere yaydığım bir kitaptı. Eşime dostuma hediye etmeyi de düşünüyorum, sadece bölüm başlarındaki dualar için bile alınır. Bir tanesinden kısa bir bölümü ekleyerek gönderimi bitireyim: "Ya Rabbi! Beni nefsimin bitmek bilmeyen arzularına mahkum eyleme. Dinini kendi konforuna uydurma çabasından ve hoşuma gitmeyen hükümlere karşı büyüklenmekten Sana sığınırım. Kalbimi 'ben bilirim' diyenlerin karanlığından koru; bana 'Sen ne dersen o doğrudur' diyebilecek bir teslimiyet lütfet. ... Duygularımın beni yanılttığı anlarda, hoşlanmadığım şeylerin içinde gizlediğin hayırları görebilecek bir basiret ihsan eyle." Literda Halis Aydemir
Din
LiterdaHalis Aydemir · Timaş Yayınları · 20260 okunma
Puan vermedi·415 syf.··
2026 68. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:12
"Yaşayanların dünyasında garip oluyorsun; o kadar ayrısın ki, ne lüzum var aramızda dolaşmana? Kendimizden çektiğimiz yetmiyor mu?" Huzur ilk defa Cumhuriyet gazetesinde, 22 Şubat-2 Haziran 1948 tarihleri arasında tefrika edilmiştir. Daha sonra 1949'da Remzi Kitabevi tarafından tekrar basılmıştır. Bu kitap, yazarın üzerinde en çok çalıştığı eserlerinden biri olmuş. Bazı karakterler sonradan eklenmiş, bazı sahneler çıkarılmış. Üzerinde en çok düşünüp yazdığı eserlerden biri olan bu roman dört kısımdan oluşuyor: İhsan, Nuran, Suat ve Mümtaz. Kitabın girişi, Mümtaz'ın İhsan'a doktor bulmak için dışarı çıkmasıyla başlıyor. Sonrasında ise yazarın diğer eserlerinden tanıdığımız karakterlere de rastlıyoruz. Behçet Bey ile Nurhayat Hanım, hem Mahur Beste hem de Sahnenin Dışındakiler ile bağlantı kuruyor. Eser, II. Dünya Savaşı'nın atmosferini de işliyor, en azından bunu güçlü bir şekilde hissettiriyor. Gelelim konusuna. Kısaca anlatmaya çalışacağım ama ne kadar kısaltabilirim bilemiyorum tabii. :) Konusu şöyle: II. Dünya Savaşı'nın başlamasına bir gün vardır. Mümtaz, dokuz gündür hasta olan amcasının oğlu İhsan'a hastabakıcı aramaktadır. Mümtaz'ın babası Rumlar tarafından öldürülünce annesiyle birlikte İstanbul'a gelir. Annesi de burada vefat edince, kendisinden 23 yaş büyük olan İhsan'ın yanına gönderilir. İhsan, yurt dışından yeni dönmüş ve Galatasaray Lisesi'nde tarih dersi vermektedir. Macide ve İlyas ile birlikte yaşayan Mümtaz, özellikle İlyas'ın etkisi altındadır. Olaylara bakışı, yorumlayışı ve görmüş geçirmiş hâli Mümtaz'ı derinden etkiler. Bu yüzden İhsan'ın hastalığı da onu bir o kadar üzer. İhsan'ın anlatıldığı ilk bölümde Mümtaz, ona doktor bulmak için evden çıkar. Bu bölüm hem İhsan'ın hastalığının verdiği üzüntüyle arşınladığı Beyazıt ve Eminönü
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,4bin okunma
Puan vermedi·238 syf.··
2026 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:16
Tarih kokan efsanelere doyacağınız bir kitap. İhsan Oktay Anar'ın derin tarih bilgisine ve olayları birbirine bağlamadaki ustalığına hayran kaldım. Kitabı büyük bir dikkatle okumanızı öneririm çünkü yazar iki farklı olayı anlatıyor daha sonra bu iki olayı birbirine bağlıyor nasıl bağlandığını anlamak için dikkatinizi kitaba vermeniz şart. Ayrıca anlattığı bu iki olay öyle sıradan olaylar karakterleri de sıradan karakterler değil.Tavsiye ederim. Kitabı beğeneceğinizi umuyor keyifli okumalar diliyorum...
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,8bin okunma
Güzelsoy
9/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 10:53
Bazı insanlara bazı soy adları boşuna verilmiyor sanırım.. İsmail Güzelsoy da bunlardan biri benim nazarımda.. Belki tamamen mesnetsiz bir tesadüftür bu soy adını almaları velakin öyle bir soy adı ki bu soy Kars yöresinin sözlü kültürünü yüz yıllar boyu seslendirmiş besbelli.. Anlatılar, hikayeler, meseller kulaktan kulağa, kulaktan hikayeye, kulaktan rüyalara geçmiş ve bu güzel soydan günümüze kadar ulaşmışlar.. Yazar o seslendirmeleri almış güzelce mayalamış ve çok tatlı çok lezzetli ruh doyurucu hikayelere çevirmiş.. Değmezi okuyup çarpılmıştım Hatırla ile o elektriğe ikinci kez çarpıldım.. Nefis kurgu, şahane örgü, üstüne uzun uzun düşünülmüş incelikli karakterler, karakterlerin tarihsel bağları, karakterlerin zamansal evrimleri, çoklu anlatım hepsi ayrı ayrı keyifli.. İhsan Oktay Anar sevenler, tarihsel kurgu sevenler, güçlü kadın karakter sevenler, çoklu anlatıcı sevenler, efsun, büyü, zaman yolculuğu, fantazi, distopya sevenlere hepsinden azar azar mevcut bu lezzetli karışımda.. Bu bir üçleme, ben yanlış yoldan yürümüşüm ama ilk adımı doğru attığım için çok zorlanmadım.. Üçleme Değmez-Gölge-Hatırla şeklinde imiş ben Değmez'den sonra Hatırla'yı okuyarak düğmeleri yanlış ilikledim ama çok da zorluk çekmedim çünkü kitap bağıntıları, göndermeler çok fazla değil.. Ama siz yine de okuyacaksanız doğru sırayı takip edin.. İsmail Güzelsoy röportajlarına bakılırsa Fenni Sihirler Serisi üçleme olarak da kalmayacakmış, sevenlerine mutlulukla duyurulur..
Hatırlaİsmail Güzelsoy · Doğan Kitap · 2018464 okunma