• En önemli hizmetlerinden birisi uzun süren harblerin yetim bıraktığı 6 bin çocuğu okullarda yetiştirilmesi ve hatta zamanının ortalamasının üstünde nitelikli bir eğitim verdirmesi olmuştur.
  • (Haşa) Sultan Vahdettin'i (radıyallahu anh) "hain" ilan edenlere cevap...

    Birinci ve ikinci bölümde yaptığımız açıklamalardan başka şu üç delil de İngiliz baskısını doğrular mahiyettedir:

    1 - Damat Ferit Paşa Hükümeti'ne İngiliz baskısıyla yazdırılan bu fetva, yine İngiliz ve Yunan uçaklarıyla Anadolu'ya dağıtılmıştır.

    2 - Bu konuda önemli bir delil de M. Kemal Paşa'nın kurdurttuğu Anadolu Ajansı'nın yayınladığı haberdir.

    Kazım Karabekir Paşa'nın belgelediği bu haber şöyledir:
    "İngilizlerin İstanbul'da ve emirleri altında bulunan hükümet ('hükümet' diyor, Sultan Vahdettin değil) marifetiyle teşkilatı milliye aleyhine bazı fetvalar çıkartmak üzere istimal-i cebir ettikleri (zor kullandıkları) istihbar olunuyor (haber alınıyor). İşgali vuku bulan Millet Meclisi bir takım tevkifat ile mefluç bir hale getirilmeden Zat-ı Şahane'nin (Padişah'ın) ve Millet Meclisi'nin müzahiri itimad olan bir heyet-i vukela iş başında iken böyle fetvalar elde etmeye muvaffak olamayan Ingilizlerin işgal ile Zât-ı Şahane'yi (Padişah'ı) esir ve Salih Paşa kabinesinin cebren iskat ettikleri (zorla susmaya mecbur bırakma) ve Millet Meclisi'ni keenlemyeküm (yok) hükmüne koyup ve Ferit Paşa gibi sırf kendilerinin emrine tabi bir adamı sedarete çıkardıktan sonra efkar-ı umumiye'yi (kamuoyunu) iğfal maksadıyla bu gibi teşebbüslerde bulunmaları ve sırasıyla bir takım fetva ısdar etmeleri (yayınlatmaları) ihtimalden baidi (uzak) görülmez". [1]

    3 - Amerikan gizli belgeleri, yayınlanan fetvanın İtilaf devletlerince dikte ettirildiği ve akıllıca olmadığını belirtiyor. [2]

    Görüldüğü üzere, fetvanın İngiliz baskısıyla Şeyhülislâm'dan alındığı aşikardır. Başka aşikar olan bir husus da, İngilizlerin destek ve baskısıyla dördüncü defa Sadrazamlık koltuğuna oturan Damat Ferit Paşa'nın [3] birinci derecede rol oynadığıdır.

    Ayrıca son zamanlarda akademisyenlerce yazılan kitaplarda da fetva konusunda Damat Ferit Paşa suçlanırken, **Sultan Vahdeddin'in (radıyallahu anh) bu fetva ile ilişkisi bulunduğuna dair ifadelere yer verilmemektedir.**

    Mesela Prof. Dr. Ahmet Mumcu, Açık Öğretim Fakültesi için hazırlanan, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi I, adlı eserinde (sayfa 87), **sadece** Damat Ferit Paşa'yı suçlamaktadır.

    Aynı şekilde Prof. Dr. Ergün Aybars, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, (C.I, İzmir, 1987) adlı kitabında (sayfa 195- 196) **sadece** Damat Ferit Paşa'yı suçlamaktadır.

    KAYNAKLAR:
    [1] Kazım Karabekir, İstiklâl Harbimiz, İstanbul, 1988, sayfa 595.

    [2] Orhan Duru, Amerikan Gizli Belgeleriyle Türkiye'nin Kurtuluş Yılları, İstanbul, 1978, sayfa 88.

    İkinci dipnota kadar olan kısmı (biz kısalttık) aktaran: Mehmet Kafkas, Milli Mücadele'de Öncüler I, Nil Yayınları, İzmir, 1991, sayfa 163-164.

    [3] Mehmet Kafkas, Milli Mücadele'de Öncüler I, Nil Yayınları, İzmir, 1991, sayfa 157-159.
  • Milli Mücadele'yi M. Kemal Atatürk başlattı yalanı!

    Peki M. Kemal Samsun'a gitmeye neden ikna edilmeye çalışılmıştı?

    M. Kemal'in İstanbul da kalmak istemesinin nedeni, sonradan ihanet ile suçladığı insanların kabinesine (hükümetine) girmek isteyişindendir.

    Bunu Kazım Karabekir hatıralarında yazmıştır:
    "Yıldırım ordularının grubunun lağvı üzerine açıkta kalmış olan Mirliva (Tuğgeneral) M. Kemal Paşa Hazretleri'ni ziyaret ettim. Bu ziyaret sebeplerinden biri de müşarünileyh (anılan kişiyi, yani M. Kemal'i) İstanbul'da kalıp `Kabineye´ girmek hususundaki arzularından sarfınazar ettirmek (vazgeçirmek) gayesine matuftu." [5]

    M. Kemal'in 11-13 Ekim 1918'de Halep'ten Vahdettin'e çektiği "çok gizli" telgrafta "Derhal İngilizlerle ayrı barış yapmak üzere kendisinin de katılacağı yeni bir Bakanlar Kurulu oluşturulmasını önermesi" de olayı yeterince aydınlatıyor. [6]

    Son olarak "Gazi'nin Hayatı" isimli eserin 79. sayfasına bakalım:

    "M. Kemal Paşa, Anadolu'ya kendisini uzaklaştırmak isteyen hasımları tarafından gönderilmiştir." [7]

    Gördüğünüz gibi bu eserde de M. Kemal'in "gönderildiği" yazmaktadır.

    M. Kemal ve müdafileri "hasımları tarafından uzaklaştırıldığını" iddia ederler... Onların "yorumu" budur. Oysa Milli Mücadele'ye

    KAYNAKLAR:
    [5] Kazım Karabekir Anlatıyor, Yayına Hazırlayan: Uğur Mumcu, Tekin Yayınevi, Ankara 1993 sayfa 25, 26.

    [6] Atatürk'ün Bütün Eserleri, cilt 2, İstanbul 2003, Kaynak Yayınları, sayfa 232.

    [7] Gazi'nin Hayatı, sayfa 79 (Kitap, M. Kemal Atatürk yaşarken hazırlanmıştır.)
  • Milli Mücadele'yi M. Kemal Atatürk başlattı yalanı!

    ... İstiklal Harbinin önde gelen isimlerinden Rauf Orbay'ın hatıralarında da M. Kemal'in henüz Anadolu'ya geçme kararını vermediği yazılıdır. [2]

    Kazım Karabekir'in hatıralarında yazdıkları da bunu teyid ediyor...

    Kazım Karabekir, M. Kemal ile aralarında geçen bir görüşmeyi şöyle anlatıyor:

    Karabekir: "Paşam, İstanbul'da çok kalmayınız. Ve buradaki diğer komutanlar üzerinde de müessir (etkili) olarak bir an evvel Anadolu'yu kuvvetlendirelim. Birçok batmış milletler istiklâllerine kavuşurken asırlar doldurucu muazzam tarihi olan Türk milletini kurtaralım."

    M. Kemal: "Vaziyet size hak verdiriyor. İyi olayım gelmeye çalışırım." dedi. [3]

    "Gelmeye çalışırmış."
    Yani gönülsüz...

    KAYNAKLAR:
    [2] Orbay Rauf, Cehennem Değirmeni, c. 1, İstanbul 1993, sayfa 231.

    [3] Kazım Karabekir Anlatıyor, Yayına Hazırlayan: Uğur Mumcu, Tekin Yayınevi, Ankara 1993 sayfa 33.
  • Milli Mücadele'yi M. Kemal Atatürk başlattı yalanı!

    Büyük zaferden sonra Mustafa Kemal Paşa başına gaile açabilecek bir kumandan seçmek istemediği için, İstanbul'a ilk giren kumandan olmak şerefini de Refet Paşaya bırakmıştır.

    Refet Paşa, tam anlamiyle oportünist bir tiptir fakat şef, onun nerede kullanılacağını biliyordu. Bunun içindir ki, Millî Mücadele devrine mahsus muhasebede, Refet Paşanın faaliyeti, herşeye rağmen olumlu bir sonuç vermektedir. Refet Paşanın Mustafa Kemal Paşa ile olan ilişkisi, Kâzım Karabekir Paşanın Mustafa Kemal Paşa ile olan ilişkisini andırır.

    Şefin şefliğini reddedememek, fakat Şefe fazla güvenmemek, Şef üzerinde kendi ağırlığını daima hissettirmeye çalışmak ve kendisini ikinci adam yerine lâyık görmek şeklinde özetleyebileceğimiz bu ilişki zafere kadar sürdü.

    Refet Paşaya Mustafa Kemal Paşa ile ilk anlaşmazlığa düştüğü mes'elenin hangisi olduğunu sorduk. 'Hiçbir zaman anlaşamadık" cevabını verdi Refet Paşa. Kâzım Karabekir Paşanın Doğu seferini tesadüfi ve ucuz bir zafer olarak kabul ediyor. Karabekir Paşayı, Ali Fuat Paşayı, Rauf Beyi beğenmiyor ve küçümsüyor.

    Hâtıralarını yazmayışının sebebini de şöyle açıklıyor: "Yalancı kahramanları nasıl ortaya dökeyim? Herkesle döğüşecek değilim ya..." Sözü geçtikçe, Mustafa Kemal Paşadan (Yaman
    adamdı) diye söz etmesine rağmen, Milli Mücadelenin kazanılmasında en büyük şeref payını Refet Paşa kendisine ayırmaktadır.
  • Milli Mücadele'yi M. Kemal Atatürk başlattı yalanı!

    Necip Fazıl Kısakürek devam ediyor:

    Tam ve emin bir kaynak olması gereken Kâzım Karabekir Paşa, şu garazsız satırlarla da, M. Kemal Paşanın hem Harbiye Nazırlığına (Milli Savunma Bakanlığına) talip oluşunu, hem millî hareket diye bir şey düşünmediğini göstermiş oluyor:

    "- 11 Nisan 1919'da Mirliva (Tuğgeneral) M. Kemal Paşa Hazretlerini ziyaret ettim. Ziyaret sebeplerinden birisi de müşarünileyhin İstanbul'da kalıp Kabineye dahil olmak hususundaki arzularından vazgeçirmek gayesine matuftu. Ben Paşa Hazretlerini ziyarete bir yaverimle gittim. Kendileri hasta yatıyordu. Üçüncü ziyaretçi olarak gelmiş bulunan bir zâta, Paşa tarafından Ruşen Eşref Bey diye takdim olundum"

    Bu yazıları nakleden muharrir neticeyi şöyle bağlamaktadır:

    "- Bütün bunlardan anlaşılan bir hakikat var ki, dağılan Türk ordularının genç ve ihtiyar kumandanlarının Mütareke esnasında İstanbul'da toplanmasıdır. Başta bulunanlar, bunun doğru olmadığını ve kumandanlara yeni vazifeler verilerek Anadolu'ya hizmete gönderilmesi lüzumunu öne sürmüşlerdir. İkinci bir hakikat de, İstiklâl Harbinde büyük hizmetleri olan kumandanların teker teker M. Kemal'e gelerek görüşmeleridir. İzmir'in işgali ve İttihat ve Terakkiye mensup olanların tevkifi, Anadolu'yu galeyana getirdi. Galeyan halinde bu genç ve tecrübeli kumandanların kolorduların başına geçmeleri, yeni ve millî bir teşkilâtın kurulmasına ilk sebebi teşkil etmiştir. Çünkü Türk milletinin İstanbul' da mitingler yaparak galeyanı başlamış, Anadoluyu Yunan kuvvetlerinin istilâsı üzerine halk da silâha sarılarak, dağlara çıkarak Kuvva-i Milliye teşkilâtı kurmuştu. Garpta (Redd-i Ilhak) Kongresinin, Şarkta ise (Erzurum Kongresinin toplanmasına yerli halk mümessilleri karar vermişlerdi."

    Artık, çöküş karşısında birliklerini bırakıp İstanbul'a dönen ve orada toplanan kumandanlar arasında M. Kemal Paşanın ilklerden biri tek emelinin Harbiye Nazırlığından ibaret bulunduğu ve genç kumandanların millî bir mukavemet için kıt'aları başına dönmeleri fikrinin padişahtan geldiği açık mıdır?

    Bu o kadar açık bir keyfiyettir ki, M. Kemal Paşanın Padişahla karşılaşmalarındaki şekilden hemen belli olacaktır.

    NOT: Necip Fazıl'ın kitabından alıntıya devam edeceğimizden ötürü kaynağını son bölümde vereceğiz.