Puan vermedi·58 syf.··
2026 313. kitabı
Şinasi, Şair Evlenmesi adlı bu ilk yerli ve batılı anlamdaki klasik tiyatro oyununda, Osmanlı toplumundaki görücü usulü evlilik geleneğini, bu geleneğin doğurduğu suistimalleri ve toplumsal aksaklıkları, Şair Müştak Bey adındaki saf ve idealist bir gencin başından geçen trajikomik bir evlilik oyunu ekseninde konu alır. Yazar; Müştak Bey'in sevdiği genç ve güzel Kumru Hanım yerine, hileyle onun yaşlı ve çirkin ablası Sakine Hanım ile nikahlanmaya çalışılmasını anlatırken; mahalledeki yozlaşmış din görevlisi ve mahalle sakinlerinin cehaletini, rüşvet çarkını ve körü körüne bağlı kalınan geleneklerin bireyleri nasıl zor duruma düşürdüğünü, Türk halk tiyatrosu (orta oyunu ve meddah) unsurlarıyla batı tiyatrosunu harmanlayan, oldukça eğlenceli, hiciv dolu ve sade bir dille işler.
Şair Evlenmesiİbrahim Şinasi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202520,4bin okunma
7/10
·192 syf.··
2026 63. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 23:32
Kristin Hannah - Mucizeler Yağarken Kristin Hannahin okuduğum 4. kitabi ve en son Bülbülü okumustum ki bilenler bilir 10 üzerinden 9 belkide 10 puanlık bir kitapti. Spoiler içerir Mucizeler yağarken kitabini ilk okumaya basladigimda ne yalan söyleyeyim uyuz oldum, yazar kitap yazmış olmak için yazmış bunu dedim. Çünkü baş karakterimiz Joy kocasının kendisini kız kardeşiyle aldattigina tanık olmasiyla yasadigi zor dönemi atlatmaya çalışırken bir gün kiz kardeşi kapısına gelir hamile olduğunu ve evleneceklerini söyleyip davetiye verir. Gururlu kızımız kaldıramaz tabi öfkeyle kendini yollara vurur ve havalimana gider. Hazırlıksız hiç düşünmeden macera yaşamak ya da uzak kalmak artik neye sayarsaniz atlar bi uçağa.. Uçak kaza yapar kazadan yaralı kurtulur kendine geldiginde kaza mahaline gitmektense oradaki insanlardan kaçar bilmediği yollara düşer. Ha bide uçağa binerken gördüğü bi motelin broşürü onu etkiler. Bu düştüğü yollarin ucunda ne tesadufse o moteli bulur. Yine ne tuhaftır ki motelde müşteri yoktur satılıktır ve sadece baba ve oğlu yasamaktadir. Çok yakin zamanda anne ölmüştür. Çocuk depresiftir annenin hayaliyle zaman gecirir sürekli, yaşıtlarına gore egitim konusunda geri kalmıştır destege ihtiyacı vardir vs. Kızımız çocukla saglam dostluk kurar oyunlar oynar okuma ve yazmayı ogrenmesinde yardımcı olur onu destekler ama bunları yasarlarken babamız kızı umursamaz pek hatta istemez konusmaz ne yaparsa ilişki adina cocugun "hadi baba joya şu olayı anlat", "hadi baba joy da gelsin", "hadi baba joyla dans et" gibi darlamalari üzerine yapar. Joy yakınlaşmaya çalışır adam karşılık vermez ama bu surecte beni irite eden basitce yasadigi evden sehirden uzaklasabilmesi, motelin viraneligine bakinca neler yapılması gerektiğini bilmesi çünkü onunda hep hayaliyMİŞ bir
Duygu ve Düşünce
Mucizeler YağarkenKristin Hannah · Doğan Kitap · 20252,868 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Daha iyisi olabilirdi
6/10
·202 syf.··
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 12:49
Distopyanın kare ası olan 4 kitaptan 1984 ile birlikte bu kitap da bitti. İlk olarak belirtmek gerekiyor ki beklentilerimin altında olan bir kitap. Otomatik Portakal ve 1984 sonrası okuduğum 3. distopik kitap. Olay örgüsü kitabın içine çok güzel yedirilmiş ancak özellikle kitabın ilk 60 70 sayfasındaki mekan ve zaman atlamaları okuyucunun kafasını karıştırabiliyor. Bir distopik kitapta mutlaka olması gereken baskıcı devlet/iktidar bana bu kitapta çok varlığını gösterememiş gibi geldi. Konu ise aslında okuru hemen kitabın sayfalarını açıp okumaya başlaması için yeterince ilgi çekici. 1950'li yıllarda yazılan bu kitabı yazar bir kütüphanede daktilo için her bir kullanıma 10 sent vererek yazmış. Kitabın girişinde bir başkası tarafından yazılan sözler ile beklentiyi arşa çıkartıyorsunuz ancak benim için beklenen olmadı. Kitabın arka kapağında yazan yazılardan biri de yeryüzünde tek kitap kalsa o Fahrenheit 451 olmalı diye bir görüş var. Yine de konunun ve anafikrin tamamen boşa harcanmadığını düşünüyorum.
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,4bin okunma
Çokça kişisel görüş içerir.
8/10
·560 syf.··
2026 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 18:38
İlk kitabın sonunda kafamda çok fazla soru işareti kalmıştı. Altınsoy ailesinin ölümü, Kılıç'ın gerçek kimliği, aile üyelerinin sakladığı sırlar ve İnci'nin bundan sonra nasıl birine dönüşeceği en çok merak ettiğim konuların başında geliyordu. İkinci kitap ise bu soruların peşinden giderken beni yalnızca bir cinayet gizeminin içine değil, ihanetlerin, sırların ve aile içi hesaplaşmaların merkezine taşıdı diyebilirim. Bu kitapta en çok hoşuma giden şey, ilk kitapta zeki ve tehlikeli olduğu söylenen İnci'nin bu özelliklerini gerçekten görmeye başlamamız oldu. İlk kitapta daha çok olayların içinde sürüklenen bir karakter okurken, burada oyunu kuran, insanları gözlemleyen, plan yapan ve gerektiğinde manipülasyon yapmaktan çekinmeyen bir İnci görüyoruz. Özellikle yıllardır saklanan kirli işleri ortaya çıkardığı bölümler kitabın en keyif aldığım sahneleri arasındaydı. İkinci kitap boyunca beni en çok etkileyen şeylerden biri de suç kavramının ele alınış biçimiydi. Hikâye ilerledikçe tek bir katil aramanın anlamsızlaştığını görüyoruz. Çünkü bu dünyada suç yalnızca tetiği çeken kişiye ait değil. Gerçeği saklayanlar, göz yumanlar, sessiz kalanlar ve kendi çıkarları uğruna olan biteni görmezden gelenler de bu suçun bir parçası hâline geliyor. Bu nedenle kitap ilerledikçe "katil kim?" sorusundan çok "bu noktaya nasıl gelindi?" sorusu ilgimi çekmeye başladı. İnci'nin yolculuğu da benim için yalnızca bir intikam hikâyesi olmadı. Bu kitapta İnci sadece ailesinin katillerini aramıyor, aynı zamanda çok sevdiği insanların düşündüğü kişiler olmadıkları gerçeğiyle de yüzleşiyor. Babasının, abisinin ve ailesinin geçmişte yaptıklarıyla karşılaşması, onları hem özlemeye devam edip hem de yaptıklarından dolayı hayal kırıklığı yaşaması karaktere ilginç bir çatışma katıyordu. Buna rağmen
Düşünce
Kırık İnci 2Ceren Melek · İndigo Kitap · 2025302 okunma
Puan vermedi·168 syf.·
2026 19. kitabı
Türklerin nasıl İslam'la tanıştığı ve Müslüman olduğuyla ilgili çok fazla görüşten öne çıkan iki temel görüş var. Birincisi Türklerin kılıç zoruyla yani dönemin Müslüman Araplarıyla olan savaşı kaybedip Müslüman olduğuna dair. İkincisi ise bu görüşe karşı çıkıp Türklerin medeni ve ticari ilişkiler yoluyla Müslüman olduğunu savunuyor. İşte bu kitap Türklerin İslam'la tanışma ve Müslümanlaşma sürecini tarihi veriler ışığında ele alıyor. Kitap, Türklerin İslam ile tanışma ve Müslümanlaşma süreci üzerine çok fazla araştırma ve eser olmadığı eleştirisiyle başlıyor. Bugüne kadar konuyla ilgili yazılmış olan önemli kitapların genel okuyucu için derlenerek ortaya çıkarıldığı belirtiliyor. Lise yıllarında Türk tarihini ayrı İslam tarihini ayrı bir ünite olarak gördüğümüz için haliyle bu ikisi arasında bağ kuramıyoruz. Tufan Hoca güzel bir yol izlemiş ve bu iki tarihi eş zamanlı işlemiş. Yani bir yandan Orta Asya/Türkistan bölgesinde Türk devletlerinin birbirleri ve Çin gibi komşularıyla olan siyasi ve askeri ilişkilerini ele alırken diğer yandan da Hz. Muhammed'in(sav) dünyaya gelişi, peygamber oluşu, dört halife dönemi, Emeviler ve Abbasiler dönemi gibi İslam dünyasındaki olayları işlemiş. Kitap her ne kadar Türklerin İslamlaşması üzerine yazılsa da tarihe iz bırakmış Türk devletlerinin daha önceki dini inançları üzerinde de durmuş. Mesela Bulgarların Hristiyan olması, Uygurların Maniheizm etkisi altında kalması gibi. Tabii ki Türklerin genel inanışı olan Gök Tanrı inanışına da yer vermiş. Kitabın en etkileyici kısımlarından biri Oğuzlar'ın dini inançlarını toplumsal ilişkilere çok fazla karıştırmaması ancak zora kaldıkları zaman "Bir Tanrı" diye dua etmeleriydi. Bununla birlikte Şamanizm'in Türklerin dini inançları arasında olmadığı da vurgulanmış. Gelelim Türklerin nasıl
Kur'an ve KılıçTufan Gündüz · Yeditepe Yayınevi · 2018250 okunma
Güç ve Ütopya
7/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 14:34
Robert Kagan, Güç ve Ütopya ile iki farklı bakış açısına odaklanıyor. Lakin buradaki bakış açısı da yine Batı'nın ve Beyaz Adamın dünya görüşüdür. Güç ile ABD; ütopya (cennet) ile Avrupa bakış açıları ele alınıyor. Bugün bile bu bağlamda (Ukrayna- Rusya çatışması; İran'a ABD- İsrail terör saldırısı) çok değişen bir şey olmadığı apaçık ortadadır. Avrupa, Avrupa Birliği adı altında tek parça halinde ilerlemeye çalışsa da şu aşamada çok da başarılı oldukları sayılmaz (Bu kitap 2003 öncesi yazılmıştır. Ben ilave olarak 2026'dan da geriye baktığımızda durum bu şekildedir diye ifade ediyorum). Bir yanda tek parçalı ABD diğer yanda ise her kafadan farklı sesin çıktığı ve önceliklerin ülkeden ülkeye değiştiği bir AB. İki tarafta en büyük olmak için mücadele ederken, dünyaya bakış açılarının da tamamen farklı olduğu örneklerle açıklanıyor. ABD ve AB'nin (AB derken özelde Almanya ve Fransa'dan bahsediyorum) hem Irak hem de Avrupa'nın göbeğinde meydana gelen çeşitli çatışmalara karşı tutumları da bu bakış açılarına farklılığa güzel örnek olarak verilmiş. Uluslararası toplum, Birleşmiş Milletler ya da benzer yapıların varlığını kabul etmekle birlikte işine gelmediğinde hiçbirini de tanımamak gibi bir düşünceye de sahip olduğunu yine kitap içindeki örneklerle anlatıyor. Robert Kagan, lafı evirip çevirmeden ve orta yolcu olmadan doğrudan yazıyor. Bunlar "devlet aklının" dışa vurumu olarak da görülebilir. Hatta yazar, Condoleezza Rice'nin 2000 yılındaki bir makalesinde Clinton yönetimini "ulusal çıkarları değil", "uluslararası toplumun çıkarları" nı savunuyor diye eleştirmesini de ele alırken, kendi içlerindeki görüş farklılıklarına da değiniyor. Buna rağmen yine "ulusal çıkarların" uluslararası çıkarlardan daha üstündür ilkesi ön planda olduğunu özellikle vurguluyor. Robert
Siyaset
Güç ve ÜtopyaRobert Kagan · Destek Yayınları · 20262 okunma