Bir Gabriel Garcia Marquez kitabı... Başkan Babamızın Sonbaharı...
.
Kitabın konusuyla hiç ilgilenemeden sayfaların sonunu getirmiştim. Sanırım aman aman da bir konusu yoktu. Klasik Marquez tekniğini eserde görmemek imkansız olurdu. Konunun bütün tutulmasının yanı sıra zamanlar arasındaki ileri ve geri geçişleri, anlatımın bütünlüğü bozmadan, tamamlamak büyük bir zeka örneğidir. Noktanın, kitabın yazar tarafından kaleme alındığı zamanlarda daha keşfedilmediğini düşündüren sayfalarca süren paragrafların (elli atmış sayfa kadarcık) oluşu kitaba ara verme anına karar verememenizi sağlıyor. Hatta bu paragraflarda; "şimdi kim konuşuyor?" u çözmeye çalışırken, hemen arkasından gelen zaman değişimi, güzelim sinapslarınızın yanmasına sebep oluyor. Yanan her sinaps yenileriyle birleşerek Büyülü Gerçeklik Akımı'nda kaleme alınmış eserler arasında( şu ana kadar okuduklarım arasından demek daha dogru olur) anlaşılması en zor olanı olarak seçmemi sağlıyor. Buna ragmen okumam sırasında çok zorlanmadığımı düşünüyorum. Bunun sebebi üstün zeka sahibi olduğum falan da değil. Bir arkadaşın verdiği teknikle kitabı okudum. Kitap okumanında tekniği mi olurmuş demeyin. Oluyor. Benim gibi kitabın kendisine vereceği hislerin vurgun olacağı anı bekleyerek okuyanlardansanız biraz farklı okumalısınız bu eseri. Anlatılmak istenene takılmadan ,cümle geçişlerine ( ki çoğu geçişte sadece virgül bırakılmış satırlara) dikkat etmek gerekiyor. Zamanı elinizden kaçırmamanız gerekiyor ki çok hızlı atlamalar var çoğu bölümde. Betimlerin dehşet anlarına takılı kalırsanız kişilerin karakterlerini çözemezsiniz. Kısaca yer mekan ve kişi analizi yaparak gidin okumada. Çözümlenmesi gereken bir bulmaca havasında olabilir ama farklı bir deneyim yaşatacak size. Bana hisler deryasından yeni yeni kokular fısıldamadı