"geçtiğimiz yollarda kaybettiklerimizin bize en büyük kötülüğü, kendilerini tekrar tekrar hatırlatmalarıdır. bir kere kaybetmekle kurtulamadığımız şeylerdir. yoklukları hayatımızdaki varlıkları haline gelir. hep, ama hep hatırlarız. ne biçim kaybetmektir bu?"
"beklentisi yüksek kadınların yalnızlığı daha koyu olur. büyük lafların gölgesinde geçen hayatlar, bir daha iflah olmuyor. geçip gittiğiyle kalıyor zaman, aşk, herşey.."
"...delirmekten korkuyordum. bu korku bana kabullenmeyi öğretti."
Hayatın, insanlığın çoğunluğu için, içtenlikle yaşanması gereken bir mutluluk değil, baskılar ve cezalarla ve inanılması gereken yalanlarla yapılmış dar bir alanda, sürekli bir rol yapma hali olduğunu, ilk bu sıralarda sezmeye başlamış olmalıyım.