Bu kitabın incelemesini yazmak için bir süre kafamda oturmasını beklemem gerekti.
Kitap kurgu olsa defalarca 'yok daha neler' deyip yarım bırakmıştım.Bütün o manipülasyonlara, şiddete, kazalara tanık olmuşum gibi hissediyorum. Mental olarak yorucu bir kitap. Edebi olarak bir beklentiniz olmasın, hikayenin gerçek olması sizi içine çekiyor ve gerilim dolu bir yolculuğa çıkarıyor. Bu nasıl bir hayat, millet neler yaşıyor, ailede herkes ayrı bir psikolojik vaka. Baba ayrı bir vaka, onu kenara koy, hadi o hasta. Anneye ne dersin. Anne babadan daha suçlu. Hele ki bir yerden sonra kendi işini kuruyor, ekonomik olarak özgür oluyor. Çocuklarına daha iyi bir hayat tanıyabilecekken-kendisi de nispeten daha iyi bir hayattan gelmiş-ne hakla çocuklarının hayatını bu hale getirir. Bence Tara'nın bunu farkında olması, annesini suçlaması ve ona duyduğu uzaklık sebebiyle anne hep sahiplenilemeyen bir karakter olarak kalıyor ve 'Anne' olarak geçiyor kitapta.
Okuduğumuz şeyin bu kadar yakın zamanda yaşanmış olmasına inanamıyorum. Hala daha hayatını böyle yaşayan ailelerin olmasına. Gerçekten normal ailelere doğmak, orta karar normlarla büyütülmek, tercih hakkına sahip olmak büyük şans. İnsan bunların lüks olduğunu fark edemez böyle bir hikaye okumadan. Bu kitapta yaşananlar parça parça hala sıklıkla hayatın içinde var. Ama bu kadar hepsinin bir araya gelmesi nasıl bir talihsizlik. Bu evden kendini kurtarabildiği ve iyileşme yolunda olduğu için Tara'yla gurur duyuyorum. Kendini, birey sayılmadığı, değerinin bilinmediği evlerden kurtarmaya çalışan bütün kadınlara ilham olacak biri.