Tüm İnsanlık Adına Yazılmış Tam Bir Baş Yapıt
10/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 15:47
GİRİŞ "Hayat nedir ? Acılar Vadisi. Dünya nedir ? Hissiz insan kalabalığı." 19.yüzyıl Rus edebiyatının en önemli yazarlarından birisi olan Nikolay Gogol, Rusya'nın kokuşmuş bürokrasi sistemini, toplumun gerçek yüzlerini ve devlet yönetiminin eksik yönlerini eleştirel bir bakış açısı ile eserlerinde yer vermektedir. Sadece Rusya'da değil, tüm dünyada edebi saygınlığa sahip olan Gogol, eserlerinde sınıfsal açıdan burjuva insanları yerine sıradan insanlara yer vermiş, böylece her bir okur kitaptaki karakterler ile empati kurarak, kendi günlük hayatı ile özleşleştirmiştir. Nikolay Gogol, 1809 yılında Ukrayna'nın Soroçinski köyünde dünyaya geldi. Bazı eserlerinin esin kaynaklığını yapan ve yaşadığı coğrafya olan Kazaklar sebebiyle hayatının önemli bir bölümünü burada yaşayarak geçirmiştir. Babası amatör olarak tiyatro oyunları yazıyordu ve Gogol'ün tiyatroya olan ilk deneyimleri babasını izlerken olmuştur. Hayatının ileri safhasında kazak kültürü ve çocuklukta yaşadığı birçok olay vesilesiyle birçok eser yazmış, dünya edebiyatına damgasını vurmuştur. Dünyaca ünlü bazı eserleri şunlardır; Palto, Burun, Portre, Bir Delinin Anı Defteri, Taras Bulba, Müfettiş. Gogol, hayatının belirli önemli bir zamanında Rusya'nın Petersburg şehrinde geçirmiştir. Burada çeşitli devlet kurumlarında görev yapmış ve en yakın dostu olan yazar Aleksandr Puşkin ile bu şehirde tanışıp beraber edebiyat sohbetleri gerçekleştirmiştir. Eserlerinin bazılarına esin kaynaklığı yapan bu şehir, özellikle yakın dostu Alexandr Puşkin'in Gogol için Ölü Canlar'ı yazma fikri vermesi onun hayatının dönüm noktalarından biri olmuştur. Gogol eserlerinde hiciv trajik grotesk ve fantastik öyküler ve tiyatro yapıları kaleme almıştır. Gogol'ün eserlerinde en çok kullanıldığı yazım türü olan "Grotesk" dediğimiz edebi
Edebiyat
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma
70lerin günlük yaṣamının dökümü
5/10
·495 syf.··
2026 5. kitabı
Ayfer Tunç’un Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek kitabını bitirdim. Roman desem roman değil, belgesel desem belgesel değil; ikisinin arasında duran bir anlatı. Türkiye’de 70’lerin çocuğu olarak özellikle çocukluk yıllarına dair bölümler beni çok etkiledi. Arsaların verdiği özgürlük, sokakların kendiliğindenliği… 70lilerde bir çocuk olarak bunlar büyük bir şanstı.Kitap ilerledikçe daha belgesel bir tona kayıyor. Bu noktadan sonra benim için ilginçliğini biraz yitirdi. Düğünler, ev adetleri, gelenekler, o dönemin sineması, radyosu, şarkıları elbette ilginç; ama günlük yaşamın dökümü baya beni baydı. 2000’lerde doğanlara ne kadar çekici gelir merak ettim doğrusu.Edebi değer açısından ise çok güçlü bir tarafı olduğunu düşünmedim; daha çok bir dönemin panoraması gibi. Ayfer Tunç'un diğer kitaplarından daha farklı bir yerde. Sonunda bir dizin olsaydı çok daha işlevsel olurdu. Ama Türkiye’de yayınevleri ve editörler bu konuda hâlâ çok isteksiz. Bilmiyor olamazlar; tembellik mi, okuyucuyu küçümsemek mi, yoksa maliyetten kısmak mı, anlamıyorum. Böyle bir kitapta dizin şart. 70’lere dair bir el kitabı gibi; dönüp belirli konulara bakılabilmeli.
Bir Maniniz Yoksa Annemler Size GelecekAyfer Tunç · Can Yayınları · 20212,487 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·479 syf.··
2026 16. kitabı
Sıradan insanların hayatlarında yaşadığı olayları samimi ve etkileyici bir şekilde anlatan bir romandır. Sezgin Kaymaz, kendine özgü anlatımı ve mizahi diliyle okuyucuyu hikâyenin içine çekmeyi başarıyor. Kitapta günlük hayatın içinden karakterler, onların yaşadıkları zorluklar, düşünceleri ve duyguları ele alınıyor. Ankara ve Konya gibi şehirlerin atmosferini de başarılı bir şekilde yansıtan yazar, sıradan görünen hayatların aslında ne kadar ilginç hikâyeler barındırabileceğini gösteriyor. Akıcı dili, güçlü karakterleri ve gerçekçi anlatımı sayesinde kitap okuyucuda derin bir etki bırakıyor.
KünSezgin Kaymaz · İletişim Yayınevi · 20231,737 okunma
7/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
Okuması zordu ama bitirince ben ne okudum be böyle dedim. Kanal 7'de yayınlanan gündüz hint filmleri ahhaaahhhaaaa dumdabada dumba dum gibi sevimli jenerik kafamda döndü diyemeyeceğim. Sonu berbattı. Ama kast sistemi bir ailenin yıkılışını çok sağlam anlatmış. Ikiz kardeşlerin geçmis ve günümüz arası anlatısı ile başlıyor kitap. Hiç sevmiyorum zaman atlamalı kitapları ama gelip beni bela gibi buluyorlar. Hindistanın bağımsızlık sonrasında yeni düzene geçişin orda yaşayan (gene kast sistemi ne anladın Yurdagül ha ingilizler gitti) bir aileyi param pörçük edişini okudum. Adaletsizliğin bu kadar derin anlatılışını beğendim ama. Turşu fabrikasını okurken resmen burnuma turşu kokulari da gelmedi değil çok ilginç bu kitabi sanırım hep hatırlayacağım.
Küçük Şeylerin TanrısıArundhati Roy · Can Yayınları · 20201,744 okunma
Anna Karenina
Puan vermedi·1062 syf.··
2026 4. kitabı
·
458 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 22:15
Mon cher, Anna Karenina öldü! Anna Karenina bitti, ben şimdi hangi kitabı okumamak için başka kitaplar okuyacağım! * Anna Vronski'ye acı vermek için ölümü seçti! Ne kadar acımasız! *Bugünkü bakış açımla, Anna kendini hiç sevmeyen çocuk bir kadın! *Bu hayatta her şeyin başı kendini sevmek, her şey kendini sevmekle başlar. Kendini sevmeyen hiçbir şeyi sevemez! *Tolstoy amca döktürüyor. Bir Anna gibi düşünmesi fakat Vronski gibi düşünememesi ilginç olmuş! Bu yaşımın tespiti! *Aşk, kendi benliğinden uzaklaşmak, kendini tanıyamamak, bir daha eski kendine rastlayamamak falan. Fakat Anna gibi bir karar almak değil! Bunun için tam bir ruh hastası olmak şart
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,5bin okunma
Puan vermedi·367 syf.··
2026 38. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 15:25
Kitabın sonundaki sonsözde Walter Benjamin'in uzun incelemesini okuyunca aslında kitap üstüne bir yorumda bulunmak zor. Hem felsefi hem de edebi yönden uzun uzun bir değerlendirmeye tabi tutmuş. Ben kitapla François Truffaut'nun Jules et Jim filmi vasıtasıyla tanıştım. Bir filmde ya da bir kitabın için başka bir kitaba denk gelmek ve onu alıp okumak hoşuma gidiyor. Hele izlediğim veya okuduğum şey hoşuma gittiyse. Bu niyetle alıp okudum. Kitabı da beğendim. İlişkiler ve evlilik üstüne dönemine göre epey cesur ve ilginç bir teması var. Aşk, gelenek ve ahlak üçgeninde biraz sınırları test eden bir yönü var. Ama dili biraz ağdalı. Belki çeviri kaynaklı.
Edebiyat
Seçilmiş YakınlıklarJohann Wolfgang Von Goethe · İletişim Yayınları · 2025703 okunma