-Çok tuhaf! "Var" ile "yok" eşit olur mu? Meselâ, ben şimdi
"var"ım. Fakat yarın "yok" olacağım. Bu iki durum arasında fark
yok mu? dedim.
Deli başını çevirdi ve kahkahayı patlattı:
-Vay! Sen "var"sın ha! Acaba "var" mısın? dedi.
Bu soruyu kendime pek çok defa sormuştum. Bu soru sığ bir
bakış açısıyla ele alındığında anlamsız ve dalga geçilmeyi hak etmiş bir bir soru olarak görünebilir. Fakat böyle değildir. Eğer
"var" isem niçin "yok" olacağım? Yok olmayacaksam, ruhum
ebediyyen mi kalacak?..
İşte, şüphe ejderhasının şaha kalktığı kısım, denklemin bu
son kısmıydı. Ruhum ebedî kalacak mı? Ruh nedir? Bizzat kendisi, hissetme kabiliyetine sahip midir? Hüviyetini bilebilir mi?
Eğer ruh diye birşey varsa, bedenden ayrıldığında nasıl bir durumda bulunacak?
İşte, cevapsız bir sürü soru... Deli ilâve etti:
-Yalnızca ben "var"ım.,Çünkü "hiç"im ve "yok"um. Varlığım
mutlaktır. Yokluk, bağımlı olan için vardır. Mutlak "varlık" tır,
"var"dır.
Bunlan söyledikten sonra deli sustu. Sorduğum hiçbir soruya
cevap alamadım. Sonunda sorularımdan bıktı. Arkadaşına: "Haydi gidelim. Bu hayvan, bizi, zevkimizden alıkoydu" dedi. Kalkıp
gittiler. Ne acayip bir durum: Çok iyi öğrenim gördüğünü iddia
eden bir insana, pejmürde bir deli "hayvan" diyordu.
(...) kasabasında üç gün kaldık. Bu üç günü, arkadaşların şikâyet ve ısrarlarına rağmen hiç konuşmadan ve kendimden geçmiş bir hâlde geçirdim. Trene bindiğimiz zaman, arkadaşlardan
biri bana birşeyler söylüyordu. Ben ise onun sözlerini hiç önemsemeyerek, kendimle söyleşiyordum. Bir ara ona, elimde olmayarak: "Acaba, ben var mıyım?" dedim.