Kısa özet: Hans, derslerinde çok başarılı bir öğrencidir. Çevresi tarafından da bu başarısından ötürü sevilen bir çocuktur. Girmiş olduğu o büyük sınavı 2.olarak başarılı bir şekilde tamamlayıp yatılı olarak memleketinden uzak bir okula gönderilir. Ancak orada tanıştığı dostu Hermann kendisinden çok daha farklı, hayatı sadece bir okuldan ve sınavı başarıyla geçmekten ibaret olmadığını savunan, edebiyata ve şiire oldukça düşkün bir tiptir. Bu iki dost yakınlaştıkça Hans derslerinden uzaklaşmaya başlar ve Hermann'ın okuldan kaçmasıyla iyice yalnızlaşıp bunalıma giren Hans da okuldan atılıp memleketine geri döner. Orada bir tornacının yanında çalışmaya başlar ve arkadaşlarıyla çok içtiği, sarhoş olduğu bir gece ırmak kenarına yığılıp boğuluverir.
...
Gayet sıradan, basit hatta sıkıcı bil dille yazılmış olmasına rağmen (çeviriden de kaynaklanan bir durum olabilir.) eğitim camiasında okunması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum. Çünkü bir kitapta üslup ne kadar önemliyse de verilmek istenen mesajın daha önemli olduğunu söyleyebilirim. Bu kitapta verilen mesaj sanki biraz üstü kapalı geldi. Ama özette yer almayan bazı kısımlarından anladığım kadarıyla Hans'ın sürekli çocukluk yıllarından bahsetmesi, onun aslında çocukluk yıllarında, tatillerinde dahi ona nefes aldırmayan öğretmenlerinden, müdüründen... genel olarak çevresinde sürekli onu ders çalışması için hırslandıran ve bunu başaran bir çok kimse olması, onun bu zamanlarını doyasıya yaşayamamasına sebep olmuşlardı. Oysaki bu zamanlar bir daha asla geri gelmeyecekti ve doyasıya yaşaması gerekiyordu çocukluğunu. Bu konuda Hermann ona aslında hayatın farklı bir boyutunu göstermiş oldu. Bunun farkına varan Hans da sanki zamanında okuluna ve derslerine göstermiş olduğu ilginin gereksiz ve boş olmasını onun yerine