Güzel bir fragmandı Kısa ve öz. Olabilecek güzel ihtimal ise tolere edemeyişe heba oldu
Biz birbirimize ihtimal değiliz... Biz birbirimize hayatın sunduğu, kaderin buluşturduğu, Paha biçilemez hediyeyiz, Biz birbirimize aitiz....
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yağmur Duası
Ben geldim geleli açmadı gökler Ya ben bulutları anlamıyorum Ya bulutlar benden bir şey bekler Hayat bir ölümdür aşk bir uçurum Ben geldim geleli açmadı gökler Bir yağmur bilirim bir de kaldırım Biri damla damla alnıma düşer Diğerinde durup göğe bakarım Ne şehir ne deniz kokan gemiler Bir yağmur bilirim bir de kaldırım Nedense aldanmış bir gece annem Bir kadın gömleği giydirmiş bana İşte vuramadı gökler bana gem Dinmedi içimde kopan fırtına Nedense aldanmış ilk gece annem Biri çıkmış gibi boş bir mezardan Ortalıkta ölüm sessizliği var Bana ne geldiyse geldi yukardan Bana ne yaptıysa yaptı bulutlar Biri çıkmış gibi boş bir mezardan İyi ki bilmiyor kalabalıklar Yağmura bakmayı cam arkasından İnsandan insana şükür ki fark var Birine cennetse birine zindan İyi ki bilmiyor kalabalıklar
Şiir
*HİCRET - 3* *Karısını dul, çocuklarını yetim bırakmak isteyen varsa önüme çıksın* Bu arada Hazret-i Ömer bir gün kılıcını kuşandı, yanına oklarını ve mızrağını alıp Kâbe'yi açıkca tavâf etti. Orada bulunan müşriklere yüksek sesle şunları söyledi: "İşte ben de dînimi korumak için Allah yolunda hicret ediyorum. Karısını dul, çocuklarını yetim bırakmak, anasını ağlatmak isteyen varsa önüme çıksın." Böylece Hazret-i Ömer ve yanında yirmi kadar Müslüman güpegündüz açıktan Medîne'ye doğru yola çıktılar. Onun korkusundan bu kâfileye hiç kimse dokunamadı. Daha sonra Eshâb-ı kirâmdan diğerleri de hicrete devâm ettiler. Bu arada Hazret-i Ebû Bekr de hicret için izin istedi. Resûlullah efendimiz "aleyhissalâtü vesselâm"; *"Sabreyle. Ümidim odur ki; Allahü teâlâ bana da izin verir. Berâber hicret ederiz."* buyurdu. Hazret-i Ebû Bekr; "Anam babam sana fedâ olsun. Böyle ihtimâl var mıdır?" diye sordu. Resûlullah da; *"Evet vardır."* buyurunca sevindi. Sekiz yüz dirhem vererek hemen iki deve satın aldı. Beklemeye başladı. Nihâyet Mekke'de Peygamber efendimiz, Hazret-i Ebû Bekr, Hazret-i Ali, fakirler, hastalar, ihtiyarlar ve müşriklerin hapsettiği kimseler kaldı. Diğer taraftan Medîneliler (Ensâr), hicret eden Mekkelileri (Muhâcirleri) çok iyi karşılayıp, misâfir ettiler. Aralarında kuvvetli bir birlik meydana geldi. Resûlullah'ın da hicret edip, Müslümanların başına geçeceği ihtimâliyle Mekkeli müşrikler telâşa kapıldılar. Mühim işleri görüşmek için bir araya geldikleri Dârünnedve'de toplandılar, ne yapacaklarını konuşmaya başladılar. Bu toplantıya şeytan da "Şeyh-i Necdî" yâni Necdli bir ihtiyâr kılığında, düzgün kıyâfetli olarak katılmıştı. Çeşitli teklifler öne sürüldü. Hiç biri beğenilmedi. Kendisine söz verilen Şeyh-i Necdî kılığındaki şeytan onlara; "Sizin
Alıntı
bildigim tek olasilik yksde gelecwk olasilik sorularinin hepsini %99.9 ihtimal bos birakacak olmmam