Sahaflığın en sevdiği yanlarından biri de dertlenmeye zaman bırakmayan bu işin, hiç beklenmedik bir zamanda, kapıdan
giren hiç tanımadığı ama kitaplar sayesinde yüzyıllardır tanıdığı biriyle ilginç bir konuda sohbete açık olan aralığıydı.
Cildinize herhangi bir şey sürdüğünüzde orada kalır zannediyor olabilirsiniz. Ancak cilt, vücudun en ilginç organlarından birisidir. Ayak altına sürdüğünüz sarımsağın tadını birkaç dakika sonra ağzınızda hissedebilirsiniz. Nasıl olsa ağızdan alınmıyor denilerek hunharca kullanılan kortizonlu kremler ciltten emilip kana geçerek hormonal sisteme zarar veriyor, bu artık çalışmalarla kanıtlanan bir gerçek. O zaman yüzlerce toksik maddeyi de cilde sürdüğünüzde aynı şekilde cildi aşarak kana geçer ve karaciğer bu maddelerle uğraşmaya, böbrek bunları nasıl atacağını kara kara düşünmeye başlar.
En ilginç sözü ise İstanbul Şehremini Ömer Faiz Efendi söylemiş, Şeyhülislam'a dönerek "Efendim, İslam'ı bile Avrupalılardan almalıyız." deyivermiş, sonra da durumu şöyle açıklamıştı: "Adamlar bize öğretilmiş olan düzgün İslam'a uygun davranıyorlar, bizse bozulduk. İslam'ı tekrar, en baştan başlayarak onlardan öğrenmemiz lazım."
Japonlar, ilginç inanlardır. Sürekli okuyorlar, ama bir taraftan da sürekli yazıyorlar. Roman, hikâye ve manga. Bunlar arasında gençler arasında en yaygın olan manga, görsel şekilleri olan, her yaş grubundan ve her meslekten insanların ilgi sini çekmektedir. Bir tür Japon çizgi romanı olan manga, bir Japon icadı ve yazım biçimidir denilebilir.
Son dönemde, akıllı telefonların yaygın kullanımıyla birlikte, Japonya'daki basılı kitap ve dergiler yanında günlük gazetelerin tirajlarında da görece bir düşme olmuştur. Genç kuşaklar daha az gazete okuyor ama yaşlılar hala okumayı sürdürmek tedirler. Bu nedenle kitap mağazalarında müşteri profili ve sayılarında giderek bir düşüş gözlemlenmektedir. Bununla birlikte Türkiye gibi ülkelerle kıyaslandığında, Japonya'da hala kitabın oldukça bol müşterisi olduğu söylenebilir.Her yaştan insanlar, öğrenciler, anne babalar, şirket çalışanları, memurlar, serbest çalışanlar, ev kadınları ve yaşlılar, kitap satış mağazalarını sürekli ziyaret etmektedirler. Eğer bir Japon para ödemeden kitap okumak istiyorsa, kültür merkezlerini veya bağımsız kütüphaneleri ziyaret ediyor ve oralarda ödünç kitap alıp evinde okumaya çalışıyor. Kitap satış mağazaların farkı, orada güncel hikâye ve romanlar ile sinema filmi yaranda farklı türden haftalık veya aylık gazeteler ve dergileri inceleme ve satın alma imkânı olmasıdır. Kültür merkezi bünyesindeki kütüphaneler ise, yaşlılar ve düzenli bir işte çalışmayanların sosyalleşme ve boş zaman değerlendirme alanı olmasıdır.