İlim, sahili olmayan bir denizdir. Her şeyi sadece Allah bilir. Zaten O bize, "pek az şeyi öğrettiğini" haber vermiştir.¹⁵⁴ Çok az şey bilen insanın, bazı şeyleri bilmediğini söylemesi utanılacak bir şey değildir.
Paşam, görüyorum ki siz din ve Hilafet kuvvetlerine çok ehemmiyet veriyorsunuz! Şu halde muhafazakarlara dayanmak istiyorsunuz. Size bu vesile ile bir daha o eski teklifimi arz edeyim; yanımda bir sureti var. (Cep cüzdanımdan çıkarıp verdim) Bir daha lütfen okuyunuz. Türk Milleti teceddüde muhtaçtır. Ve bunuda mütehassıslarımızla başarabiliriz ve asla camilerde değil ve muhafazakadarla da değil. Din, vicdan kanaatidir; münakaşaya gelmez. İlim adamı olan bizlerin ve hele sizin bunu ele almanızı katiyen doğru bulmuyorum. Bunu tamamıyla bir kenara bırakmalısınız!. Bu mütalaalarımı daima size açık kalb ile söyleyeceğim. Mustafa Kemal Paşa mütalaalarımı samimi karşıladı. Ertesi gün, yaverlerinden naklen benim yaverim Gazi'nin şu ifadesini bildirdi: "Ben Karabekir'in bana bu kadar samimi olduğunu zannetmediğimden, çok çekişeceğimi tahmin ediyordum! Halbu ki o, çok açık yürekli ve çok candan bir insanmış! Beraber çalışabileceğimi görerek, memnun oluyorum."
Amma âhir zamana erişdik. Zina, bina ve diploma fevkâlede artdı. İlim iddiası çokça peyda oldu amma ilme ve ehline hürmet yerle yeksân oldu. Kaba ve kem söz dillerden düşmez, nadanlar karşımızdan gitmez oldu. İstambul çorak bir memleket oldu. Velhasıl dilimize göre kulak, kulağımıza göre dil bulunmaz oldu. Taşraya çıkmak iktizâ eder.