Şeriat kelimesi "gelenek"te (Sünnet'te) vardır, fakat Kur'ân'da yer almaz. Kur'ân'daki ifade (Mâide, 5/48) "şir'a"dır ki, etimolojik yönden, "su bulunan yere götüren yol" anlamına gelir. Bu kelimenin metin içindeki yeri anlamlıdır: Âyette, İsrailoğulları peygamberlerininki, Hz. İsa'nınki ve Hz. Muhammed'inki gibi ilâhî vahiylerin devamlılığı hatırlatılırken, son vahyin önemi şöyle vurgulanır: "Sana da geçmiş kitapları tasdik eden ve onları muhafazası altına alan Kur'ân'ı hak ile indirdik" (Mâide, 5/48). Derken şu hârikulâde kısım gelir: "Sizden her birinize "şir'a"yı gösterdik (kaynağa götüren yolu). Şeriat (ki "şir'a"nın anlamdaşıdır), demek ki şeriat, tarih dışı bir kanunun aşırı titizlikle uygulanışı olmadığı gibi, bir baskı aracı da değildir. Vahyin bütünlüğü içinde yer alan ilâhî bir mesajdır. Yani, hem Allah'ın elçileri tarafından öğretilmiş tam bir hayat tarzı, hem de çeşitli toplumların çağrılarına cevap veren bir yaşama biçimidir. Şeriat, kaynağa giden yoldur, ortak kaynaktır. Çünkü Allah, bütün susuzlukları dindirendir.