''Ben bir kâğıdım. Kırılgan ve ince. Güneşe tutulurum ve o içimde parlar. Üzerime yazılır ve bir daha asla kullanılamam. Bir tarihtir tüm bu çizikler. Bir hikâye. Başkalarının okuması için bir şeyler söyler ama okuyanlar yalnızca sözcükleri görür, neyin üzerine yazıldıklarını değil. Ben bir kâğıdım ve benim gibi pek çokları olsa da hiçbiri benzemez bana. Kat yerlerim var benim. Oyuklarım var. Islatırsan eririm. Ateşe verirsen yanarım. Sert ellere verirsen buruşurum. Parçalanırım. Ben bir kâğıdım. Kırılgan ve ince.''
Diyor ki: Hava, yaratmaya devam etmek zorunda olduğumuz bir karışımdır.
Diyor ki: Yerin altında da üstündeki kadar şey var.
Ona anlattıkları şu: Umut etme, umutsuzluğa kapılma, öngörme ve hayrete düşme. Asla pes etmeden bölün, çoğal, dönüş, birleş ve yaşamın uzun günü boyunca yaptığın gibi dayan.