İnsan En Çok Kendi İçinde Yolunu Kaybediyor..
Bazı insanlar denizi sever. Bazıları yağmuru. Bazıları geceyi. Onunsa en sevdiği şey, kalabalığın içinde kimsenin fark etmediği anları izlemekti. Çünkü hayatın gerçek yüzü büyük olaylarda değil, küçücük detaylarda saklıydı ona göre. Bir kafede çayı soğurken dalıp giden adamda… Metroda camdan dışarı bakıp düşüncelere kaybolan kızda… Sokak ortasında bir anda durup gökyüzüne bakan çocukta… İnsanların içinde görünmeyen hayatlar vardı. Ve o, yıllardır buna takılı kalıyordu. Bir gün şehrin en kalabalık caddesinde yürürken aniden herkesin yüzüne bakmaya başladı. Yüzlerce insan geçiyordu önünden. Kimisi telefonda konuşuyor, kimisi yetişmeye çalışıyor, kimisi kahkaha atıyordu. Ama garip olan şuydu: Kimse gerçekten burada değil gibiydi. Herkes başka bir düşüncenin içinde yürüyordu sanki. Bir kadın poşetlerini taşırken muhtemelen eve gidince ne pişireceğini düşünüyordu. Bir adam sürekli saatine bakıyordu çünkü yetişemediği bir hayat vardı belki. Bir çocuk annesinin elini tutmuştu ama gözleri oyuncakçıdaydı. Bir yaşlı adam aynı bankta tek başına oturuyordu ve kimse onun kaç saattir orada olduğunu fark etmiyordu. İşte tam o an içinde tuhaf bir his oluştu. Sanki dünya görünmez insanların yaşadığı dev bir şehir gibiydi.
Duygular
Aklımda kalan en romantik olaylardan biri nedir? Pierre Curie'nin nobel Marie'nin de hakkı eğer o yoksa ben de yokum diyerek bir bilim insanı için zirve noktalardan birine karısının hakkını savunmak adına itiraz edebilmesi. Bakın bu çok seksi bir olay. Fena bir olay. Sadece kendini düşünüp karısının hakkı için uğraşmayarak kendi ödülünü alıp kenara da çekilebilirdi ama yapmadı bunu, karısının hakkını da savundu. Marie Curie nobel alan ilk kadın bilim insanı oldu zaten. Yani olay da cinsiyetlerle alakalı bir durum yoğun oranda bulunuyor buna rağmen tatlış, ponçik, pıtırcık Pierre karısını ve karısının emeklerini satmıyor. Zaten o ikisinin çok hoş bir birliktelikleri vardı. (Okuduğum tek bir biyografi kitabınca konuşuyorum. Çocukları değilim işin özünü bilemem.) Maddi zorluklar içerisinde, zor şartlarda çalışmalar yapılıyordu. İçlerinde ilginç düzeyde bir istek vardı bilim adına. Marie'yi okurken bir şeyi bu kadar istemenin nasıl bir duygu olacağını merak etmiştim. Başka bilim insanları onun çalışma ortamında gelince, böyle bir yerde nasıl çalışabildiniz diye şaşırıyordu, o derece zor şartlardı. Yks birincisi olan çobanların birkaç seviye üstü gibi düşünebiliriz herhalde durumu. Buraya kadar işler çok hoştu. Sonra Pierre ölüyor ve bir miktar süre (Ne kadar sürdüğünü hatırlamıyorum.) ardından Marie, Pierre'in eski öğrencilerinden biriyle birliktelik yaşıyor. Tabi bu magazin gündemine düşen bir birliktelik oluyor çünkü bir takım başka dedikodusal sebepler de barındırıyor içinde. 16 yaşındayken bu yeni birlikteliğin anlatıldığı yeri okurken biraz hayal kırıklığı yaşamıştım. Nedense birbirlerine verdikleri desteği okumak onların birbirlerinden başka kimseyle olamayacağı hissiyatını vermişti bana. Gel gör ki öyle değilmiş. Şimdiyse dönüp baktığımda fazla romantik bir
Reklam
Çin'in Tarim Havzası'ndaki Xiaohe mezarlığında, 3.500 yıllık mumyaların boyunlarında küçük, sararmış bir madde dağılmış halde bulundu. Çakıl taşı büyüklüğündeki bu parçalar, dünyanın bilinen en eski peyniri olarak kayıtlara geçti. Önceki çalışmalar maddenin kefir peyniri olduğunu ortaya koymuştu. Yeni bir analiz ise çok daha ileri gidiyor: peynirin içindeki Lactobacillus kefiranofaciens bakterisinin antik DNA'sını dizleyen ekip, peynirin nasıl yapıldığını ve nereden geldiğini izleyebildi. Bulgular ilginç bir tabloya işaret ediyor. Kefirin bugünkü Rusya'daki Kuzey Kafkasya'dan yayıldığına dair uzun süredir kabul gören hipotezin aksine, Xiaohe'deki bakteri başka bir kola, Tibet ve Doğu Asya'daki türlere bağlanıyor. Yani kefirin yayılım haritası tek bir merkezden değil, en az iki ayrı koldan ilerlemiş görünüyor. DNA aynı zamanda farklı kültürlerin temasına da işaret ediyor. Örneklerin bazıları inek sütünden, biri keçi sütünden yapılmış. Üstelik keçi DNA'sı orta Asya'nın diğer antik örnekleriyle benzeşiyor. Bu, Tunç Çağı'nda Sincan halkının çevre topluluklarla ne kadar iç içe geçtiğini ortaya koyan başka kanıtlarla örtüşüyor. Kefirin yayılmasının bir nedeni de pratik olabilir: fermantasyon sırasında laktoz azaldığı için kefir, laktoz intoleransına sahip Tunç Çağı toplulukları için (Xiaohe halkı dahil) kolay tüketilebilir bir besindi.
Haziran Ayı Alışverişi.
Üç Cisim Problemi'nin dizisini izledim ve beğendim. Dizinin kitaba göre daha yüzeysel olduğunu duyunca direkt listeme eklemiştim. Üç Cisim Problemi Karanlık Orman Ölümün Sonu İnsanın Anlam Arayışı Nazi tarihi okurken denk gelmiştim. Nazi toplama kamplarında kalmış bir psikiyatrist. Kamplardaki acıları duygusal değil de bilimsel anlamda ele alan birisi. Bu ele alış biçimiyle de bir felsefe oluşturmuş kitap onu anlatıyor galiba. Muazzam Dünya kitabını aldım çünkü Mikrobiyota kitabı çok hoşuma gitmişti. Anladığım kadarıyla hayvanların çevrelerini nasıl algıladığını anlatıyor. Beklenti Etkisi kör alım sadece merak ettim. İlk Üç Dakika eğer chill bir popüler bilim okuyucuysanız uzaklaşın, dili ağır anlatımı fazlasıyla akademik. Weinberg amcayı severiz laf yok :D Eşyanın Tabiatı konusu keyifli, sayfa sayısı az. Çıtır çerezlik aldım. İnsanlığın Sonu bunun konusu postapokaliptik/twd manyağı olarak çok ilgimi çekti. bir kadın intihar etmek için evinden ayrılıyor ve geri döndüğünde dünyada kimsenin olmadığını fark ediyor, herkes kayboluyor. Ultra İşlenmiş İnsanlar bu kitabı alma nedenim konunun severek okuduğum Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens ve Tüfek, Mikrop ve Çelik kitaplarıyla bağlantılı olması. günümüz sağlık sorunlarının atası gün sonunda tarım devrimine bağlanılıyor bir okumak lazım. Öteki Diyarlar konusu ilginç yine. Dünya geçmişte nasıldı ve bugünkü yaşam o uzun tarih boyunca nasıl şekillendi diye bakıyor ama galiba akıcıymış, belgesel tadında göreceğiz. Vücut Saati :bu kitap
1000Kitap
Lise çağı için kitap önerisi
Ortaokulu yapmıştım lise de istendi veee karşınızda: Bu kitapları ben de lisede okudum gönül rahatlığıyla öneririm. En altta liseden sonra okuduğum ama lisede de okunabilecek kitapları önerdim. Uzun soluklu bir liste oldu :) Şafağı Ör (11. sınıfta okudum diye hatırlıyorum. O zamanlar pek fantastik okumuyordum. Bu seriye bayılmıştım. 2 kitabı 2 günde okudum. Mulan retelling, FANTASTİK) Gölge ve Kemik (bunu fantastikte çoook yeniyseniz veya başrolün saçma hareketlerine katlanabilirseniz seversiniz. Yoksa beklentinizin altında kalabilir. Ben tam vaktinde okuduğumdan sevdim. Darkling fav kötü karakterlerimden biri :) FANTASTİK) Satranç (yazarın çoğu kitabı güzel en sevdiklerimi buraya bırakıyorum ÖYKÜ/MODERN KLASİK) Korku Ay Işığı Sokağı (açık uçlu bir sonu var normalde sevmem ama bu öyküye çok yakışmıştı. Dediğim gibi bu yazarın kalemine bayılıyorum 10 kitabını okudum ama bunlar favorilerim.) Sineklerin Tanrısı (12 çocuk tek başlarına bir adada ne kadar yaşayabilir?? Bana coğrafya dersinden önce lagün kelimesini öğreten o kitap nffkfkfk 9.sınıfta okumuştum. MODERN KLASİK) Liste (7'den 70'e okunabilecsk bir kitap ortaokula da önerdim. mümkünse lise başında okumanızı tavsiye ederim. Çünkü bazı kitapları yaşımız geçtiğinde daha az sevebiliyoruz. Sadece 100 kelimeyle konuşulan bir dünya! DİSTOPYA) Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi (bunu lisenin bittiği yaz (17 yaşında) okudum 😅 diğer listeye eklemek istemedim. kısacık bir klasik kitap. Buradaki başrol hayatı tersten yaşıyor. Yaşlı bir adan olarak doğuyor yıllar geçtikçe gençleşiyor. MODERN KLASİK/ÖYKÜ) Cimri (bunu da liseden mezun olduğum yaz okudum. Tiyatro okumayı pek sevmem ama bu kitap güzeldi. TİYATRO) Sherlock Holmes - Şüphe Asla Uyumaz serisi (POLİSİYE) Jane Eyre (Favori İngilizce edebiyatı kitabımdır. Gurur ve önyargıdan daha çok
1000Kitap
2. İçsel huzursuzluk dönemi.
İlginç şekilde, ruhsal etkilenmenin ilk sonucu her zaman huzur değildir. Bazen kişi: Uykusuzluk, Sürekli düşünme, İçsel sorgulama, Sebepsiz özlem, Anlamsız görünen duygusal dalgalanmalar yaşayabilir. Kabalistik yorumda bunun nedeni, eski benlik ile doğmaya çalışan yeni farkındalık arasındaki gerilimdir.
Reklam
Reklam