" İlim, oradan buradan toplanan,
Bir şey üstüne bir şey koymaktır.
Böyle devam eden bir insan,
Bir gün hikmete ulaşacaktır.
Çünkü sel kocamandır, lakin,
Damlalardan oluşmaktadır. "
(...) Ben de kitab tanıtacaktım ha, vaaza döndürdük işi… Neyse bugünlük böyle olsun. Diyeceğim şu:Mirzabeyoğlu, önce anti-darwinistlere ağzının payını veriyor. Darwinizminin canlılar dünyasına bakışta rakibsiz, alternatifsiz olduğunu söylüyor. Darwin‘i çalışmalarından dolayı bir hayli övüyor. Ondan sonra eleştirisine geçiyor. Bu sefer dövmeye başlıyor. Ama çok değil. Belki de şunu demek istiyor: Ona daha sıra gelmedi!Öyle ya, daha ortaya bir alternatif konulmadı. İlim, ilimle çelinir. Fikir fikirle… Selâma selâmla karşılık verilir. Yumruğa yumrukla…Ve daha bir sürü şey… Hepsi bu -okuyanın çok şey öğreneceği- kitabta…
Çünkü okumak; yalnızca satırları değil; görülmeyen satır aralarını, noksansız yaratılmış ve kusursuz işleyen kâinat kitabını, “ahsenu’l takvîm” ama aynı zamanda “esfel-i sâfilîn” olan insanı, ve zamandaki işaretleri basîret ve ferâset ile görüp anlayabilmektir esasında. Varılan bu idrak seviyesinin karşısında havada uçuşan harfler, noktalar, virgüller, -da, -de ayrımları, diplomalar, ünvanlar, makamlar- mevkîler nasıl da ucuz ve manasız kalıyor değil mi?