"Hendeğe atladım, çiçeğin göbeğinde tatlı, tembel tembel uyuklayan tüylü bir yabanarısını kovaladıktan sonra çiçeğim koparmak için uğraşmaya başladım. Ama güç bir işti bu. Elime mendil sardığım halde dikenler batıyordu; üstelik çiçeğin sapı son derece sert, sağlamdı. Beş dakika kadar uğraşarak lifleri birer birer kopardım. Sonunda çiçeği çekip yerinden çıkardığım zaman sapı bayağı zedelenmişti, başlangıçtaki tazelik ve güzelliğinden de eser kalmamıştı. Ayrıca ince, zarif kırçiçekleri arasında kaba, basit görünüyordu. Kendi yerinde çok güzel duran çiçeği boşuna kopardığıma üzüldüm. Koparırken harcadığım çabayı anımsayarak, "Ne yaman bir yaşama gücü bu..." diye düşündüm."
... İbn Ömer de "Akşama ulaştığında sabahı, sabaha ulaştığında da akşamı düşünme. Sağlığın yerindeyken hastalığın için ve hayattayken ölümün için hazırlık yap." derdi. (Buhari)
Hakikatte mutlak ve sonsuz olan sadece Cenab-ı Hak'tır. O'nun dışındaki her şey ise sonlu ve geçicidir. İnsanoğlunun en büyük hatası, sınırlı ve geçici olanı mutlaklaştırması, mutlak olanı ise izafileştirmesidir. Bu, ontolojik olarak yukarıda olanı aşağıda olanla eşitlemek anlamına gelir ki bu büyük bir mantık ve kategori hatasıdır.