İlker Güçer

İlker Güçer
@ilkergucer
müslümanca yaşamanın haysiyetine talip.
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
İstanbul Üniversitesi
İstanbul
130 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
Cephane yok!..
Bu sabah saat beşte yola çıktık. Yunan'a muharebeye gidiyormuşuz. Halbuki her neferde yüz fişek bile yok. Bu kadar cephane ile muharebeye değil, ava bile gidilmez. (16 Aralık 1912)
Sayfa 133 - Balkan Harbi Hatıraları | Ketebe Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Arnavutlar...
Buranın ahalisi kendi kendilerine istiklâllerini ilân etmişler. Belediye dairesinin üzerinde istiklâl bayrakları sallanıyor. Zavallı ay yıldızın karşısında sallanan bu sancak, kırmızı satıh üzerinde çifte siyah kartaldan yapılmış bir şey. Ahali o kadar Türk düşmanı ki, belediye dairesine kartallı bayrakları çekmekle kalmayarak Redif dairesindeki al ve beyaz boyalı sancak direğinin rengini bile değiştirmişler. Kırmızı ve siyaha boyamışlar. (6 Aralık 1912, Berat)
Sayfa 131 - Balkan Harbi Hatıraları | Ketebe Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Ah, İstanbul'a gitsem...
Daha bir ay bu hayat sürerse daüssılaya uğrayacağım. Uyandığım saatten itibaren evi, annemi, ailemi düşünüyorum. Gece rüyalarımda hep onları görüyorum. Ah, İstanbul'a gitsem, bir ay evden dışarı çıkmayacağım!... (3 Aralık 1912)
Sayfa 130 - Balkan Harbi Hatıraları | Ketebe Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Şemsettin Sami...
İki saattir buradayız. O kadar kafalı adamlar çıkaran bu köy bir kaya parçasından başka bir şey değil. Her taraf taş. Binalar büyük ve muntazam. Sokakta Arnavutlarla konuştum. Buranın çıkardığı büyük adamlardan, Sami Bey'den, Abdül Bey'den ve diğerlerinden bahsettim. Bana uzakta birtakım taş binalar gösterdiler ve: - Hepsi şimdi boş, dediler. Ve anlattılar ki, onlar kasabalarda artık rahatı bulduklarından buralarını unutmuşlar. Hakikaten yaşanacak yer değil. Gözle görmek bile insanı üzüyor. (28 Kasım 1912; Fraşar, saat on iki)
Sayfa 128 - Balkan Harbi Hatıraları | Ketebe Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Bir köye geldik. İçeriye asker sokmuyorlar, ateş ediyorlar. Suyun başında yükleri indirdik. Taşların üzerinde ateş yaktık. Yağmur dindi, fakat soğuk o kadar çok ki... (25 Kasım 1912, Gece)
Sayfa 127 - Balkan Harbi Hatıraları | Ketebe Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam