Hafıza, sırtımızda taşıdığımız seyehat çantasıdır aslında. Sonsuz hayat döngüsünün içinde her gün, her dakika yenileri eklenir de kaburu çıkar insanın onu taşıdıkça. Zamanla bazılarını atmak zorunda kalır ilerleyebilmek için. Hiç vazgeçmedikleri vardır bir de, her gün elinin altında olsun, istediğinde hemen ulaşabilsin ister insan...
Bazı insanlar, “Müşterilere istedikleri şeyi verin,” diyorlar. Ama benim yaklaşımım bu değil. Bizim işimiz müşterilerin ne isteyeceklerini onlardan önce bulmak. Henry Ford şöyle bir söz söylemişti sanırım: “ Müşterilere ne istediklerini sorsaydım, ‘Daha hızılı bir at,’ derlerdi!” İnsanlar ne istediklerini, ancak onlara gösterdiğin zaman bilirler...
Düşüncelerin zihinde yapı iskeleleri oluşturur. Aslında kimyasal süreçlerin etkisindesindir. Çoğu insan bu süreçlerde takılır kalır; bozuk plak gibi olurlar ve asla kurtulamazlar.
Benim Apple’la bağlantım olacak hep. Umarım hayatım ve Apple hep iç içe olurlar, bir duvar halısının iplikleri gibi. Birkaç seneliğine gitsem bile Apple’a geri dönerim mutlaka. Ki gitmek isteyedebilirim de. Hakkımda unutulmaması gereken temel şey şu ki, hâlâ öğrenciyim. Hâlâ eğitim kampındayım.
Hayatını yaratıcı bir şekilde, sanatçı olarak yaşamak istiyorsan arkana fazla bakmayacaksın. Yaptıklarını, eski halini çöpe atmaya istekli olacaksın.
Dış dünya sana bir imaj dayattıkça sanatçılığı sürdürmen güçleşir, bu yüzden çoğunlukla sanatçılar “Elveda. Gitmeliyim. Deliriyorum, burdan gidiyorum,” demek zorunda kalırlar. Ve gidip bir yerlerde kış uykusuna yatarlar. Uyandıklarında biraz değişmiş olabilirler.