Clamence Amsterdam’da bir barda tanıştığı ismini bilmediğiniz bir kişiye anılarını ve iç dünyasını anlatır. Okurken karşı tarafın cevaplarını bekliyordum ilk başlarda ama Clamence’nin soru ve cevaplarından karşı tarafın ne dediğini anlayabiliyorsunuz.
Clamence yaşadığı bir olaydan önce ne kadar iyi bir insan olduğundan ne kadar erdemli bir kişiliği olduğundan bahseder. Buradaki önemli nüans aslında o Clamence’nin maskesidir: İyi biri olma arzusu. Çünkü iyilik yaptıkça kendisini iyi hisseder, kendisini yüksekte görür, karşısındakini küçümser. Bu bakımdan karakterdeki narsistik özellikler göze çarpmıyor zaten gözler önüne serilmiştir. Karakterin bu düşünsel süreci günümüzdeki birçok insanla özdeşleşir. Karakterin farkı, erdeminin ve daima mükemmel olmak istemesinin nedenini anlamış olabilmesi.
Kitabı okurken kendimize dahi itiraf edemediğimiz bazı yönlerimizi ya da çevremizde denk geldiğimiz kişilerle karşılaşabilmemiz mümkün. Camus’un Yabancı’sını da okumuştum. Orada da düşünsel süreçlerde karakterin iç dünyasıyla bağlantı kurabilmiştim. Düşüş’te de Clamence gibi kendime dair birtakım sorgulamalar yaptım. Düşünmek ve sorgulamak istiyorsanız kesinlikle okumalısınız.
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 202319,2bin okunma