Halbuki insanlık tarihine baktığımızda "ilkel" toplumlarda bile rüya bilincinin dikkate alındığını ve önemli hayati kararlar arefesinde "yol" gösterici olarak kabul edildiğini, rüyalar aracılığıyla topluma yönelik faydalı mesajlar verildiğini görürüz. Tarihimizde bu konuyla ilgili sayısız örnek mevcuttur. Mesela Padişah III. Ahmed'in, Azîz Mahmüd Hüdâî hazretlerine yorumlattığı, "Frenk pehlivanı ile yaptığı güreşte sırtının yere gelmesi" rüyası, tarihin seyrini etkilemiş bir rüyadır. Bilindiği gibi Sultan'ın rüya mektubu daha eline geçmeden Hazret, gönül yoluyla rüyayı algılamış ve kendisine ulaştırılan mektubu okuma zahmetine girmeden, cevabı padişahın özel ulaklarına vermiştir.
“Evlenmemişsin,”
“Evlenmedim."
“Niye?”
“Zaten evliyim.”
"O burada hâlâ hayatta. Nefes alıyor, benimle konuşuyor, kitap okurken benimle okuyor. Yarası derin, hâlâ kanıyor ama ben Güldeste'nin yarasına bile ihanet edemem, Timur.”
“Ne dirisine ne ölüsüne yüz çeviririm.”
“Öyle sevdim ki onu ben...”
“Varlığını da yokluğunu da... Ona dair hiçbir şeye ihanet edemem. Beni sevmeye devam et, dedi. Son sözüne ihanet edemem. Ondan başkasını sevdiğim, diyemem. Onunla kuramadığım yuvayı başkasıyla kuramam.”
McMurphy ise kahkalarla gülüyor. Sırtını kamara çıkıntısına vererek gülüyor, gülüyor, kahkası denizlere yayılıyor... Kıza gülüyor, adamlara gülüyor, Georg'a gülüyor, kanayan parmağını emen bana gülüyor, rıhtımda bakakalan kaptana gülüyor, bisikletli adama, benzinciye, beş bin eve, Büyük Hemşire'ye, her şeye gülüyor. Çünkü kendini dengede tutabilmek, hayatın seni zırdeliye çevirmesini önleyebilmek için canını yakan şeylere gülmen gerektiğini biliyor. Her şeyde acı bir yön olduğunu biliyor; benim parmağımın sızladığını, kız arkadaşının göğsünün morardığını, doktorun gözlüğünü kaybetmek üzere olduğunu biliyor ama mizahın acıyı silip yok etmesine izin vermediği gibi, acının da mizahı yok etmesine izin vermiyor.
"Akıl hastalığının güçle ilgili yönünü hiç fark etmemiştim. Güç. Düşünsene, belki de insan ne kadar deliyse, o kadar güç sahibi olur. Hitler örneği mesela. Engeller kalkınca beynin çarkları da çalışıyor galiba?"