Maksim Gorki-Çocukluğum...
Sevginin içinde büyümüş bir şiddetin kabuğunu kırma evresi, çekilen acıların ışığa çıkma hikayesi.
.
Tasvirlerin yalın ve ulaşılamaz parıltısının yansıdığı sayfalarında akıp giden bir biyografi.
Zalimce kırbaçlayanın en çok sevmesi gereken olduğunu bilmek küçük yaşta olgunlaştırmıştı onu. Acının bedene her düşüşünde alışmak denilen zehir girmişti bile damarlarına. Oradan oraya savrulan bir yüreğin, kirlenip kirlenip temizlenmesini yaşadı çocuk. "En" di annesi onu gözünde. Annesi eridikçe nefretinin etrafına yemyeşil çalılıklar dikmişti. Dikenli de olsa yeşildi o çalılıklar. Nefretini hep sağlam tutuyorlardı. Gittikçe gelen, geldikçe gitmeye hazırlanan bir mınzırdı o çocuk. Ayaklarının üzerinde dolaşan hamamböceklerine alışmışken, ayaklarının üzerinde durmaya alışacak mıydı, o çocuk? İşte bunun cevabını Ekmeğini Kazanırken de okuyacaktık.
.
Kitabı bölümlerine ayıramam. Gorki'nin tam bir çocukluk hikâyesidir kitap. Şiddetin kapılar arkasında kalmaması gerektiği için yazılmış satırlarda tutmaya çalıştığınız nice çocuklar, yığılmış ağaç kütükleri gibi ıslak ve ağırdır artık. Gözyaşını içine atan o çocukları tutup çekmek, ayakkabılarına çivi çaksanız bile imkânsızdır artık. #ilkaycabiryorum