İlker Güçer

İlker Güçer
@ilkergucer
müslümanca yaşamanın haysiyetine talip.
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
İstanbul Üniversitesi
İstanbul
130 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
Çünkü Allah, bütün susuzlukları dindirendir.
Şeriat kelimesi "gelenek"te (Sünnet'te) vardır, fakat Kur'ân'da yer almaz. Kur'ân'daki ifade (Mâide, 5/48) "şir'a"dır ki, etimolojik yönden, "su bulunan yere götüren yol" anlamına gelir. Bu kelimenin metin içindeki yeri anlamlıdır: Âyette, İsrailoğulları peygamberlerininki, Hz. İsa'nınki ve Hz. Muhammed'inki gibi ilâhî vahiylerin devamlılığı hatırlatılırken, son vahyin önemi şöyle vurgulanır: "Sana da geçmiş kitapları tasdik eden ve onları muhafazası altına alan Kur'ân'ı hak ile indirdik" (Mâide, 5/48). Derken şu hârikulâde kısım gelir: "Sizden her birinize "şir'a"yı gösterdik (kaynağa götüren yolu). Şeriat (ki "şir'a"nın anlamdaşıdır), demek ki şeriat, tarih dışı bir kanunun aşırı titizlikle uygulanışı olmadığı gibi, bir baskı aracı da değildir. Vahyin bütünlüğü içinde yer alan ilâhî bir mesajdır. Yani, hem Allah'ın elçileri tarafından öğretilmiş tam bir hayat tarzı, hem de çeşitli toplumların çağrılarına cevap veren bir yaşama biçimidir. Şeriat, kaynağa giden yoldur, ortak kaynaktır. Çünkü Allah, bütün susuzlukları dindirendir.
Sayfa 74 - Timaş Yayınları·Kitabı okudu
Düşünce
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bu baş döndürücü yayılış sırasında Müslümanlar sadece ve sadece baskıcı derebeylerine, despot krallara, yobaz papazlara ve engizisyonculara karşı savaş vermişler. Halklara karşı ise asla savaşmamışlardır. Çünkü halklar, Müslümanları bu eski boyunduruklardan kurtarıcı kişiler olarak görmüş ve onlara kucak açmışlardır. İspanya'daki Guadelet'ten İran'daki Kadisiye'ye kadar hep böyle olmuştur.
Sayfa 26 - Timaş Yayınları·Kitabı okudu
Düşünce
Allah, Kur'ân'da, paranın siyasî bir hiyerarşi kuracağı her tür sosyal düzeni kökünden reddeder. Tersine, hiçbir yanlış anlamaya meydan vermeyecek açıklıkla, şöyle buyurur: Bir memleketi yıkıp yok etmek istediğimiz zaman, oranın refah ve zenginlikten şımarmış ileri gelenlerini iktidar sahibi yaparız... İsrâ, 17/16
Sayfa 18 - Timaş Yayınları·Kitabı okudu
Düşünce
Dînî bir görev olarak, servetin toplum içinde aktarılması demek olan "zekât" farîzası ve Allah yolunda O'nun hizmetinde çalışma yapmadan her türlü servet artışı demek olan "ribâ" yasağı başta olmak üzere, Kur'ân'ın bütün buyrukları, servetin toplumun bir kutbunda yığılmasını ve öbür kutbun sefalete terkedilmesini önleme amacı güder.
Sayfa 18 - Timaş Yayınları·Kitabı okudu
Düşünce
Namaz farîzası ile "zekât" (yani sosyal hayatın bir gereği olarak ihtiyaç sahiplerine yapılacak aktarmalarla servetin temizlenmesi) farîzasının birbirine bağlı olarak Kur'ân'da 82 defa ifade edilmesi oldukça anlamlıdır. Şu hâlde, insanın Allah'la olan münasebeti ümmetle ve diğer insanlarla olan münasebetinden asla ayrı ve kopuk değildir.
Sayfa 18 - Timaş Yayınları·Kitabı okudu
Düşünce