Şiirde, konuşmacının günlerdir dudaklarını kanatırcasına ısırdığı ve her sözcüğün dilinde küfre dönüştüğü anlatılır. Konuşmacı, bir gök gürlemesi veya sağanak yağmurun bu sessizliği ve yapışkanlığı bitirmesini diler. Gidenlerin nereye kaybolduğunu özlediğini ve bir kenti güzelleştiren tek şeyin onlar olduğunu söyler.
Konuşmacı, uzun uzun kıvrılan sokaklara bakar, ancak tek bir yaprak bile kıpırdamaz. Varoşlar ışıklarını tek tek söndürür. Alnını kırık bir cama yasladığında, kanının pıhtılarında güllerin serinliğini hisseder.
Konuşmacı, içinde bir sırtlanın dalgın duruşunu ve dilinin ucunda her kelimenin küfre dönüştüğünü ifade eder. Bütün gençliğinin geçip gittiğini, ancak vazgeçemediği şeylerin olduğunu söyler.
En sonunda, sessizce çekip gittiğini ve belki bir gün seslerine ses veren olursa geri geleceğini belirtir.