Puan vermedi·176 syf.··
2026 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 18:11
Yanlış insanların arasında tek doğru kalanlardı onlar. Yalnızlardı bir o kadar da kalabalık. Orhan Veli’nin aşk dolu mektuplarını gönderecek parası, Nahit Hanım’ın ise o mektupları evine alacak cesareti yoktu. Ama yinede çok cesurlardı. Orhan Veli “içimdekilerden başka hayat yok” diyerek adeta Nahit hanıma aşkını dolu dizgin itiraf etmişti. Orhan Veli’nin kullandığı cümle benim için mükemmeliyet tellakisiydi resmen. Nahit hanım bir daha cevap alamayacağı bir mektup yazmış ve orada Orhan Veli’ye “şiire de ihtiyacım var, meğerse şiir ihtiyaçmış” diyor. Şiir gerçekten bir ihtiyaç; ekmek gibi, su gibi,
Yalnız Seni ArıyorumOrhan Veli Kanık · Yapı Kredi Yayınları · 20245,1bin okunma
Puan vermedi·155 syf.··
2026 7. kitabı
Yaklaşık bir hafta süren süreçten sonra kitabı bitirdim. Gayet etkilenmiş ve bilgilenmiş bir vaziyette olduğum düşüncesiyle birkaç inceleme yazısı okudum. Açıkçası çok hoş incelemeler yazılmış o incelemeleri de okuduktan sonraki mevcut ahvalim ekseninde okuduğum incelemelerdeki objektiflik ve mantıklılıktan bi hayli uzak kendi dünyamdan anlatacağım eseri. Şimdiki yazacaklarım safiyane ben. Bir sene önce nereden duyduğumu dahi hatırlamadığım biz sözle karşılaşmış o sözü yazıp çalışma masama koyacak ve her oturduğumda okuyacak kadar da etkilenmiştim. NİETZSCH' nin "Yaşamak için bir nedeni olan kişi, neredeyse her nasıla katlanabilir." sözü. Bu kitapta da çokça kez alıntısı geçiyor olması şaşkınlık ve memnuniyet duygularını oluşturdu. Kitabın özeti nezdinde olan bu sözden sonra daha detaylandırmak isterim incelememi. Kitap üç bölümden oluşuyor diğer okurlar gibi ben de ilk bölümün hızlı aktığı ikinici bölümün ise daha yavaş ilerlediği kanısındayım. İlk bölüm yazarın anılarından oluşuyor. Öylesine farklı ve hayatın olağan akışına aykırı deneyimler kii... Yalnızca o toplama kampını bizzat yaşayan birisinin kaleminden öğrenmek eseri özel bir noktaya ulaştırıyor. En çok etkilendiğim ilk bölümden, sanırım doktor olan yazarın o kampta kitapta kendilerine öğretilen insan yaşamının hiç de yazıldığı gibi olmadığı ve insanın çok onur kırıcı ve standartların epey aşağısında dahi yaşayabilmesi gerçeğiydi. Günümüz modern çağında bir nevi şımarıklık olarak da isimlendirebileceğimiz insanın "şunu yapamam, şunsuz yaşayamam..." vb düşüncelerinin şartlar gerçekleşince nasıl da yaptığını bizlere anlatıyor. Kitabın bana dokunduğu öyle çok kısmı var ki aslında şöyle bir düşününce yazsam neredeyse kitabın aslı kadar süreceğinin farkına vardım. Bu farkındalığım sonrası daha genel bahsedecek
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,4bin okunma
Reklam
Pusudaki Cemaatler: Geçmişin Dersleri, Geleceğin Uyarıları
10/10
·200 syf.·
2025 13. kitabı
Fethullahçı terör örgütünü yıllardır başta Necip Hablemitoğlu hocamız olmak üzere birçok gazeteci, siyasetçi ve yazar defalarca uyardı. Ancak hem hükümetler hem de devletin ilgili kurumları bu uyarıları görmezden geldi. Sonuçta Hablemitoğlu ve Uğur Mumcu gibi isimler katledildi. Bugün aynı cesareti göstererek çok daha detaylı ve derinlikli bir incelemeye imza atan değerli yazar Kaya Ataberk, FETÖ'nün aslında bir buz dağının yalnızca görünen yüzü olduğunu gözler önüne seriyor. İşte bu eleştirel farkındalık, Kaya Ataberk’in "Pusudaki Cemaatler" kitabını okurken en çok ihtiyaç duyduğumuz merceklerden biri hâline geliyor. Yazar, meseleyi FETÖ sonrasına indirgemeyip, bu yapıların nasıl yeşertildiğine dair sorular sordurarak asıl can alıcı noktaya parmak basıyor: "Peki ya şimdi? Bu iş gerçekten bitti mi, yoksa aynı körlükle yeni yapılanmalara mı kapı aralanıyor?" İşte Kaya Ataberk’in kitabı, tam da b Fetö'den Sonra Pusudaki Cemaatler u karanlıkta yol gösteren, ama aynı zamanda devletin geçmişteki ihmallerini de eleştiren bir kılavuz niteliğinde. Ataberk, kitabında sadece geçmişe takılıp kalmıyor; tam da olması gerektiği gibi perdeyi biraz daha aralayarak ülkedeki diğer yapılanmaları, onların tarihsel köklerini ve bugünkü etki alanlarını masaya yatırıyor. Nakşibendilerden İsmailağa’ya, Menzil’den Işıkçılara kadar birçok yapıyı ele alması, konuya yüzeysel değil sistematik bir bakış getirdiğini gösteriyor. Bu, kitabı sadece "bilgilendirici" olmaktan çıkarıp gerçekten "uyarıcı" bir metin hâline getiriyor. Her Atatürkçü vatanperver için "Pusudaki Cemaatler" kapıdaki potansiyel tehlikeleri görmek adına iyi bir pusula. Çünkü Ataberk’in de altını çizdiği gibi, benzer bir senaryonun tekrarlanmaması için ilk şart, bu yapıları ve onların eklemlenme biçimlerini tanımaktan geçiyor. Geçmişten ders çıkarmak
Siyaset
Fetö'den Sonra Pusudaki CemaatlerKaya Ataberk · İleri Yayınları · 201711 okunma
K1
9/10
·112 syf.··
2026 13. kitabı
Duygu çözümlemesi yapmak zor gelir bana. Bazı sayfalarda tam olarak ne demek istediğini bile anlamadım. Ama hissettiğim en derin şey şu ki kaç yaşına gelirse gelsin bir çocuk ebeveyninden onay almaya her zaman ihtiyaç duyarmış. Ve küçükken hep eleştirilen, onaylanmayan çocuklar yetişkin olduklarında bile kendi kararlarını kendileri veremezlermiş. Mektubu niye vermedi bilmiyorum. Milena’ya birçok kez mektuptan bahsetti, mektubu daktiloya çekti ki bu mektubun yayımlanmaya hazır bir metin olduğunu gösteriyor Franz’ın alışkanlıklarına göre. Belki de sadece içini dökmek için yazdı, çocukluğundaki Franz ve babası ile yüzleşmek için. 1919 Kasım ve Franz Kafka 36 yaşında, ama mektubu yazan o değil. “yetişkin Franz değil de çocukluğundaki Franz yazıyor gibi” Aradan biraz zaman geçer ve muhtemelen ben bu mektubu bir daha okurum, sonra biraz daha zaman ve tekrar. Okuduğum yaşa göre mektubun bana hissettirdikleri de değişecek. Büyülü sanki. 
Babaya MektupFranz Kafka · Can Yayınları · 201954bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 27. kitabı
Kendini arayan bir ademin yolculuğunun ilk durağında, arzu ettiğinin tam hedefinde buldu kendini. Mevlâna'ın dediği gibi: "Susuzlar âlemde su ararlar, su da cihanda susuzları arar." Amaç belli olunca vuslata ermek için Allah kendine yakınlaştırmayı kolaylaştırır.  Güneş gibi doğmak batıdan olmaz. Doğuya gitmek gerek. Asım da yeniden doğmak için Türkmenistan'ın Merv şehrine yol alır. Orda karşılaştığı Serkan arkadaşıyla özlem giderirken nerden bilecekti aradığı ayağına geldiğini? Asım farsça bildiğinden arkadaşının bir kitabının tercüme etme teklifi üzere sonraki durağı Semerkand olur. Eline aldığı hatırat ile 1200'lı yıllara adım atmış oldu. Ve okuduğu her cümle bu gününe ışık oldu. Karanlık gecelerine kandil oldu. Kaybolduğu  dünyadan sıyrılıp ihlâsa erdi. O öğrendikçe okuyucu da öğreniyor. Kalbi hâlim oldukça okuyucunun yüreği daha çok yumuşuyor. Neticede bizimle tanıştırdığı Mevlâna Halid'tir. "Rüzgarın Ardından" eserinde aslında Asım'ın kendini bulma arayış yolculuğu az ve öz olarak  tamamen Mevlâna Halid'in otobiyografisi anlatılıyor. Yunus Emre'nin şu vecizesi Asım'ın durumuna ne kadar manidardır: "İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen, ya nice okumaktır?" Eserden damlayan her sözcük âdeta vücudun ihtiyaç duyduğu her meyve tadındadır. Kalbi huzura erdiren, beyni bilgiye doyuran, ruhu ferahlatan harika bir ilim bilgisidir. Şeyh Şamil'in dediği gibi: "Allah'a giden yollar gökteki yıldız sayısından fazladır. Biz o yollardan birini arıyoruz." Yazar da bu kitabında da kalplere Allah'ı ve Allah'a giden yolun kapılarını açıyor. #kalbedüşensızı #hayatsondanbaşlar kitaplarını tavsiye ettiğim gibi #rüzgarınardından 'ı da tavsiye ediyorum. #biralıntı "Her yolun kendi yolcusu, her yolun kendine has bineği var. Kimi yol var dolanır gider,
Rüzgârın ArdındanElif Veske · Eşik Yayınları · 2020410 okunma
Puan vermedi·367 syf.··
2026 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 12:12
Platon Devlet adlı eserine doğruluk kavramını irdeleyerek başlar. Doğruluk sofistlerin iddia ettiği gibi “güçlüye göre şekillenen” değil; doğal olan, adalet ve ahlakın temellerinden biridir. Devletin nasıl ortaya çıktığına ilişkin fikirler, devletin nitelikleri ve devletin ideal özelliklerini sıralar. İyi askerlerin gereği, askerlerin iyi eğitimi elzemdir. Zira toplum sınıflara ayrılacaktır ve yöneticiler askerlerden çıkacaktır. Yanlış ve kötülük bilgi eksikliğinden gelir. İnsan bildiği ölçüde doğrudur. Askerler hakikati bilmelidir, böylelikle toplum doğru yönetilir. Platon’a göre devlet bir organizmadır. Bir makro insandır. Toplumu oluşturan insanların birbirine ihtiyaç duyması, iş birliğidir. Hayatta kalmak için bir araya gelme eğilimi vardır. Platon insanın belli kısımlardan oluşması gibi, toplumu da kısımlara ayırır. İnsanın ruhundaki üç ayrı bölüm, devletteki üç sınıfa karşılık gelir. Ruhun arzu-istek yönü işçiler sınıfına, öfke yönü askerler sınıfına ve akıl yönü de yönetim sınıfına denk gelir. Ruh bölümlerinin birbirlerinden üstün olması gibi toplum bölümleri de birbirinden üstündür. Siyaset ve devlet yönetimi ilgi alanınız ise ozellikle okumanızı tavsiye ederim.
DevletPlaton (Eflatun) · Ema Kitap Yayınları · 201732,9bin okunma
Reklam
Reklam