Adı Masumiyet Müzesi olan ve aynı adla müzeside bulunmasına rağmen içinde bir gram masumiyet bulundurmayan, büyük aşk anlattığını sanan ama aşkı da gram barındırmayan bir kitapla karşı karşıyayız.
Kitabı zorla bitirmiş, yarım bırakma adetim olmadığı için okumuş biri olarak yapıyorum yorumumu. İlk olarak söyleyeceğim ise kitabın çok yankı getirmiş ilk cümlesinin altını doldurmamış olması ve bu cümlenin geçtiği zamandaki anın bende yarattığı hayal kırıklığı. (Kitabın ilk cümlesi; "Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.")
Bundan sonrası kitapla ilgili bolca spoiler içerir. Rahatsız olacaklar okumasın lütfen.
Kitap adından, müzesinden ve arka kapak yazılarından kolayca yanılgısına düşülerek bir aşk kitabı sayılıyor. Ki anlatılanlar bence aşkı gram hissettiremeyerek, aşkı sanki bedenlerden ibaretmiş gibi anlatıyor. Kitabın karakterlerinden Kemal nişanlısını aldatarak sevdiği ve birlikte olduğu kadını herkesten saklayacağına onunla birlikte olmasa bile sevdiğini herkese haykırsa pek tabi çok daha fazla hissedebilirdik aşkı diye düşünüyorum.
Öncelikle kitabımızın ilk sayfalarında 18 yaşına olan Füsun'un 30 yaşında olan Kemal'la karşılaşmasını ve hiç yadırgamadan bir-iki gün sonra onun evine gidip beraber olmasını okuyoruz. Hemde karşısında ki adamın nişanlı olduğunu bilerek. 18 yaşında bir kız 30 yaşında başkasıyla nişanlı bir adamla birlikte oluyor ve ne kız bunda bir yanlışlık görüyor, suçluluk duyuyor ne de adam. Sonrasında adam hem nişanlısını sevdiğini, onunla birlikte gelecek kurmayı hayal ettiğini onu bırakmayacağını söylüyor, onunla mutlu oluyor aynı zamanda da Füsun'a aşık! ve mutluluk hayali kuruyor.
Kitapta çok fazla "bekaret" kelimesinin de geçmesi ile ve şimdiye kadar anlattığım olaylarla beraber bu durumlar normaleştirilmeye, meşrulaştırılmaya
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma