Hani bazı kitaplar vardır, kitabın kapağını kapatırsınız içinizde bir boşluk, bir burukluk... Yorum yapmak istersiniz, nereden nasıl başlayacağınızı bilemezsiniz. Tam da öyle bir kitaptı benim için Kya'nın Şarkı Söylediği Yer.
Kya'yı pek çok açıdan benzettiğim bir karakter var ki, o da zamanında beni çok etkileyen Martin Eden. Hayattaki yalnızlıkları, sorunların üstesinden kendi başlarına gelmeleri, azimle kendilerini geliştirmeleri... Bir çok açıdan farklılıkları olsa da benzer duygular yaşattı bana bu iki karakter.
Kya'nın önce annesi sonra abla ve abileri, en sonunda da ayyaş babası tarafından terk edilip Bataklık'ta yalnız başına bırakılmasıyla başlayan kitap, Kya'nın tek başına hayata tutunmasıyla, çabasıyla, doğayla iletişim kurmasıyla, aşık olmasıyla devam ediyor. Ve tabi işlenen bir cinayet var. Kitap iki zamanla birlikle ilerliyor. Bir zamanda cinayet çözülmeye çalışılırken diğer yanda Kya'nın büyümesine, hayatta kalmasına şahit oluyoruz. İlerleyen sayfalarda ise iki zaman birleşiyor.
Zaman zaman Kya ile umutlanıyor, heyecanlanırken zaman zaman onunla beraber üzülüyor hayal kırıklığına uğruyoruz.
Kya çok güçlü bir karakter. İnsanların deyimi ile 'Bataklık Kızı' diğerlerinden farklı ve dışlanan, bu dışlanma ile yalnız kalan, okula bile bir gün gidip daha fazla gitmeyen bir karakter. Peki sevgili okurlar, kitapta da geçtiği gibi, Kya farklı olduğu için mi dışlandı, yoksa dışlandığı için mi farklı oldu? Her şeyin nedeni tam da bu soru aslında. Dışlanarak farklı olmaya mecbur bırakıldı Kya. Ama buna rağmen, insanların ondan nefret etmesine rağmen kimseden nefret etmedi.
Kitaptaki karakterlerin çoğu çok güzeldi. Zıpzıp ve Mabel... Çoğu zaman yüzümde gülücükler oluşturan içimi sıcacık bir samimiyetle dolduran iki karakter. İyi ki Kya'nın yanındaydınız. Tate...