Acı çekmek ne demekmiş akıllı şimdi anlıyordum. Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğini eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insanın sırrına kimselere anlatmadan ölmeyi aratan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey.
Yavru kurt insanlar gibi düşünseydi, hayatı, doymak bilmez bir iştahı doyurmaya çalışmak olarak özetlerdi. Dünyayı ise takip eden ve edilenin, avlayan ve avlananın, yiyen ve yem olanın bir sürü arzu ve iştahla dolu; düzensizlik ile şiddetin, açgözlülük ile kıyımdan ibaret bir kaosun acımasız, plansız ve sonsuz rastlantı ile birlikte tamamen körlemesine ve karmaşa içinde hüküm sürdüğü bir yer olarak görürdü.
Sayfa 84 - Türkiye iş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
Soğuk halüsinasyon görmesine mi neden oluyordu. yoksa aklında bir sorun mu vardı; Scarlett bilemiyordu ama şapka kutusu şekilli dükkanların tuhaf derecede sessiz olmasının ötesinde, bir de tabelaları tamamen anlamsızdı. Her birinde farklı dilde yazılar vardı. Bazılarında gece yarısı bir ara açık yazıyordu, bir başkasına dün tekrar gelin yazılmıştı.