Pınar yılmaz, bir alıntı ekledi.
19 May 18:50 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Aşk! Dedi Derviş Ali, dünyada kavuşmak için değildir. Kavuştuğunda aşk olmaktan çıkar. Vuslata eren gönül gün gelir bıkıp usanır. İçinde her an ona kavuşma ümidi olmasa bunca camiyi hanı hamamı nasıl yapardın.
Sabır isteyeceksin Koca Sinan sabır.

İki Cami Arasında Aşk, Mürvet Sarıyıldızİki Cami Arasında Aşk, Mürvet Sarıyıldız
Pınar yılmaz, bir alıntı ekledi.
19 May 18:50 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Ey Mihrimah, adı dilime yasaklı olan sevgili, gülüşü gözlerime haram olan sevgili, seni her anmamda nasıl kanıyorsa bu dilim, nasıl eriyorsa aşkının altında tenim, ruhum nasıl sızlıyorsa her daim, aşkımın tercümanı olacak ellerimde şekil bulacak olan taşlar" diye haykırmak istedi.

İki Cami Arasında Aşk, Mürvet Sarıyıldızİki Cami Arasında Aşk, Mürvet Sarıyıldız
Murat Sezgin, Ben Bir Gürgen Dalıyım'ı inceledi.
 17 May 21:39 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Ege topraklarını mesken tutmuş bir gürgenin hikâyesi bu. Doğa yeşili maviyi birbirine kenetlenmiş; köknarı, ladini, ardıcı, kestanesi, çamı, kuşu, börtüsü böceğiyle bu kenetlenmeye el verdirmiş, etrafa saçılan saf ve mis kokularla taşı toprağı dansa kaldırmış, üstüne bu resitale bakana sevdiğine baktığını anımsatmış, dinleyenin kulağını bayram ettirmiş, koşup geleni de “hoş geldin sefa geldin, doğanın çocuğu” diyerek bağrına basmıştır. İşte böyle bir ortamda yeşerip olgunlaşan bir gürgenin hüzünlü hikâyesi bu kitap. Türlü türlü ağaçların, renk renk çiçeklerin arasında; gülümsemesiyle dünyaya sıcaklık saçan güneşin, hüznüyle doğanın susuzluğunu gideren pofuduk pofuduk bulutların altında yeşerip olgunlaşan bir gürgenin hüzünlü hikâyesi.

Kitap bize iki konuda tespitler sunuyor. İlki doğa sevgisinin gerekliliği hakkında. El atmadığı hiçbir şey kalmamış insanoğlu daldaki kuş uğruna ayağının altında ezilen çiçeğin feryadını duymaz, duysa nereden ses geliyor diye eğilip bakmaz. Gürgenimiz ne de güzel diyor insanoğlu sağırdır, kokuca da renkçe de konuşsam benim dilimi çözemez, diye. İnsan doğadan sadece istediğini almış, alırken de doğaya içindeki zalimliği yansıtmıştır. İşte bu yüzden insanın zalimliğinin en büyük şahididir doğa. Oysa doğadaki ağaçlar, hayvanlar, çiçekler, otlar olmasa bir gün bile yaşayamayacağın bilincinde değildir. Ama işte böyle insanoğlu, menfaati uğruna bir dalı mı kesmiş, komşunun bahçesine taş mı atmış ona ne. Kitapta doğaya saygı ve sevgiyi en iyi özetleyen söz şudur: “Keşke insanlar dünyayı sevmeyi öğrense; yaşadıkları topraklarda birer misafir olduklarını anlayıncaya ve çocuklarına daha yeşil bir gelecek hazırlamanın bilincine erişinceye kadar, ne yazık ki bu katliam böylece sürüp gidecek!”

Kitapta ikinci olarak önemli konu: İnsan. Evet, döndük dolaştık yine insana geldik. Gürgenimiz burada da ne güzel söylüyor dönüp dolaşıp insanda başlıyordu her şey, yine dönüp dolaşıp insanda bitiyordu her şey, diye. Bu kitabın alternatif ismini ‘Gürgen Dalından Ayna’ olarak belirledim. Gürgen dalından ayna olur mu hiç demeyin. Hasan Ali Toptaş almış eline kalemi, imana gelmez kelimelerle yontmuş babam yontmuş gürgen dalını, sonra da olmuş bize Gürgen Dalından Ayna. Öyle bir ayna ki eline alan mutlaka bir zaman kendini görecek. Ayna ayna söyle bana, bugün benden ne haber getirdin, diyeceksiniz. Ayna da korkunç bir sesle(sesi insanın zalimliğinin sesi yanında muhabbet kuşunun sesi gibi geliyor, ben tecrübe ettim): Ey insanoğlu, sen bir savaş alanısın. Ceket, pantolon ya da etek giymiş bir savaş alanısın. Çiçekler alıp, çiçekler veren bir savaş alanısın(#17380041), diyecek. Bu aynaya sahip olana güzel dünya.

Kitaba etkililik katan en önemli nokta bana göre bazı bölüm isimlerinin türkülerimizin içinden çekilip alınmasıydı. Başlıkları okuduktan hemen sonra adı geçen türküleri dinledim. Bir türküyle her şey bu kadar güzel özetlenebilirdi. Nasıl doğa yeşiliyle mavisiyle bir bütünse, başlıklar da türküler de bölümde anlatılanlar da bir bütündü. Okuyunca daha iyi anlayacağınıza eminim. 4. Bölümün başlığı memleketime, Çorum’a, ait bir türküden alınmış. Türkünün orijinali de şu: “Hem okudum, hemi de yazdım. Yalan dünya senden bezdim” https://www.youtube.com/watch?v=L7y4oVrOlhM. 5.bölümde ise “mahpushanelere güneş doğmuyor” türküsü bizleri karşılıyor. Onu da Neşet Ertaş’ın bozlağından dinleyelim: https://www.youtube.com/watch?v=7UhH6gJ7Nps.

Ben Bir Gürgen Dalıyım, Hasan Ali Toptaş’ın okuduğum 7. kitabı oldu. Kimi kitabında dümeni kırılmış gemi gibi farklı karalara savruldum durdum, kimi kitabında dünya gibi olduğum yerde sürekli döndüm, kimi kitabında da zaman kavramına meydan okuyup bir geçmişe bir geleceğe gidip geldim. Bu kitapla beraber Toptaş’a da ‘Edebiyatımızın Rüzgârı’ nitelemesinin yakışacağını düşünüyorum. Hemen tarifini vereyim. Hani bazı rüzgârlar sert eser önüne geleni alıp götürür ya işte Toptaş biraz o rüzgârdan. Biraz, estiğinde içinizi soğuktan ürperten rüzgârdan. Biraz da estiğinde sıcaklığıyla yüzünüzü yalayan rüzgârdan. Evet, Hasan Ali Toptaş içinde rüzgârın her türlüsünü barındıran bir yazar. Neden mi böyle düşünüyorum? Eserlerinde her zaman alıp götüren, sizi ürperten, içinizi ısıtan şeyler var. Bu kitabında da Hasan Ali Toptaş rüzgâr oldu esti, ben de rüzgâra karşı gelmeye çalışan bir yiğit gibi çabaladım, durdum. Ama ne kadar çabalarsam çabalayayım rüzgâra yiğitlik yine sökmedi. Beni benden alıp bilinmez diyarlara götürdü.

Ben Bir Gürgen Dalıyım dili sade, anlaşılması kolay(!), her yaştan kişinin okuyabileceği, doğa ve daha çok insan hakkında güzel tespitler sunan kısacık bir Toptaş kitabı. Ben hiç ara vermeden 1 saatte okuyup bitirdim. Bazı yerlerde tekrara düşmüş olabilirim. Ama Toptaş “Yaşam tekrarların tekrarlarından oluşuyor” diyor. Varsın bu inceleme de tekrarların tekrarlarından oluşsun. Sırada Harfler ve Notalar var. Keyifli okumalar.

Gamize, İki Cami Arasında Aşk'ı inceledi.
16 May 22:32 · Kitabı okudu · 1 günde · 4/10 puan

Ne yalan söyleyeyim kendim alsam keşke almasaymışım diyeceğim bir kitap. Ha okumuşum ha okumamışım. Sadece bunaldığım bir dönemde kısa bir mola oldu. Konuya bakınca insan bir şeyler bekliyor ama sadece tarihi kişiliklerden ve olaylardan esinlenilerek bir kurgu oluşturulmuş. Oluşturulmuş ama bana oldukça bayağı geldi. Gerçek bir tarih bilgisi bekleyerek okumadım ama bence bu Koca Sinan gibi bir tarihi kişiliğe yakışmamış. 40-50 yaşlarındaki adam çocuk sayılabilecek bir kıza 18'lik delikanlı gibi aşık oluyor. Aşkını taşlara kazıyor. Kitaba göre Sinan'ın ilham perisi tamamen Mihrimah. Tamam aşkın yaşı yoktur ama bu kadar da olmamalı. Kitaptaki bir karakter olarak Sinan'ı sevmedim.

Söyleyebileceğim çok şey yok. Basit, düz bir kurgu var zaten. 181 sayfa kitapta bölüm aralarındaki resimleri de çıkarırsak kitap baya incelir. Yazılar zaten büyük. En azından kolay okunuyor. Ben bir günde okudum. Sanırım çok eleştirdim ama düşüncelerim bunlar. Yine de zaman kaybı olarak görmedim. Her kitap bir dünya, bir deneyimdir. Kolay okunsun, kurgu beni yormasın, içinde de bir aşık olsun diyorsanız bir bakın yani. Sonuçta ortada bir emek var. Ayrıca kitap Mimar Sinan hakkında hiç bilgi sahibi olmayanlarda yanlış bir izlenim bırakabilir.

pandanın kitaplığı, bir alıntı ekledi.
12 May 22:16 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Titreyen dudaklarıyla "vuslat artık mahşere kaldı" dedi.

İki Cami Arasında Aşk, Mürvet Sarıyıldız (Sayfa 7 - Mola kitap)İki Cami Arasında Aşk, Mürvet Sarıyıldız (Sayfa 7 - Mola kitap)
Sümeyye Sena Yılmaz, bir alıntı ekledi.
04 May 23:50

Aşk! Dedi Derviş Ali, dünyada kavuşmak için değildir. Kavuştuğunda aşk olmaktan çıkar. Vuslata eren gönül gün gelir bıkıp usanır. İçinde her an ona kavuşma ümidi olmasa bunca camiyi hanı hamamı nasıl yapardın.
Sabır isteyeceksin Koca Sinan sabır.

İki Cami Arasında Aşk, Mürvet Sarıyıldızİki Cami Arasında Aşk, Mürvet Sarıyıldız
Sait taştan, bir alıntı ekledi.
04 May 09:43

Toprağın bir bahçeye olan özlemi gibi
Bahçenin güle olan özlemi gibi
Gülün suya olan özlemi gibi
Sende benim hayatımın tek özlemisin

Ezansız caminin ezana olan özlemi gibi
imamın camiye olan özlemi gibi
Sende benim hayatımın bir tek özlemisin

İki Cami Arasında Aşk, Mürvet Sarıyıldızİki Cami Arasında Aşk, Mürvet Sarıyıldız