Puan vermedi·120 syf.·
2025 13. kitabı
Okumak için ailesinden ayrılıp yollara düşen küçük bir çocuğun hikayesini anlatıyor. Bozkır'da bir arabanın arkasında geçen yolculuk. Tatlı bir hikayeydi. Bir solukta okunabilen, elinizden bırakmak istemeyeceğiniz türden. Belki de ilim için yola çıkmış olması beni en çok çeken kısmıydı bilmiyorum ama o yolculukla küçük çocuğun yanında hüzünlendim, korktum, mutlu oldum, bir yolculuğun bir çocuğu nasıl büyüttüğünü gördüm. Güzeldi. Kitaplarla kalın.
BozkırAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,740 okunma
El-Münkız
Puan vermedi·160 syf.··
2026 3. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 17:37
İmam Gazzâlî’nin kendi zihinsel tasavvurunun başarılı bir otobiyografi eseridir. Kendi zamanında ortaya çıkan inanç oluşumları tahlil ederek nitelikli bir tenkid haline geçmesi onun ilim aleminde ne denli büyük bir üstad olduğunu günümüzde de ortaya koyuyor. Gazzâlî’nin hem zatında hem batında zihni alemimizdeki tekamüle olacak katkısı zaten asırlar öncesinde hocası Cüveynî’nin ifadeleri ile aşikardır. Hüccetü’l-İslâm’ı yakından tanıyabilme adına başlangıç eseri olarak El-Münkız incelenebilir. El-Münkız Mine’d-Dalâl
1000Kitap
El-Münkız Mine’d-Dalâlİmam Gazali · Ketebe Yayınları · 20236,1bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·400 syf.··
2026 27. kitabı
Kendini arayan bir ademin yolculuğunun ilk durağında, arzu ettiğinin tam hedefinde buldu kendini. Mevlâna'ın dediği gibi: "Susuzlar âlemde su ararlar, su da cihanda susuzları arar." Amaç belli olunca vuslata ermek için Allah kendine yakınlaştırmayı kolaylaştırır.  Güneş gibi doğmak batıdan olmaz. Doğuya gitmek gerek. Asım da yeniden doğmak için Türkmenistan'ın Merv şehrine yol alır. Orda karşılaştığı Serkan arkadaşıyla özlem giderirken nerden bilecekti aradığı ayağına geldiğini? Asım farsça bildiğinden arkadaşının bir kitabının tercüme etme teklifi üzere sonraki durağı Semerkand olur. Eline aldığı hatırat ile 1200'lı yıllara adım atmış oldu. Ve okuduğu her cümle bu gününe ışık oldu. Karanlık gecelerine kandil oldu. Kaybolduğu  dünyadan sıyrılıp ihlâsa erdi. O öğrendikçe okuyucu da öğreniyor. Kalbi hâlim oldukça okuyucunun yüreği daha çok yumuşuyor. Neticede bizimle tanıştırdığı Mevlâna Halid'tir. "Rüzgarın Ardından" eserinde aslında Asım'ın kendini bulma arayış yolculuğu az ve öz olarak  tamamen Mevlâna Halid'in otobiyografisi anlatılıyor. Yunus Emre'nin şu vecizesi Asım'ın durumuna ne kadar manidardır: "İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen, ya nice okumaktır?" Eserden damlayan her sözcük âdeta vücudun ihtiyaç duyduğu her meyve tadındadır. Kalbi huzura erdiren, beyni bilgiye doyuran, ruhu ferahlatan harika bir ilim bilgisidir. Şeyh Şamil'in dediği gibi: "Allah'a giden yollar gökteki yıldız sayısından fazladır. Biz o yollardan birini arıyoruz." Yazar da bu kitabında da kalplere Allah'ı ve Allah'a giden yolun kapılarını açıyor. #kalbedüşensızı #hayatsondanbaşlar kitaplarını tavsiye ettiğim gibi #rüzgarınardından 'ı da tavsiye ediyorum. #biralıntı "Her yolun kendi yolcusu, her yolun kendine has bineği var. Kimi yol var dolanır gider,
Rüzgârın ArdındanElif Veske · Eşik Yayınları · 2020410 okunma
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Bazı kitaplar insana sadece bir hayat hikâyesi anlatmaz, durup kendi niyetini ve koşturmacasını sorgulatır. Dindar Bir Doktor Hanım benim için tam olarak böyle oldu. Cumhuriyet döneminin ilk tesettürlü kadın doktoru olarak, mesleğini sadece bir kariyer değil, bizzat ilâhî bir emanet ve yeryüzü nöbeti olarak gören inanmış bir kadının dünyasına tanıklık ediyoruz. Doktor Abla'nın her zorluktaki sessiz azmi ve hastalarına şifa dağıtırken sergilediği uçsuz bucaksız şefkat hayran kalınmayacak gibi değil. En uzak olduğum mesleklerden biri de olsa, için için doktor olmayı istetti desem yeridir. Kitabın beni çok etkileyen yanlarından biri, kendisinin Medine aşkı oldu. Kalbinin her atışında, attığı her adımda Medine’ye ve Efendimiz’e (s.a.v.) duyduğu derin hasreti, saf teslimiyeti kendi içimizde hissediyoruz. Bununla birlikte, çevresindeki inanılmaz, müthiş entelektüel ağ da kitaba bambaşka bir zenginlik katmış. Dönemin en nitelikli, ilim ve fikir insanlarıyla örülü muazzam çevresi, onun ufkunu ve manevi derinliğini nasıl da beslediğini gözler önüne seriyor. Bir de kitap süresince bazen bir şeyhin, bazen entelektüel derinliği olan bazı zatların, bazen de sıradan ve hatta belki cahil diyebileceğimiz insanların yaşamış olduğu manevî hâller okurken tüylerimi diken diken etti. Kitabı bitirip kapağını kapattığımda, içimi upuzun bir tefekkür ve çoktandır hissetmediğim duru bir ferahlık ve biraz da nedâmet kapladı. İnsanın inancıyla, dert sahibi olmasıyla ve merhametiyle tek başına dahi olsa, dünyayı nasıl güzelleştirebileceğini bu yolculukta yeniden gördüm. Ve boşa geçirdiğim her bir anın sancısını iliklerime kadar hissettim. Elimde olsa herkesin bu güzel eserle mutlaka tanışmasını sağlardım. Müslüman kadın imajı nasıl olmalı, en üst seviyede yaşayarak gözler önüne seriyor. Çok çok
Dindar Bir Doktor HanımAyşe Hümeyra Ökten · Timaş Yayınları · 20251,744 okunma
10/10
·233 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Hal Dünü Bitmez Doğunun 1- Coğrafya kaderdir dedi İbn-i Haldun yalnız yetmedi. Bu sözün yirmi birinci yüzyıl da devamını şöyle yazdım etik ahlakın devamı hal dünü devam ettiren bir bilinç olarak; ✓ Coğrafyanın kader olduğu kadar, o coğrafya üzerinde yaşayanlar da o coğrafyanın kaderidir. Örneğin doğal kaynak zengini ortadoğu coğrafya olarak kader mi? Yoksa doğal kaynaklarını birkaç soyguncuya şahsi çıkara satılarak göz yumanlar bu kan bataklığı coğrafya için nedir? Örneğin Anadolu üzerinde ki planları olan yine ortadoğu bağlantılı soyguncu soykırımcı yayılmacı haçlı batının emellerini gerçekleştirmesine engel Türk yeryüzünün kaderi değil mi? 2- Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzer demiş İbn-i Haldun. ✓✓ İşte yeryüzünde bilim ve teknolojiyi bizden çalarak ve kötüye kullanarak gücü ele geçiren barbar batı doğunun kadim etik ahlak anlayışı geçmişini bu çağda kanlı soyguncu doğal kaynak ve yaşam hırsızlığı yaparken yerli işbirlikçileri ile birlikte suçüstü edilerek yakalandı ve etik ahlak anlayışı geçmişi gelecek refah için uyandırdı. 3- İnsanı açlık öldürmez, alıştığı tokluk öldürür dedi İbn-i Haldun. ✓✓✓ Aç bırak, muhtaç et, biat ettir ve karnının gurultusunu unuttur, her yönden fanatik kitleler üret, işbirlikçi olanı besle, olmayanı dışla. Ya benden yana olacaksınız ya da benden yana değilseniz yok olacaksınız anlayışını dayat. İnsanı ilkesizlik ve onursuzluk öldürür. Karın topluluğuna genel yararı şahsi çıkara satan ahlaksızlık o toplumu çürütür. Hiç yabancı gelmiyor değil mi? 4- İnsan beyni değirmen taşına benzer. İçine yeni şeyler atmazsanız kendi kendini örgütür. ✓✓✓✓ On yaşında çocukken yaşadığım bir olay sonrası kendime verdiğim bir söz yönümü, yolumu ve yöntemi çizdi. İnsanlık yararına büyük bir hedefi gerçekleştirmek için ilk
Hayata Dair
Mukaddimeİbn-i Haldun · Gece Kitaplığı · 20231,733 okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2017 55. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2017 00:00
Geçenlerde 1999 yılında Furkan Yayınlarından çıkan Prof. Dr. Ahmet Yüksel ÖZEMRE’ye ait olan bir kitabı tetkik etme imkânı buldum. Kitabın ismi, “Kur’an-ı Kerim ve Tabiat İlimleri Tenkidi Bir Yaklaşım” idi. Özemre, birçok çarpıcı başlıkla kısa ve öz Kur’an-ı Kerim ile tabiat ilimlerinin ilişkisini ele alırken bu hususta yapılan yaygın yanlışları bilim adamı hüviyetini dini ilimler konusundaki derin müktesebatını birleştirerek ortaya koyuyor. 2008 yılında Rahmet-i Rahman’a kavuşmuş bulunan Ahmet Yüksel Bey, Türkiye’nin ilk atom mühendisi olması hasebiyle pozitif ilimler konusunda Türkiye’de muteber bir mevkie sahip. Dini ilimler sahasında yazdıklarıyla da ne denli bir derinliğe sahip olduğunu ortaya koymuştur. Kitabın ilk bölümünde tabiat ilimleri üzerine yazdığı makalelerle “ilim”, “pozitif ilimler”, “bilimcilik ideolojisi”, “model” ve “senaryo” kavramlarını açıklar. Bir ihya hareketi olarak başlayıp daha sonra “aklın” “sünnetin” de Kur’an ayetlerinin de üstünde ve onları sorgulayabilen bir konumda tutulduğu düpedüz Dinde Reform Hareketi’ne dönüşen “modernist akım”ın yaklaşımlarını tenkit eder Özemre. Bilhassa Kur’an’ın Çağdaş İlmi Tefsiri projesinin zahiri bütün füsununa ve cazibesine rağmen “anlamsız ve tehlikeli bir ütopya” olduğunu iz’an ve fehamet sahiplerine gösterir. Modern müfessirlerin kendi hevâ ve heveslerine göre tevil etmeye çalıştığı müteşâbih ayetlerin teviline ilişkin edepten söz eder. Kur’an’da beyan edilen mucizelerin rasyonel görünümlü zorlama açıklamalarının anlamsızlığını açıkça ortaya koyar. Kitapta modern müfessirlerin fazlaca itibar ettikleri “Big Bang Senaryosundan” da bahsetmektedir. Öncelikle “senaryo” kelimesinin; hakkında kesin bilgi sahibi olamadığımız olayların, olabildiğince bir sebep-sonuç ilişkisi gözeterek,
Kuran-ı Kerim ve Tabiat İlimleriAhmed Yüksel Özemre · Furkan Yayınları · 19994 okunma