Erkeklerden hoşlanan heteroseksüel bir kadın olmak, hem onların duygularına tercüman olmak hem gururlarına bakıcılık yapmak hem de egolarına arabuluculuk etmek demekti.
Sayfa 105·Kitabı okuyor
Duygu ve Düşünce
İnsanlar hayatımızda ikamet ederler; kimileri yıllarca kalır, kimileriyse turisttir, sadece geçerken uğrar. Bazen aradaki farkı anlamak güç olabilir. Tanıştığımız herkese tutunmaya çalışmamalıyız, bunu yapamayız, yapmamalıyız. Ben hayatımda bir çok turistle tanıştım, uzak durmam gereken insanlarla. Kimsenin sana fazla yaklaşmasına izin vermezsen incinmezsin.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
‘Adil ilişkiler kurmanın tek yolu, kendimize uygun hayatı yaratmak ve hayır demeyi öğrenmektir.’
Sayfa 147·Kitabı okuyor
O dönem yalanlara sığınır olmuştum. Gitgide daha çok yalan söylüyordum, hatta hiç gerekmeyen durumlarda bile. Sanıyorum yalanın mantığı da bu zaten: Bir gün bir taş koyduğun yere ertesi gün iki taş koyman gerekiyor.
Erkek de olsa kadın da olsa insan yalnızlık, terk edilmişlik, utangaçlık, sözlüklerin sosyal ilişkiler sonucunda ortaya çıkan kederli ruh hali diye tanımladıkları, iradeye, duruşa ve beyne etkileri olan olumsuz sözcükler dolayısıyla içlerinde bir şeylerin koptuğunu hissedebilir ve yine de, bazen basit bir sözcük yüzünden, incir çekirdeğini doldurmayacak bir şey yüzünden, biraz önce Matematik öğretmeninin düşünmeden yaptığına benzer iyi niyetli ama aşırı koruyucu bir hareket yüzünden, barışçıl, yumuşak başlı, uysal kişi aniden buharlaşır ve yerine, insan ruhu hakkında her şeyi bildiklerini sananları dehşete ve hayrete sürükleyerek, uysalların kör ve yıkıcı öfkesi gelir. Bu öfke genelde uzun sürmese de. görenin içine korku salar.
Sayfa 43·Kitabı okudu
Her şey kolaylaştı kıymeti zorlaştı
Dijital fotoğraf makinelerinin icat edilmediği yıllardan söz ediyorum. O vakitler objektifin önünde çok kıymetli insanlar yoksa, çok önemli anlar yoksa düğmesine basılmazdı. Fotoğraf çekmenin değerli olduğu zamanlardı. İşte o zamanlarda bazı ağabeyler arabalarının fotoğraflarını çekip, arabaya asarlardı. Bir çocuğun, bir kadının fotoğrafı kadar özenle. Çünkü o zamanlar kasko ödemeleri, banka kredileri, düşük faizler, üstüne para koyup hemen yenisini almalar yoktu. O zamanlar bir arabaya sahip olmak, bir anda tüketilebilir bir duygunun esiri olmak anlamına gelmiyordu. Eşyayla başka türlü ilişkiler kurabilmenin mümkün olduğu zamanlardı.
Alıntı