İlayda Şahin

8/10
·517 syf.··
2024 12. kitabı
·
71 günde okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2024 22:51
insan kendini mayalayan, mayalandıkça büyüyen bir hamur, öğrendikçe kalıbına sığamayışı da bundan. martin de o insanlardan birisi, aklın kullandıkça nasıl esneyen sınırlara sahip olduğunu keşfettikçe daha çok kullanıyor, aklını kullandıkça sınırlarını daha çok genişletiyor. insan öğrendikçe kalabalıklaşır mı yoksa yalnızlaşır mı emin değilim, öğrenmenin sonu olmadığından buna net bir cevap da bulamayabilirim ama kitapta da gözlemlediğimiz üzere, sanırım insan sahiden öğrendikçe, okudukça yalnızlaşıyor. martin’in kalabalıklaşma umuduyla bildiği tek kabuğundan çıktığı, madden denizciliğinin yanı sıra metaforik olarak da engin denizlere açıldığı bir hikaye bu, otobiyografinin kurguyla beraber ilmek ilmek örülmesiyle de okuma zevki veren bir eser, sevdim. bir de; o bizim kavuşmalarımız a yarim, mahşere kaldı.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
Reklam
10/10
·272 syf.··
2024 7. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2024 18:17
“daha senden gayrı âşık mı yoktur?” allah’ım ben ne okudum? hangi kelime ki anlatmaya yetsin, ben ne okudum? ona üzül diğerine üzül, bu kitapta hiç gülmedim. ilahi aşkla maddi aşkın harman olduğu, tarihi yoğunluğu okuyanı boğmadan işleyen, her satırı ötekinin peşine takılıp bir zincir ören, ördüğü o zincirle sonunda herkesi boğan harika bir kitaptı. sonunu baştan bilmeme rağmen her sayfayı şevkle çevirtti bana. onlardaki aşkı anlatabilecek, haklıyı haksızı ayırt edebilecek akıl ben değilim diye düşünerek kitaptaki bir cümleyle anlatmak istiyorum her şeyi: ‘Dördünden hangisinin aşkı diğerinden aşağıdaydı ki?’
Edebiyat
Aşk Hikâyesiİskender Pala · Kapı Yayınları · 20245,1bin okunma
10/10
·294 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2024 23:03
ikinci kez, sindire sindire okuduğum harika bir kitaptı. belki kulağımızı kapattığımız tasavvuf müziğinin, iki yüreği birleştirmesini okuyoruz ama bundan daha önce ve çok daha değerli olan, ikisinin kalplerinin Allah’ı hatırlayışıydı. Allah’ı zikretmekten mahrum kalmış, dünyevi dertlerinde boğulan, hayatına öfkeli bir adamın rastgele duyduğu bir ney sesiyle yıllarca kaçtığı huzura kavuşması ve çok geçmişte kalmış değerlerini hatırlaması etkileyiciydi. konunun işlenişi, yazarın kendi sorduğu sorulara yine kendisinin oldukça tatmin edici cevaplar verişi, karakter geçişlerinin tam kıvamında oluşuyla da, beni ilk kez yıllar önce okuduğumda etkilediği gibi etkiledi. dünya dertlerinin geçiciliğini yüzünüze vuran mis gibi bir kitap.
Kalbe Ateş DüşünceMukaddes Yakay · Kaynak Yayıncılık · 2011326 okunma
9/10
bir anne, bir kadın, hatta ernaux'a çok uzak gelen zamanlarda bir çocuk ve bir genç kız. işte bu kadının 'dünyada yer kapladığı' tüm zamanı bazen kendi anlattığı anılarla, çoğu zaman da yazarın hatırında kalanlarla okudum. sade cümlelerin ardında da çok büyük anlamlar yatabilirmiş, annie ernaux bana bunu gösterdi bir kadın'ın her sayfasında. ilk okuyuşta oldukça basit ve yalın görünen çoğu cümle içimde öyle bir noktaya dokunup o kadar derinden gelen bir duygu hissettirdi ki, acaba bu cümledeki bu anlamı ben mi uyduruyorum diye düşündüm sıklıkla. bir kadının ait görüldüğü sınıfı kabul edemeyişi ama oradan da tam anlamıyla ayrılamayışı, kızı için bunun aksini isterken onu kendinden uzaklaştırışı. çoğu kadın kendi hikayesine nadiren ya da sık sık benzer bir parçanın yüzüne çarptığını görecektir bu kitapta çünkü hepimiz hayatımızın tamamında bir annenin kızı ve -belki- bir kısmında da birinin annesi olacağız. yazarın babasını anlattığı kitabı babamın yeri ile kıyaslayınca bir kadın'ı daha fazla beğendiğimi de söyleyebilirim. 2022 nobel ödülünü hak etmiş kitabı boş dolaplar ise ödüllü oluşunun yanı sıra yazarın sarsıcı dili için de okuyacağım bir kitap olacak.
Edebiyat
Bir KadınAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20233,871 okunma
9/10
·264 syf.··
2023 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2023 00:00
sanki hayatın ortasında bir boşluk var, o boşluğa düşüp düşüp düzlüğe çıkıyor, -belki çıkıyorum zannediyor- düzlüğe çıktıkça çukura geri düşüyorum. işte ahmet cemil'in hayatı tam olarak böyle hissettirdi. tam mai olacağım, hadi oldum, derken siyah olup durdu. türk edebiyatında yazılmış naif karakterlerin çoğunu ite ite ilk sıralara koşar bence ahmet cemil ama ince ruhunun yanında yalnız bir hatası var ki, saf kalbinde öyle bir kara leke ki. bir zamandan sonra işte o kara leke belirliyor ahmet cemil'in tüm 'hülyalarının yönünü'. onu, aceleye getirdiği bir karar sonucu yaptığı hata için suçluyor muyum emin değilim ama ben suçlasam da suçlamasam da o kendisini suçluyor. bir de kaderinden bahsedip spoiler vermek istemediğim bir sevdası var ki, ben de en az ahmet cemil kadar sarsıldım beklenmedik 'bir bakışla'. okuduğunuzda anlayacaksınızdır o bakışı. kitap ilk andan son ana kadar kendimi sorgulamaya itti beni. ahmet cemil gibi ben de pire kadar umutları deve edip hayatımın dümenini hemen istediğim yöne çekebileceğini düşünmüyor muyum? bazenleri, ben de kendi hayallerimin, kendi yaşantımın içinde yuvarlanırken en yakınımdakilerin apaçık önümde duran dertlerini görmüyor değil miyim? hatalarıyla, hayalleriyle ve hayal kırıklıklarıyla gerçekçi bir karakterdi ahmet cemil. en sevdiğim kitaplar arasına girdi kesinlikle. girdi girmesine ama bir puan kırdım, çünkü ilk 6-7 sayfasının kitaba hızlı adapte olmamı engellediğini ve son on küsür sayfasının da biraz fazla uzatıldığını düşündüm şahsen. son sayfaların o son duyguları daha iyi geçirmek ve bizi her bir hisse ortak edebilmek için bu kadar detaylı yazılması bir noktada iyi olsa da, bana biraz fazla betimlemeye boğulmuş gibi geldi. daha fazla uzatmadan, ahmet cemil'in ikbal'den duyduğu bir cümleyle özetlemek istiyorum
Edebiyat
Mai ve SiyahHalid Ziya Uşaklıgil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202134,8bin okunma