Bu yolculuk boyunca niçin Vietnam kırsalında feci hastalandığım o günü düşünüp durduğumu işte o an anladım. Belirtilerimin en kötüsü -odayı döndürüp duran bulantı- dursun diye ilaç istediğimde, doktor bana şöyle demişti: "Bulantına ihtiyacın var. Bir mesaj bu, bu mesajı dinlememiz gerekiyor. Sorunun ne olduğunu o söyleyecek." O belirtiyi görmezden gelseydim ya da sustursaydım böbreklerim iflas edecekti ve ölecektim. Bulantınıza ihtiyacınız var. Çektiğiniz acıya ihtiyacınız var. Bir mesaj bu, bu mesajı dinlememiz gerekiyor. Dünyanın dört bir yanında depresyon ve kaygı yaşayan onca insan bize bir mesaj gönderiyor. Bize yaşam tarzımızda bir terslik olduğunu söylüyorlar. O acıyı boğmaya, susturmaya ya da patolojikleştirmeye çalışmayı bırakmamız gerekiyor. Onu dinlememiz ve ona saygı göstermemiz gerekiyor. Kaynağını görmemizin tek yolu o acıyı dinlemekten geçiyor ancak o zaman, gerçek nedenlerini görebildiğimizde o acının üstesinden gelebileceğiz.
Sayfa 317·Kitabı okudu
Depresyon
Gündemde son zamanlarda sıkça kendine yer bulan SMA ilacı Zolgensma ilacının fiyatı 2 milyon dolar. Neredeyse tüm ekipmanları ile yüz yataklı bir hastane inşa edilebilecek bir ra-kam. Henüz SGK kapsamına alınmayan bu ilaç için dernekler kuruluyor ve bu fahiş rakam ilaç firmasına birçok çocuk için ha-yır parası adında toplanarak ödeniyor. Bu fahiş rakamları denet-leyecek ve insanların bu denli sömürülmesine engel olacak bir otorite ise ara ki bulasın...
Sayfa 229
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sadece Amerika'da yılda 106 bin kişi ilaçların yan etkisinden dolayı hayatını kaybediyor. Yılda 2 bin kişi gereksiz ameliyat ol-duğu için, 7 bin kişi hastanede yanlış ilaç tedavisinden, 200 binkişi hastanedeki diğer sebeplerden 80 bin kişi hastanede mikrop kapmadan olmak üzere 2 bin yılında toplam 225 bin kişi iatrojenik (medikal/doktor hatası) kaynaklı hayatını kaybetmiştir.
Sayfa 228
Alıntı
Hayvanlar; her bir ilaç, kimyasal madde, kozmetik ürün pi yasaya çıkmaya hazırlanırken kullanılan; masum, itiraz etmeyen zavallı varlıklardır. Kozmetik maddeler de aynı şekilde göze, cil de, sindirim sistemine temas durumunda ortaya çıkaracakları olası durumların tespiti için hayvanlarda acımasızca denenir Kimyasal madde göze damlatılır, hayvan çığlıklar atarak acı çe ker... Çoğu zaman uyuşturma gibi bir işlem dahi yapılmaz. Bu insanoğlunun ne kadar vahşileştiğinin resmi aslında... Denene-cek maddenin ciltte meydana getirdiği etkiyi anlamak için hay-van derisi traşlanır, o madde hayvan acıdan ölene kadar her gün cildine temas ettirilir. Tavşanların hamile olanları, etken madde-nin ne kadar plesentadan geçip cenine etki edeceğini göstermesi için kullanılır. Tavşana ağızdan verilen madde çoğu zaman hem tavşanı hem de karnındaki yavrusunu öldürür. Öldürmeyecek dozu bulana kadar bu deney başka hamile tavşanlarda denenir. Yine diğer deney yöntemleri şunlardır: elektrik akımı verme, yakma, felç etme, gaz verme, kör etme, zehirleme, aç ve susuz bırakma, uykusuz bırakma, deri yüzme, beyne hasar verme, bey-ne iğne ile ilaç verme, bulaşıcı hastalığı bulaştırma, damardan kan boşaltma, organları çıkarıp gözleme, radyasyon verme, zorla besleme, göz kapaklarını dikme vs...!
Sayfa 224
Alıntı
Kolumdaki saat de konuşmaya başladı bir süre sonra, çı­karıp attım. Her gittiğim yere saat koymuşlar Muazzez, ala­yı konuşuyor, tekmili birden senden haberdar. Depresyonum kolumu dürtüyor bir yere gittiğimizde, bak saat var orada di­yor, bir bakıyorum pis bakışlı, sıntan bir yelkovan seninle il­gili atıp tutuyor Muazzez. Unut, unut, unut, unut diye nasi­hat vereni var, yazık, yazık, yazık, yazık diye acıyanı, ağla, ağla, ağla, ağla diye dürteni, yalnız, yalnız, yalnız diye dal­ga geçeni, geçer geçer geçer diye teselli edeni bile var Muaz­zez. Çete olmuş bunlar, yelkovan çetesi. Terk edilmiş insanların geçtiği yerlere pusu kurup dalga geçiyorlar Muazzez, Allah belalarını vere... Yelkovanların kâbusundan kurtulamadım Muazzez. Rüyalarında tik tak tik tak attılar, uyandığımda anamı ağlattılar. Otobüse biniyorum, otobüsteki herkesin saati konuşmaya başlıyor. Muazzez diye atan onlarca saat, gel de derdini “Ne bakıyon lan? diyen otobüs ahalisine anlat. Depresyonunu­zun üstüne gidin, sözünü okudum bir yerde Muazzez, kalk­tım gittim. Saatçiler çarşısında tur attım. Bütün yelkovanlar esnaf olmuş, kapıda dikilmiş sanki, buyurun Muazzez içeride diyor, buyur ediyor beni dükkâna. Bütün saat dükkânlarında seni aradım Muazzez, ne alaka bilmiyorum ama saatçiler çarşısında kahrımdan ölüyorum. Sonunda yığılıp kaldım çar­şının ortasında. Ambulans çağırmışlar Muazzez, Allah seni inandırsın, ambulansın sireni bile hani, hani, hani diye se­ni sordu bana. Soluğu psikolog koltuğunda aldım nihayetinde. Oraya da koymuşlar Muazzez. Psikologun saati şişmiş dert dinlemek­ten, yetti, yetti, yetti diye geziyor yelkovanı. Şikâyetiniz ne­dir, diye sordu adam. Şimdi ben Muazzez, tanımadığım ada­ma seni mi şikâyet edeyim? Saatler dedim, konuşuyor. Ne di­yor diye sordu, anlattım ben de. Gördüğüm bütün
Sayfa 196
Ümitsizliklere ilaç, ruhlara doktor yoktur.
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Alıntı