C

Sadece okumaya, okuduklarımı hatırlamaya ve bir anlam çıkarmaya çalışıyorum…
“O gece, haklı bir amaç uğruna, bilinen, bilinmeyen arkadaşlarla beraber mücadele etmenin emsalsiz güvenini, bunun yüreğe verdiği ferahlığı bir daha unutmamak üzere duydum.”
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Düşmana karşı duyduğu kin, bir ‘ikinci kalp’ gibiydi. Kalp nasıl gece gündüz ölüme kadar asla durmazsa, Niyazi Efendi’nin kini de öylece kendi kendini artırarak çalışıyordu. Nerede bir tehlikeli iş sezse koşar, hizmete koşulurdu. Ondaki cesaret, artık cesarete bile benzemeyen tarifsiz, ancak ölülerde, bir de delilerde bulunabilir korkunç bir haldi.”
Milli Mücadele Ruhuyla...
“‘Hiç aldırma... İhanet, bir kolunu cephede bırakmış, bir savaş sakatı kılığına girmişse, bunun tek bir anlamı olur: İnsanlığımıza vurulan bu canlı hakareti temizlemek için kadın, erkek, çocuk, biz yılmayanlar, daha çok, daha şiddetli, daha geberesiye çalışacağız. Bir uçurumdan gözü kapalı atlar gibi... Ötekileri de hatırla bakalım... Onlar o kadar kahramanken senin oturup ağlaman da insanlığımıza yakışmaz. Altmış altı oynar gibi gülerek ölüme giden Laz takacıları, mavnaya cephane yüklerken ‘Ne var?’ diye tekneye çıkmak isteyen gümrük muhafaza memuruna sarılıp beraber denize atlayarak beraber boğulan Hamat Kürt Muso’yu, tevkif edilecek arkadaşlarına kaçma fırsatı vermek işin elini mahsustan dişliye kaptıran Tesviyeci Ahmet Usta’yı, doğma büyüme İstanbullu olduğu, ömründe bir kere bile Heybeli’ye geçmediği halde, sınıftaki kürsüsünün altında kendisini Şeytan Adası’na götürecek kadar tehlikeli belgeler saklayan genç öğretmenleri, tavuk kesemeyecek kadar yufka yürekliyken işgal kuvvetleri zabitlerini karanlıkta bıçaklamaktan çekinmeyen esnafları, ameleleri, burada kalmak emrini alınca, gidip dövüşemeyeceklerine ağlayan, Trablusgarp’ta, Balkan’da, seferbelikte durup dinlenmeden dövüşmüş subayları, gizli teşkilata çalışan 10-12 yaşındaki çocuk Murat’ları, polis müdüriyeti zindanlarında Kuvayı Milliyecilere işkence ederken, ilk fırsatta kulaklarına eğilip, ‘Biraz daha sık dişini kardeşim... Dövmekten şimdi vazgeçeceğiz. Aman söyleme!’ diye fısıldayan polis neferlerini, hele hepsinin üstünde, bizim İzmirli Niyazi’yi düşün.’”
Sayfa 214·Kitabı okudu
“Millete güvenmeyi hiçbir zaman denememiş, henüz bir milletin varlığından haberleri olamamış bütün aydınlar gibi, her biri kendilerini teker teker vuruşup teker teker yenilmiş sayıyor, bir daha kalkarak yeniden başlamaya cesaret bulamıyordu.”
Sayfa 172·Kitabı okudu

C

, bir kitap okudu
Puan vermedi·403 syf.·
2021 16. kitabı
Elif Batuman
6.6/10 · 187 okunma