Yurakucho, Tokyo'nun politik merkeziydi. Budist rahipleri Vietnam için orada dua ederken görmüştüm. Günümüzde sağ kanat genç aktivistler Kuzey Adaları'nın Ruslar tarafından ilhak edilme girişimlerinin protestolarına ev sahipliği yapıyorlardı. Japonya'nın ticari ilişkiler hususunda Amerika ve müttefiklerinden daha iyi olduğunu ve onların sadece ekonomik tutarsızlıklar karşısında mızmızlandıklarını düşünüyorlar. Burada hiçbir şey basit değil.
Karşı kaldırım ise Sol'a ait. Kore'nin Katolik muhalefet lideri Kim Dae Jung- 73 yılında Güney Koreli gestapolar tarafından kaçırıldı-'un gözü ölü ölüm tehditleriyle korkutuluyordu. Bir grup, bunun için açlık grevi başlatmıştı. Daha genç militanlar ise bu durumun kimler tarafından organize edildiğinin anlaşılması için imza topluyorlardı.
Direniş mağdurlarından biri olan Narita'nın doğumgününe gittim. Arkada dönen demo inanılmazdı. Brigadoon'da gibiydim, 10 yıl öncesinin olaylarına aynı aktörlerle birlikte düşmüştüm, polisler yine mavi böcekler gibi ortada dolaşıyorlardı, aralarında yeniyetme kasklılar ağırlıktaydı, havada aynı sloganlar ve çığlıklar dolaşıyordu: "Havaalanına yıkım!". Sadece bir şey farklıydı: Havaalanı tam taklavat kaldığı yerde duruyordu. Ama bu bağırışın kontrolden çıkmış ve dikenli yollarla kaplı hali, bir şeyi kazanmış olmanın keyfi ve belirsizliğinden daha çok bir kesinlik barındırıyordu.
Dostum Hayao Yamaneko bu konu hakkında bir çözüm bulmuştu: günümüzde oluşan imajlar değişmiyorsa, geçmişin imajlarıyla oynamaya başlamalıyız.
Synthesizer'ı üzerinden 60'lardaki çatışmaları göstermeye çalıştı: fotoğrafların-tutkulu bir fanatiği olarak- televizyonda gördüklerimizden daha az aldatıcı olduklarını vurguladı. En azından kendilerini olduğu gibi sunmak konusunda üzerlerine tanıyamazdık: imajlar, herhangi bir