Münevver II. Murad’ın eğitimi:
Bugünkü literatüre bakarsak II. Murad’ı sıradan bir okumuş yönetici ve komutan olarak tanırız. Hâlbuki hakikat öyle değil. Hocası İbn Arabşah, 15. yüzyıl Türk dünyasında klasik kültürle en çok yoğrulan tarihçi ve filozoflardan biridir ve Murad ondan mutlaka çok şey öğrenmiştir. Şiiri çok seven II. Murad, harbi çok iyi bilse de askerlikten ziyade münevver yapısıyla ön plana çıkmıştır.
Sayfa 35 - Kronik Kitap 4. Baskı·Kitabı okuyor
Alıntı
Sevgi dağ gibidir, kızlar. Üzerine kar yağsa, yağmur yağsa orada olduğunu bilirsiniz. Şiddetli bir darbeyle o dağın çatladığını düşünün. Çatlaktan sızan her şey o dağı devirmeye yeterlidir. E devrilen de bir daha eskisi gibi değildir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Nasipte varsa gerisi bir şekilde geliyor.”
Bu dünya, bir görene ihtiyaç duyuyordu. İyiliğin iyi, kötülüğün kötü olduğunu söylemek için, adaletin adalet, zulmün zulüm olduğunu ayırmak için tanık şarttı.
Sayfa 322·Kitabı okuyor
"... körler onları görmese de, yıldızlar vardır..." -Nazım Hikmet
II. Murad döneminde genellikle padişah-i 'âlem-penâh (cihan halkının himayesine sığındığı ulu hükümdar, imparator) unvanı yaygınlaştı. Pehlevîcede pâd, ulu, büyük anlamında terimlerin başında gelir (pâd-man, batman gibi). Pâd-şâh unvanıyla eşanlamda şahlar şahı demek olan şehinşâh unvanını Osmanlı hükümdarları nâdiren kullanmışlardır. I. Selim ve I. Süleyman Selîmşâh ve Süleymânşâh adlarını (tugralarında) tercih etmişlerdir. İstanbul fâtihi, Doğu-Roma imparatorlarının vârisi olma iddiasıyla unvanlarına kayser-i Rûm (Roma imparatoru) unvanını ekledi. Aynı zamanda sultânu'l-berreyn ve hakanu'l-bahreyn (iki karanın sultanı ve iki denizin hakanı) unvanıyla Anadolu ve Rumeli, Karadeniz ve Akdeniz'in hükümdarı unvanını benimsedi. Bu unvanı, sultânu'l-berr ve hakânu'l-bahr şeklinde Anadolu Selçuklularında da buluyoruz. Ataları gibi Fâtih'in yeğlediği bir başka unvan da, sultanu'l-guzât ve'l-mucâhidîn (gaziler ve mücahitler sultanı) unvanıdır.
Sayfa 65 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih