"Bilgelik akışı her insanın kendi hayatının gerçeği ile yapması gereken bir buluşmadır. Bilgelik gömülmüş olduğu kitaplıklarda uyumaz, felsefe kongrelerinde dolaşmaz hatta handiysr anlaşılmaz sözcükler arasında uçan ender bir kelebek de değildir. "
Her inanç ve düşünce sistemi ortaya çıktığı toplumsal koşullar içinde anlam kazanır ve bir bakıma maddi ve düşünsel etkileriyle toplumları ilerletir veya geriletir. Günümüzün modern insanının eski insanların on binlerce yıl önceki düşünce tarzlarını mantıksızlıkla veya hayali düşünce olmakla suçlama eğilimi, sadece onun tarihin ve insanlığın gelişim yasaları konusundaki bilgisizliğini açığa vurur.
Aristoteles bir ampirist olarak, somut şeyleri önemseyen, bilgiye yönelik araştırmalardan hareketle belli bir teori oluşturmaya olanak veren belgeleri dikkate alan bilimsel bir metodu öne çıkarır. Aristoteles’e göre bilgi ve belge toplamak her şeyden önce gelir. Platon bilimi Biçimlere ve Geometriye bağımlı kılarken, Aristoteles olay ve olguların gerçekliğini öne çıkarır. Antik Yunan bizleri böylelikle bilimsel yaklaşım yolunda ilerletir: Matematiksel soyutlama (Platon) ve bilgi araştırması (Aristoteles). Rönesans’tan itibaren, modernite bu iki yolu benimseyecektir yeniden: Deneyin sunduğu veriler (Bacon) ve gerçeğin matematikselleştirilmesi (Galileo).
Düz bir hatta gitmeye devam edersek buradan mutlaka çıkarız. Aynı yöne doğru adımlar atmaya devam etmek bizi daireler çizerek koşmaktan daha çok ilerletir.